Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nursinne/public_html/wp-config.php:1) in /home/nursinne/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/inc/class-wmp-cookie.php on line 50
Mürşidi Kamil Kimdir? | Nurşin

share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Mürşidi Kamil Kimdir?

0 yorum

Allah-u Zülcelal bu kimseler hakkında ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “İyi bilin ki, Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur Onlar üzülmeyeceklerdir Onlar, iman edip takvaya ermiş olanlardır Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjdeler vardır Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur Bu en büyük mutluluğun ta kendisidir ” (Yunus; 62-64)

Görüldüğü gibi bu ayet-i kerimede veliler için korku ve üzülme olmadığı, onların vasıflarının iman ve takva olduğu belirtilmiştir Hz Peygamber de (sav) Allah’ın veli kullarını anlatırken şöyle buyurmuştur:

“Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatırlar ” (İbn Mace, 4119; İbn Ebi’d-Dünya, K Evliya, 48)

Gerçekte velileri görmek derhal ahireti hatırlatır Zira onlarda haşyet ve tevazu vardır Sanki nübüvvetten bir nur parlamaktadır Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Allah, iman edenlerin velisidir (dostudur, yardımcısıdır), onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ” (Bakara; 257)

Yüzü nûranî, sözü Rabbanî olmalı ve insanın içine inşirah veren yüzü, görenlerde uhrevîlik ve Rabbanîlik duygusu meydana getirerek, Allah’ı ve ahireti hatırlatmalıdır Gerçek bir mürşidin özellikleri, bunlarla kalmamakla beraber, bunları bilmek yeterlidir

Mürşidlik; insanın ruh dünyasına ve gönül alemine hitab ettiği için etkili ve yararlı olduğu kadar, son derece istismara açık bir konudur Ancak bu işin istismarcıları çabuk farkedilir Dini konulardaki zaaflar, menfaat ilişkileri ile kadınlarla ilişkilerde dini kuralları zorlayan mahremsiz, teketek görüşmeler ve ihtilât sayılacak birliktelikler, bu konuda önemli ipuçlarıdır

İşte kısaca anlatmaya çalıştığımız bu vasıfları taşıyan kimseler gerçek manada kamil mürşidlerdir.Burada şu itikadi hususu da açıklığa kavuşturalım ki; kendisinden yardım istenen ‘hakiki fail’ Allah-u Zülcelal’dir Kendisiyle tevessül edilen kul (peygamber, veli) Allah’ın yardım ve yaratmasına vesile olandır Yani, Sahabe’nin sahih itikadı, elbette her şeyi yapan-edenin Allah olduğu noktasında sabitti ve kullardan yardım istemeleri, gerçekte yaratıcının yaratmasına tabiydi

Günümüzde bazı kimselerin, -haşa- Sahabe’den daha sağlam bir itikada sahipmiş gibi, tevessülü itikada aykırı görmeleri, onların bakışlarının bulanıklığından başka neyle açıklanabilir?

Allah-u Zülcelal, nasıl ki büyük meleklerden olan Mikail (as)ı kevni konularda, kainattaki işlerle vazifelendirmiş ise ve o da yağmurun yağmasına, rüzgarın esmesine, bir şahit ve nöbetçi gibi vazife yapıyorsa, Peygamberlerin ve Evliyaullahın ruhaniyetleri de Allah’ın yaratmakta olduğu olaylara şahitler hükmünde vazifedardırlar Şimdi bazı kimseler:

“Muhakkak bir mürşid bulmak şart mıdır?” diyebilirler.
İnsan, yüzlerce kitabı ezberlerse ve gece-gündüz ibadetle meşgul olsa bile bir mürşidin terbiyesine girmeden, üzerinde bulunan hasletlerden kurtulamaz.

Tedavi yolunu bilmeyen bir hasta, nasıl doktora gitmeye muhtaçsa, nefsine mağlup olan ve bir türlü doğru yolda yürüyemeyen her insanın kendine bir mürşid bulması lazımdır. Çünkü Allah’u Zülcelal bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:

“İşte onlar, Allah’ın hidayetine ulaştırdığı kimselerdir; öyleyse sen de onların yoluna uy” (En’am; 90)

“Onlara güven ve korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar, halbu ki onu peygambere ve emre selahiyetli olanlara havale etselerdi onun ne olduğunu bilirlerdi…” (Nisa 83)

Mürşid, gerçek manada Allah’u Zülcelal’i kullarına, kulları da Allah’u Zülcelal’e sevdirmektedir.

Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun ki, hiç şüphesiz, Allah’u Zülcelal’in en sevgili kulları; Allah’ı kullarına, kulları da Allah’a sevdiren, yeryüzünde hayır ve nasihat için dolaşanlardır” (Beyhaki, Şihabü’l İman, 1/367)

Mürşid-i Kamillerin insanları Allah’u Zülcelal’e sevdirmesi şöyle olmaktadır. Mürşid-i kamil, kişiyi Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sünnetine uymaya sevkeder. Her kim Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e ve O’nun yoluna uymak için gayret sarfederse Allah’u Zülcelal onu sever. Çünkü bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:

“De ki: ‘Eğer siz (gerçekten) Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.” (Ali İmran; 31)

Mürşid-i Kamilin Allah’u Zülcelal’i kullarına sevdirmesi ise şöyle olur:

Mürşid, kişiyi manevi kirlerden temizleme yoluna sevkeder. Nefis, çirkin sıfat ve huylardan temizlenince, kalp aynası parlar ve hakikati görür. Hakikati gördüğü zaman da Rabbini sever. İşte bu nefsi temizlemenin ve terbiye etmenin bir sonucudur. Nitekim Allah’u Zülcelal bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz nefsini temizleyen kurtulmuştur”(Şems; 9)

Nefsin kurtulması, Allah’u Zülcelal’i tanıması ve hakikati görmesiyledir. İnsanın kalp aynası parlayınca, dünyanın ne kadar çirkin ve boş olduğunu, ahiretin ise ne kadar güzel ve devamlı olduğunu görür. Bu durumda da baki olanı sever ve ona yönelir; boş ve geçici olandan yüz çevirir. Böylece mürşidin insana vermiş olduğu menfaatte ortaya çıkmış olur.

Mürşid-i Kamiller, dünyada Allah’u Zülcelal’in dininin tebliğ edicileri, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in varisleridirler. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Âlimler, peygamberlerin varisleridir” (Beyhaki; Şihabu’l İman, 2/263)

Madem ki peygamberlerin varisleridirler, öyle ise onlara uymak, onların gösterdiği yoldan gitmek, söyledikleri tavsiyeleri yerine getirmek lazımdır.

İnsan ne kadar çok ibadet ederse etsin, bir mürşidi kamilin terbiyesine girerse, yapmış olduğu bu ibadetini az görür ve daha fazla ibadet etmeye gayret gösterir. Ama mürşidsiz olursa, nefis ve şeytan insanı çok kolay aldatır. Az olan ibadetini bile dağlar gibi gösterir.

Mürşid-i Kamiller, Allah’u Zülcelal’in dosdoğru olan yolundan zerre kadar ayrılmazlar. Daima Allah’u Zülcelal’in razı olacağı işlerin üzerinde bulunurlar. Bir kişinin hem Allah’u Zülcelal’in rızasını aradığını iddia etmesi, hem de bu gibi zatlardan kendisini uzak tutması çok yanlıştır. Oysa Allah’u Zülcelal bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:

“Bana yüz tutanın yolunu tut.” (Lokman, 15)

Bu ayeti kerimeden de anlaşıldığı gibi, peygamberlerin varisleri olan mürşidi kamillerin göstermiş olduğu yoldan ayrılmamak lazımdır. Çünkü Ashab-ı Kiramlar da Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e tabi olmuşlar, O’nun manevi terbiyesine girerek, göstermiş olduğu yoldan yürümüşlerdir. Günümüzde de O’nun varislerine uyan kimseler nefsin çirkin sıfatlarından kurtulup güzel sıfatların sahibi olurlar.

Netice olarak, mü’min olan kişi şuurlu bir şekilde düşündüğü zaman, Allah’u Zülcelal’in dostları ile beraber olmanın ve bir mürşid-i kamilin manevi terbiyesi altına girmenin bilhassa günümüzde şart olduğunu görecektir. Çünkü bugün günahlar bir deniz gibi olmuştur. İnsanın kendisini böyle bir ortamda muhafaza etmesi çok zordur. Kendisini mahafaza edebilmesinin çaresi mürşidi kamilin terbiyesine girip, onun vermiş olduğu reçeteyi uygulamakla mümkündür. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisi şeriflerinde:

“Kişi kendi arkadaşının dini üzerinedir. Öyle ise kişi kiminle arkadaşlık yaptığına baksın” (Ebu Davud) buyurmuştur.

Onun için insan Allah’u Zülcelal’in yolunda sapmadan doğru bir şekilde yürüyebilmek için daima iyi kişilerle birlikte olmalıdır. Böyle kimselerle beraber olmak hem Allah’u Zülcelal’i, hem Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i hem de Allah dostlarını razı eder.

İyilerle beraber olmak ve hakiki mürşidi kamili bulup ona bağlanmak için Cenabı Hakka yalvarmak, çok dua etmek lazımdır.Abdülkadir Geylani (k.s.) Hazretleri bir sohbetinde dinleyenlerine şöyle diyor.:

-“Salih zatların peşine takıl.Kimin Salih kimin münafık olduğunu bilemediğin için gece kalk; iki rekat namaz kıl ve ardından şöyle dua et:
– Ya Rabbi! Bana Salih kullarını göster.Beni sana getirecek kılavuzu göster.Gözümü sana yakınlık nuru ile nurlandırarak mükemmelleştir.Bana başkalarının gördüklerini anlatan değil, bizzat gördüklerini haber verecek bir kılavuzu bildir.”

Ve yine Abdülkadir Geylani Hazretlerinin bir duası şöyledir:

-“Allahım! Senden bizi belalara uğratmadan kendine yaklaştırmanı istiyoruz.Bizleri kötülüklerin şerrinden facirlerin tuzağından koru…Senden bizleri iyi amellere ve amellerde de ihlasa muvaffak kılmanı istiyoruz.”

Ebul Hasan Harakani Hazretleride buyuruyor ki:

– “Şu iki kişinin çıkardıkları fitneyi şeytan bile çıkaramaz.Dünya hırsına sahip alim ve ilimden yoksun sufi.”

SÜNNETE UYMAYANDAN MÜRŞİD OLMAZ

Bir gün;Beyazıdı Bestami Hazretlerine yakınları:

-“Efendim filan yerde büyük bir zat var.Fazilet ve keramet sahibi bir velidir.”ve daha başka sözlerle o zatı çok övdüler.Bunun üzerine Beyazıd-ı Bestami (k.s.) Hazretleri

-“Madem öyledir.O halde o büyük zatı ziyarete gitmemiz lazım oldu.” Buyurdular.Talebelerinden bazıları ile birlikte onun bulunduğu yere geldiler.Beyazıd-ı Bestami (ks.) Hazretleri, bildirilen zatın, mescide doğru gitmekte olduğunu giderken kıblye dogru tükürdüğünü gördü.Görüşmekten vazgeçip derhal geri döndü.Sonra o kimse hakkında şöyle buyurdu.

-“Dinin hükümlerini yerine getirmekle sünnet-i seniyyeye uymakta ve edebe riayette zayıf birisine nasıl olur da keramet sahibi denilir.Böyle bir kimsenin, Allahü Tealanın evliyasından olması mümkün değildir.” Buyurdu.

EBUL FARUK HAZRETLERİNİN MÜRŞİD-İ KAMİLİ TARİFİ

Ağaç nasıl ki, gövdesinden değil de meyvesinden iyi anlaşılırsa, mürşid-i kâmil olan kişiler de, gösterişli zâhir hallerinden değil, meyve ve mensuplarından yani yetiştirdikleri kimselerin güzel hallerinden anlaşılır. Ve bu sûretle kendilerine tâbi olmak, mânevî feyzinden her hususta istifâde etmek câiz ve sahih olur. Şöhreti arşa çıksa, hakîki mürşidin misâli, meyvesidir.“

TENVİRUL KULUB’ DA

Tenvirul kulub sahibinin izahına göre ise,hakiki mürşide bulunması gereken vasıflardan bazıları şunlardır:
1-Mürşidi kamil şeri ve dini ilimlere tam vakıf olacak(Cahil kimseden mürşid olmaz)

2-Kitaba ve sünnete tam uyacak.

3-Dini yayacak.İlim okutacak, ilim okutturacak.

Her mürşid, aynı zamanda bir velidir. Evliya; Allah’ı bilen, Allah’ın dostu, sevgili kulu ve yakınıdır Allah’a itaatta ve muhabbette çok ileri derece de olup HzPeygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünnetini yerine getirmede çok titiz davranan kimsedir

İnsanları irşad eden mürşid-i kamillerin bir takım alametleri vardır Bir mürşid-i kamilde bulunması gereken vasıflar şunlardır:

1- Öncelikle ilmiyle amel eden âlim bir zat olması lazımdır
2- Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerinin, tasavvuf ve hakikat ilimlerinde derin bir bilgiye sahip olmalıdır
3- İnsandaki manevi hastalıkların nasıl meydana geldiğini ve bununla nasıl mücadele edileceğini bilmelidir
4- Dünyaya ve dünya malına rağbet etmeyen bir kimse olmalıdır
5- Silsile yoluyla Hz Peygamber (a s v)’e ulaşan kamil bir mürşidden izin alarak irşada başlamış olmalıdır
6- Bütün insanlara karşı son derece şefkatli ve merhametli olmalıdır
7- Çok güzel bir ahlaka sahiptir
8- Her türlü elem ve kederi sükunetle karşılayan bir zat olmalıdır
9- Bütün işlerinde ölçülü ve insanlara daima nasihatte bulunmalıdır
10- Asla boş işlerle vaktini geçirmez Bütün vaktini ibadet ve taatle, Allah’ın zikri ile, dine hizmetle ve insanların güzel ahlak sahibi olmaları için uğraşmakla geçirir
11- İnsanların ayıplarını yüzlerine vurmaz

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*