share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Amr Bin Füheyre (r.a)

0 yorum

Âmir Bin Füheyre(R.A.)

– Meleklerin defnettiği sahâbî

Âmir bin Füheyre hazretleri Tufeyl bin Abdullah’ın çobanıydı. Nice yıllar herşeylerini kaybedip insanlıklarını unutmuş kimselere hizmet etti. Ama bütün hizmetlerinin karşılığı sadece karın tokluğuydu. Belki karınlar toktu fakat rûhlar açtı.

Günler böyle ızdıraplar içinde geçip gitti. Nihâyet beklenen İslâm güneşi Mekke’de doğdu ve etrafa yavaş yavaş ışıklarını saçmaya başladı. İslâmla müşerref olanlar Onun ma’nevî lezzetini tattılar.
Tadını alan bir daha onu bırakamadı. İnsan kalbe giren bu İlâhî aşktan ayrılabilir miydi? Bu İlâhî aşka tutulanlardan biri de Âmir bin Füheyre hazretleriydi. Fakat köleydi ve sözde efendisi vardı. Kalbinde duyup vücudunun bütün zerrelerinde hissettiği îmân lezzetini açıklayamazdı.

Âmir“Bu vücut mutlaka birgün toprak olacaknefsin elinde bir oyuncak olan bu beden mutlak çürüyeceköyleyse bu dünyada bu kadarcık işkenceye dayanıversin” diye düşündü. Bu düşünce zinciri akıp gitti. Artık Âmir bin Füheyre hazretleriyüce dînin emirlerini yerine getirmeye başladı. Kınayanın kınamasından; kızanın kızmasından çekinmedi. Bu yüzden çeşitli işkencelere mâruz kaldı.

Bilâl-i Habeşî ile birlikte ağır işkencelere uğratılmışkızgın güneş altında saatlerce bekletilmişti. Bütün bu işkencelere rağmen îmânından zerre kadar ta’vîz vermemişhak dînden geri dönmemişti. Bilâhare Hz. Ebû Bekironu satın alarak âzâd etti.

Bu sırada müşrikler iyice azıttılar. Müslümanlara her türlü işkenceyiezâ ve cefâyı yapmaktan geri durmadılar. Nihâyet İlâhî izin geldi. Allahü teâlânın Resûlüen yakını Hz. Ebû Bekir ile Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret edeceklerdi. Bu emirle iki sâdık dost yola çıktılar. Sevr mağarası önüne geldiklerinde Mekke çalkalanmaktaher taraf aranmaktaydı. Resûlullaha yardımcı olanın canı tehlikedeydi.

Bütün bunlara mukâbil Âmir bin Füheyre hazretleriHz. Ebû Bekrir’e âit sütlü davarları uygun vakitlerde mağaranın önüne getirdi. Peygamber efendimiz ve Hz. Ebû Bekir’in yiyecek ve içeceğini temin etti. Böylece onlarla beraber hicret etme şerefine de kavuştu.

Resûlullah efendimizMekke’den Medîne’ye hicret eden Müslümanları birbirine kardeş yaptığındaÂmir bin Füheyre’yi de Ensâr’dan Hâris bin Evs ile kardeş yaptı.

Hicretten sonraMedîne’de bir araya gelen Müslümanlargittikçe artarak kuvvetlenmekteydi. Bu vaziyetmüşrikleri iyice endişelendirdi. Nihâyet Müslümanlarla müşrikler arasında Bedir ve Uhud gibi savaşlar oldu.

Âmir bin Füheyre hazretleri bu savaşların her ikisine katılmak saâdetine kavuştu. Her iki savaşta da Müslümanlar az olmasına rağmenkendilerinden kat kat fazla olan düşmanı mağlûb ettiler. Bununla beraber müşrikler boş durmadılar.

Hicretin dördüncü senesiNecd Şeyhi Ebû BerâMedîne’ye gelipResûlullaha mürâcaat etti. Kabîlesine dînî bilgileri öğretmesi için muallimler istedi. Yetmiş kişilik bir heyet hazırlanıp gönderildi.

Yetmiş kişilik muallimler heyetiBi’r-i Maûne’de kuşatıldılar. Müslümanlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlayınca kılıçlarına sarıldılar. Ancak düşman çok kalabalıktı. Ebû Berâ’nın kardeşinin oğlu Âmir’in tertiplediği bu alçakça hareket netîcesindeÜmeyye oğlu Amr’ın dışında oradaki Müslümanların hepsi şehîd oldu.

İslâma hizmet etmek için giderkenuğradıkları saldırıdaşehîd olanlar arasında yer alanÂmir bin Füheyre’nin vaziyeti daha bir başkaydı.

Şehîd edilişi sırasındaki gördükleri hâdiseyimüşriklerinkısa akıllarıyla anlamalarıkavramaları zordu. Azgın müşriklerinsırtından saplamış oldukları mızrakgöğsünü yarıp çıkmıştı. Kanlar fışkırmaktaydı. Bu kanalelâde bir insan kanı değilResûl-i ekremin müsâadesiyle İslâmı ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmek için yola çıkmış bir sahâbînin mübârek kanıydı.

(Müslümanlardanbeni İslâm dînîne da’vet eden birinearkasından mızrağımı sapladım. Mızrağımın demirinin onun göğsünden çıktığını gördüm. Bu esnada kendisinin“Vallahi kazandım” dediğini işittim.

Kendi kendime”Adamı öldürdüğüm hâldekazandığı ne acaba” dedim. Mızrağımı çıkarıp Dahhâk bin Süfyân’a gittim. Âmir’in sözünü naklettim. Dahhâk“Onun maksadıCenneti kazandım demektir” dedi ve Müslüman olmamı tavsiye etti. Ben de Müslüman oldum. Müslüman olmama Âmir’den işittiğim söz ve kendisinin göğe yükseltilmesi oldu.)

Cebbâr ve oradaki müşriklerÂmir bin Füheyre hazretleri şehâdet şerbetini içtiği zamanonun semâya doğru kaldırıldığını görmüşlerdi. Böyle garip hâller olupÂmir bin Füheyre hazretlerinin rûhu da Cennete uçup gitti. “Kurtuldum” sözünü duyan Cebbâr da müşrik topluluğu içinde tek îmâna gelen kimse oldu.

Allahü teâlânın hikmetidir kihâdise netîcesinde birisi şehîd olmuşturdiğeri ise hidâyete ermiştir. Âmir bin Füheyre şehîd olduğu sırada 40 yaşındaydı.

Bi’r-i Maûne’de müşrikler tarafından kuşatılan İslâm irşâd ekibi şehîd olacaklarını anlayıncadediler ki:

– Yâ Rabbî! Resûlullah efendimize durumumuzu haber verecekburada senden başka kimsemiz yoktur. Selâmımızı ona ulaştır yâ Rabbî! Yâ Rabbî! Resûlün vâsıtasıyla kavmimize haber ver ki: Biz Rabbimize kavuştuk. Rabbimiz bizden hoşnut oldu ve bizi de hoşnut kıldı.

Cebrâil aleyhisselâm gelip durumu Resûlullah efendimize bildirdi ve dedi ki:

– OnlarRablerine kavuştularRableri onlardan râzıhoşnut oldu ve onları da hoşnut kıldı.

Resûlullah efendimiz Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi üzerine; “Ve aleyhisselâm” buyurdular ve hutbeye çıkarakmüşriklerinMüslümanlara yaptığı bu ihânetiEshâb-ı güzînin bu şekilde pusuya düşürülmesinionların şehîd olduklarını Medîne’de Eshâb-ı kirâma bildirdiler.

Ne mutlu o şekilde şehadet şerbeti içmeye,Ne mutlu ilim yolunda şehit olmaya

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*