share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Abdullah İbn Mesud (r.a)

0 yorum

Abdullah bin Mesud peygambere ilk iman eden Müslümanlardandır Gizli davet döneminde müslüman olmuştur Bir çok kaynakta Müslümanların altıncısı olarak geçer Fakat bu net değildir

Müslüman Oluşu
Hz
Abdullah genç yaşta Kureyş müşriklerinin koyunlarına çobanlık yaparak geçimini sağlıyordu İslamiyet’e girişini şu şekilde anlatıyor:

“Ben, Ukbe b Ebi Muayt’ın koyunlarını güdüyordum Bir gün Resulullah ve Hz Ebubekir yanımdan geçiyorlardı Resulullah bana sütümün olup olmadığını sordu Ben de ona, çoban olduğumu ve bu koyunların bana ait olmadıklarını söyledim Bunun üzerine Resulullah: Yavrulamamış ve süt vermeyen bir koyunun var mı? Bana gösterir misin?” dedi Ben de koç yüzü görmemiş bir koyunu yanaştırdım Resulullah koyunu sağmaya başladıGerçekten yavrulamamış ve sütü olmayan bu koyundan süt sağıp Hz Ebubekir’e içirdi, sonra da kendisi içti ve koyunu saldı Daha sonra ben O’nun yanına geldim ve ‘Bunu bana da öğret’ dedim Bunun üzerine Resulullah başımı okşadı ve ‘Sen küçük bir öğrencisin Allah sana rahmet etsin’ dedi

Hz Adullah, bu mucizeyi gördükten sonra müslüman olur ve o günden sonra peygamberin yanından ayrılmaz Genç yaşta müslüman olan Hz Abdullah kendisini tamamen ilme adar Peygamberin oturduğu her mecliste o da oturur ve onun söylediklerini aklında tutar
Birçok hadis ezberleyip rivayet eden Hz Abdullah, rivayet ettiği hadislerle bugün biz Müslümanlara ışık olmuştur Resulullah hiçbir zaman onu sohbet meclislerinden dışarı çıkarmamıştı Gizli meclislerde bile onun yanında oturmuştur Resulullah, onun ilme olan düşkünlüğünü bildiği için özellikle onun yanında kalmasını istiyordu Çünkü Peygamberin vefatından sonra insanları doğru yol üzerinde tutacak olan onun sünnetiydi Birilerinin O(s a v )’nun yanında kalması; konuşmalarını, tavır ve davranışlarını gözlemlemesi, İslam’ı doğru öğrenmesi gerekiyordu Bu yüzden Hz Abdullah’ı yanında tutuyor ve sorularına cevap veriyordu
Hz Abdullah öğrenmiş olduğu ilmi, Peygamberin vefatından sonra insanlara öğretmeye başladı Mescitlerde öğrenci yetiştirip onlara hadisleri, fıkıh bilgilerini ve Kur’an’ın tefsirini öğretiyordu Çünkü o, aynı zamanda Kur’an-ı iyi yorumlayan müfessirlerden biriydi Peygamberin yanında kaldığı için derin bir fıkıh bilgisine de sahip olan Hz Abdullah fıkıh ilminin kurucularındandır Hanefi mezhebinin fıkıh alimi odur İmam-ı Az*** o ve ondan sonra gelen alimlerin bilgilerini genişletip bunu yaymıştır Hz Abdullah’ın rivayet ettiği fıkıh bilgileri uzun yıllar sonra bir kitapta toplatılmış ve bugün biz Müslümanlara kazandırılmıştır (1984)
İbn-i Mesud der ki: “Habeşistan’a hicret etmeden önce, Mekke’de bulunduğumuz sırada, Resulullah(s a v )’a namaz kılarken selam verirdik, O da selamımızı alırdı Habeşistan’dan döndüğümüzde yine aynı şekilde namaz kılarken selam verdik fakat selamımızı almadı Namazını bitirdikten sonra sebebini sordum: “Cenab-ı Hak namazda konuşmayı yasakladı” buyurdular
Hz Abdullah, Resulullah’ın yanında kaldığı için O’nun ahlakıyla ahlaklanmıştı Dünya malını sevmez ve değer vermezdi Zaten yaşamını da bu şekilde geçirdi
Bugün bizler de ta on dört asır önce insanlığın üzerine çökmüş olan o karanlık düzende yaşıyoruz İnsanlar, İslam’a karşı soğutuluyor Yeni nesil İslam ahlakı dışında ahlaklandırılıyor Peygamberin sünneti unutturuluyor Bunlar karşısında bizlerin yapması gereken kendi asrımızın Abdullahları olmamızdır Kur’an’a ve sünnete sımsıkı bağlanmalıyız Bizler asrımızın tanıklarıyız Bu asırda varolan haksızlıklara, cahiliyye düzenlerine ve zulme karşı ne gözlerimizi kapatmalı ve ne de kulaklarımızı tıkamamalıyız
Hz Abdullah Müslüman olduktan sonra Kur’an’ın inen tüm surelerini sırayla ezberlemiştir Kur-an’ı Kerim’i hıfz etmiş olan Hz Abdullah, Mekke müşriklerine karşı Kur’an-ı ilk olarak açıktan okuyan sahabedir
Yahya b Urve b Zubeyr babasından şunu rivayet etmiştir: “Resulullah(s a v )’ın sahabeleri bir gün kendi aralarında toplanıp şöyle konuştular: Allah’a yemin olsun ki Kureyşliler şimdiye dek bu Kur’an-ı açık bir şekilde hiç işitmemişler Bu Kur’an’ı onlara karşı kim duyuracak?” Abdullah bin Mesud: “Ben” dedi Sahabeler:
“Biz onların sana zarar vereceklerinden korkuyoruz
Bizim isteğimiz onu koruyacak ve kollayacak bir kabileye sahip olan birinin olmasıdır Yani ona zarar vermek isterlerse kabilesi onu korusun” dediler
Abdullah:
‘Beni bırakın, Allah beni korur’ dedi

Hz
Abdullah sabah Kabe’ye geldi Kureyşliler de orada toplanmışlardı O da orada durup sesli bir şekilde Kur’an’ın Rahman Suresi’ni okumaya başladı“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Rahman olan Allah, Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona beyanı öğretti… ” (Rahman, 1-5) Onun sesini duyan Kureyşliler hemen gelip ona saldırdılar ve vurmaya başladılar Dayak yemesine rağmen susmuyordu Hz Abdullah Sahabeler onun yanına geldiklerinde yüzü gözü kan revan içinde kalmıştı Sahabeler ona şöyle dediler: “İşte biz bundan korkuyorduk ” O ise şöyle cevap verdi: “İsterseniz yarın yine yaparım” fakat sahabeler kabul etmediler
Hz Abdullah’ın, kendisini koruyacak bir kabilesi yoktu Bu yüzden Kureyş, onu dininden döndürmek için işkenceler yapıyordu Fakat yaptıkları bu işkenceler onu dinine daha çok bağlıyordu Kureyş’in Müslümanlara yapmış olduğu işkenceler çoğalınca Resulullah Müslümanlardan bazılarına Habeşistan’a gitmeleri için izin verdi Hz Abdullah da bunların arasındaydı Allah yolunda yerini ve yurdunu terk ediyordu O, Mekke’den, işkence gördüğü için hicret etmiyordu Peygamber O’na emir verdiği için hicret ediyordu Mekke’deki müslümanlar için destek toplaması gerekiyordu Yıllarca peygamberden aldığı ilmi artık kullanma zamanı gelmişti Bu yüzden o da diğer Müslümanlarla beraber Habeşistan’a hicret etmişti Hz Abdullah bir süre Habeşistan’da kaldıktan sonra tekrar Mekke’ye geri döndü
Resulullah Mekke’de müslümanlar arasında kardeşlik bağı oluşturduğunda, Hz Abdullah’ı da Zübeyr bin Avam’a kardeş kıldı Müslümanlar Medine’ye hicret ettiği zaman Muaz bin Cebel’in evinde kalıyordu Daha sonra Resulullah Medine’de bu ikisini birbirlerine kardeş yaptı
Hz Abdullah Resulullah’la beraber savaşlara da katılmıştır Bedir savaşı’na katılmış olan Hz Abdullah yaralı halde olan Ebu Cehil’i öldürmüştür Bu konuyu kendisi şöyle anlatır:
“Bedir günü Resulullah (s
a v ): ‘Ebu Cehil’e ne olduğuna kim bakacak’ demesi üzerine onu aramaya başladım Ebu Cehil’in yanına geldim, ölmek üzereydi Afra’nın çocukları onu vurup ölüme terk etmiştiler Sen Ebu Cehilsin dedim ve onun sakalından tuttum O, ayağından vurulmuş ve yere yığılmıştı Ona: ‘Ey Allah’ın düşmanı, Allah seni rezil etti mi?’ dedim Ebu Cehil dedi ki: ‘Beni kavmim öldürdü Keşke çiftçi olan biri beni öldürseydi ‘ Kılıcımla ona bir darbe vurdum Hiçbir şey olmadı Onun kılıcı da elindeydi Yüzüme tükürdü: ‘Senin kılıcın kılıç değildir, benim kılıcımla beni öldür’ dediDaha sonra Resulullah (s a v ) onun kılıcını bana bağışladı
Uhud Savaşı’na da katılmış olan Hz
Abdullah peygamberin yanında saf tutmuş ve onu korumuştu Aynı zamanda Hendek, Hudeybiye, Hayber, Mekke’nin Fethi’ne de katılmıştır Huneyn Gazvesi’ne de katılan Hz Abdullah Müslümanların dağıldığı esnada peygamberin yanından ayrılmamıştı
Hz Abdullah yaşamını sadece ilme vermemiştir Çünkü o biliyordu ki gerçek bir İslami yaşam sadece ilim ile olmaz Zulmün ve küfrün olduğu bir yerde ilmin tek başına bir anlamı olmazdı O, Resulullah’tan bunları öğrenmişti İlme olan düşkünlüğü onu cihattan alıkoymuyordu
Halifeler Zamanında HzAbdullah:
Hz
Abdullah peygamberin vefatından sonra da boş durmamış, Hz Ebubekir’e biat verip onunla beraber mücadelesine devam etmiştir Hz Ebubekir döneminde zekat vermeyenlere karşı yapılan savaşta Hz Abdullah, sahabelerden Hz Ali, Hz Talha ve Hz Zübeyr’le birlikte Medine’de kalmış ve Medine’yi zekat vermeyen fasıkların saldırısından korumuştur Hz Ömer döneminde de cihadına devam etmiş ve Suriye’ye gitmiştir
Hz Ömer hicretin 20 yılında (H 642) İbn Mesud’u Kufe kadılığına tayin etti Kadılık dışında Beytülmal’dan sorumlu olacak ve halkın eğitimi ile de ilgilenecekti Hz Ömer Kufe halkına gönderdiği bir mektupta şöyle der: “Size Amr bin Yasir’i Emir, İbn-i Mesud’u da öğretici olarak gönderiyorumBeytülmalınıza da İbn-i Mesud’u tayin ettim Bunların her ikisi de Bedir ehlindendir Onları dinleyin ve onlara itaat edin İbn-i Mesud’u yanımda alıkoymak istiyordum ama sizi kendime tercih ettim
Hz
Abdullah kendisine verilen bu görevi hakkıyla yerine getirmiştir Kufe ekonomik gelir açısından müslümanlar için önemli bir yerdi Binlerce müslümanın ve birçok savaş cephesinin para tahsisatı buradan karşılanıyordu Bugünkü adıyla hazine bakanı olarak bilinen bu zor görevi sırtında taşıyıp hakkını veriyordu
Kadılık görevini de yapan Hz Abdullah adil biriydi Herkese hakkını verir, kimseye haksızlık etmezdi Hz Abdullah aynı zamanda Kufe’de çok iyi bir eğitici olmuş, halkı bir çok konuda bilgilendirip, öğrenciler yetiştirmiştir
Hz Abdullah on iki sene Kufe’de kaldı Hz Abdullah, Hz Ömer’in vefatından sonra da Kufe’deki görevini devam etti Hz Osman bin Affan’ın hilafeti zamanında, Hz Osman onu Medine’ye çağırınca hicretin 32 yılında Medine’ye gitti
Medine’ye gittiğinde o ve Hz Osman Mekke’ye Hacca gittiler Hac’dan dönüşte Hz Abdullah hastalanır “Bir gece rüyasında Resulullah’ı görürRüyasında Resulullah onu yanına çağırıyordu ” Hastalığı günden güne ilerliyordu
Hz Abdullah’ın hastalığı ilerleyince, 63 yaşında Medine’de vefat eder Cenaze namazını Hz Osman bin Affan kıldırır ve Cennetül Baki mezarlığına defnedilir
Hz Abdullah Resulullah’ın sevgisini kazanmış olan sahabelerdendir Resulullah onu sever ve ona değer verirdi Öyle ki meclisine izinsiz girip çıkmasına izin verir ve onun sorularını cevaplandırırdı
Hz Abdullah yaşamı boyunca peygambere hizmet etmiş ve hiçbir zaman O’na saygıda kusur etmemiştir Bir çok zaman peygambere hizmet eder ve bu hizmetten dolayı övünürdü Bazen peygamberin misvakını taşır ve O’na verirdi Bazen de asasını getirirdi Onun abdest suyunu taşırdı Medineli olmayan müslümanlar, Medine’ye ilk olarak geldiklerinde onu peygamberin ev halkından biri olarak düşünürlerdi
Peygamberimiz yılda bir defa Kur’an’ın tamamını Hz Cebrail’e okurdu Bu okuyuş esnasında İbn-i Mesud’da peygamberin yanında olmuştu
Resulullah, İbn-i Mesud’un Kur’an’ı okuyuşundan bahseder ve onu överdi Kur’an-ı çok güzel okuduğu için, Resulullah ondan dinlemeyi severdi Bir gün İbn-i Mesud Resulullah’a şöyle dedi:
“Ey Allah’ın Resulü! Biz Kur’an’ı Sizden okuduk, Sizden öğrenmedik mi?”
Bunun üzerine Resulullah şu cevabı verdi:
“Evet ama ben Kur’an-ı başkalarından dinlemek isterim

Allah ondan razı olsun

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*