share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Fıkıh İlmine Giriş

0 yorum

Başlangıçsız her şeyin evveli, nihayetsiz her şeyin sonu; Kadim, Kerim, fazilet ve cömertlik sahibi, varlığı kendinden olan Allah Teâlâ’ya sonsuz hamd ve senalar olsun. Yüce Allah, kemal sıfatlarından olan Cemal ve Celâl sıfatları ile vasıflanmıştır. Allah Teâlâ, noksan sıfatlardan, yaratılmış olmaktan, zevale uğramaktan beridir.

Kıyâmete dek salat ve selâm, rahmet Nebisi, Ümmet’in şefaatçisi halkın aynasında Hakk’ın kâinattaki tecellilerinin en mükemmeli olan Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem’e, O’nun hoş ve temiz olan sahabîlerine, O’na uyanlara, O’nun yolundan giden müminlere olsun.

Bilmiş ol ki; dini kuvvetlendirme binasının temeli olan Tevhid ilmi, uyulması icabeden bilgiler yönünden ilimlerin en şereflisidir. Ancak Kitap, Sünnet ve İcmâ-i Ümmet mefhumlarından dışarıya çıkmamak, bid’at ehlinde olduğu gibi, mücerred aklî delillere ait bilgilere girmemek şartıyla. Zira mücerred akılcı bidatçılar, vakıaya uygun olarak doğru yolun habercisi Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem’in haber verdiği gibi, Ehl Sünnet vel-Cemaat’m üzerinde yürüdükleri caddeyi terk ettiler. Tirmizî ve diğer Sünen kitaplarında rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“İsrailoğulları yetmişiki fırkaya ayrıldılar. Benim Ümmetim ise yetmişüç fırkaya ayrılacaktır. Bunların hepsi cehennemdedir. Bir tanesi müstesna.. Ashabı Onlar kimlerdir yâ Resûlellah! diye sorunca Hz. Peygamber: Ben ve ashabımın yolunda bulunanlardır,” buyurdu.

Ahmed b. Hanbel ve Ebû Davud’un Hz. Muaviye’den rivayet ettiklerine göre ise şöyle denilmektedir: “Yetmişiki fırka, cehennemde, bir fırka ise cennettedir. Onlar da Ümmet’in çoğunluğunu teşkil eden topluluktur.” Zira Hz. Peygamber’den rivayet edilen başka bir Hadis-i Şerife göre;

Ümmet-i Muhammed sapık yolda toplanmaz.” Başka bir rivayete göre ise Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyor:

“Benim Ümmetim sapıklık üzerinde ittifak etmez.”

Süfyan (R.A.)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Bir müctehid dağ başında da bulunsa, o tek başına bir cemaattır.” Bunun manası şudur: o âlim bulunduğu yerde, cemaatın yolunda devam eder, böylece tek başına bir cemaat gibi olur. Nitekim Hz. İbrahim hakkında Cenabı Allah şöyle buyuruyor:

Muhakkak İbrahim aleyhisselam, Hak dine yönelen, Allah’a itaat eden bir ümmet idi. O müşriklerden değildi. ]Bu ayet-i kerîmede Ümmetten kasıt, yalnız başına bir ümmet manasıdır. Bu manada şair bir şiirinde şöyle diyor:

“Bütün dünyayı bir kişide toplamak Allah için muhal değildir.”

İbn-i Abbas (r.a.) da şöyle buyurmuştur:

“Cenabı Allah Kur’an-ı Kerim’i okuyup manası ile amel edenlerin dünyada sapıklığa uğramayacağı âhirette de zahmet ve sıkıntı çekmeyeceğini taahhüt etmiştir.” Bu sözü söyledikten sonra İbn-i Abbas hazretleri delil olarak şu âyet-i kerîmeyi okudu:

“Kim benim hidayetime uyarsa dünyada sapmaz, âhirette de zahmet çekmez”.

Selef âlimlerinin çoğunluğu ile sonradan gelen âlimlerden bir topluluk Kelâm ilmî ve buna bağlı olarak maksat itibariyle mantık ilmine yakın olan ilimleri çirkin görmüşlerdir. Hatta İmam Ebû Yusuf Bişr elMerîsî’ye şöyle demiştir : “Kelâm ilmini bilmek cehalettir, kelâm ilmini bilmemekse ilimdir.” İmam Ebû Yusuf bu sözü ile, yâni kelâmı bilmemek sözü ile kelâm ilminin sağlam bir bilgi olmadığını itikat etmeyi kasd etmiştir. Kelâm ilmi faydalı bir ilimdir. Yahut bu sözü ile kelâm ilminden yüz çevirmeyi ve çok iltifat etmemeyi kasdetmiştir. Yoksa kelâm ilmi insanın aklını ve bilgisini korur, bu itibarla kelâm, ilimdir.

Yine İmam Ebû Yusuf’tan şöyle bir söz nakledilmiştir: “İlmi, kelâm yolu ile arayan zındıklaşır; malı, kimya yolu ile arayan iflas eder, hadislerin garibini arayan yalan konuşur.”

İmam Şafiî rahmetüllahi aleyh şöyle buyuruyor: “Kelâmcılar hakkındaki hükmüm şudur: Hurma dallarından yapılmış çubuklarla ve nalinlerle dövülmeli, sonra da kabile kabile, aşiret aşiret dolaştirılmalıdırlar.”

İmam Şafiî’nin bu sözünü tevil sadedinde şöyle denilmiştir. Bu türlü ceza, Kitap ve Sünnet’i tetkik edip sırf bidat ehlinin ve sapıkların yapıştığı kelâm ilmine teveccüh gösteren mutaassıplara karşı söylenmiştir.

Şâir bir şiirinde bu konuda şöyle diyor;

Kur’an’dan başka bütün ilimler, bir meşgaleden ibarettir, Hadis ilmi ile dinî bilgilere sahip olmak müstesna. İlm, “Kale” ve “Haddesenâ” sözleri ile başlayan bilgidir. Bunlardan başkası ancak şeytan vesvesesidir.

İmam Şafiî bu konuda yine şöyle diyor: “Kulun, Allah’a, şirkten başka bütün günahlarla kavuşması, onun için, Allah’a ilm-i kelâm bir kısım bilgilerle kavuşmasından çok daha hayırlıdır.” Kelâm ilmini gayeye ulaşmak için bir vasıta değil de maksat edinenler kasdediliyor. Yoksa Kelâm ilmi inançları korumak için bir vasıta kılınırsa buna hiçbir müctehid karşı çıkmaz. (Mütercim.)

İmam Şafii’nin yine şöyle bir sözü vardır: “Kelâmcılardan, bir müslümanın söyleyebileceğine inanmadığım sözler ısıttım.”

Hanefî müctehidleri, fetva kitaplarında şöyle bir fetvayı zikretmişlerdir. Bir kimse, bulunduğu şehrin âlimlerine, bir konuda bulunsa, kelâmcılar bu vasıyyete dahil değildir. Yine bir insan kütüphanesinde bulunan ilmî kitapların vakfedilmesini vasıyyet etse selef âlimlerine göre, orada bulunan kelâm ilmine ait kitaplar vakıf değildir, satılabilirler. Bu söz akıl sahiplerince güzel bir sözdür. Zira Hz. Peygamber’in getirdiği vahye dayanmadan usul ilmine ulaşmak nasıl taleb edilebilir?

Bu konuda bir şair ne güzel söylemiş:

“Ey! İlim elde etmek için yola çıkan kişi! Bütün ilimler Hz. Peygamber’in ilminin kölesidir. Esası düzeltmek için bir ilim istiyorsan, asılların aslından nasıl gafil oluyorsun?

Hocalar hocası Celaleddin es-Suyutî, mantık ilmi gibi felsefe ilminin de öğrenilmesinin haram olduğunu söylüyor. Çünkü bu hususta selef âlimleri ile, sonradan gelen güvenilir müfessirlerin ekserisinin icmaı vardır. Bu konuda açıklama yapanlar arasında Îbn-i Salâh, Nevevî ve benzeri sayısız âlimler vardır. Ben ise, felsefe ve mantık ilminin haram olduğu hususunda bir kitap yazdım. Kitapta felsefenin terk edilmesi hususunda müctehidlerin ileri sürdükleri delilleri zikrettim. Hanefî müctehidlerinden Siracuddin el-Kazvinî, felsefenin haram olduğu hususunda telif ettiği bir kitapta zikrettiğine göre, İmam Gazali de “Muntekâ” adlı kitabının baş tarafında önceleri felsefeyi medhetmiş fakat, sonradan felsefenin haram olduğu görüşüne dönmüştür.

Bizim mezhebimizden Selef inancında olanlarla Malikîlerden İbn-i Rüşd, felsefe ilmi ile meşgul olanın rivayetinin kabul edilmeyeceğine hükmetmişlerdir.

Huccet’ül-îslam İmam Gazali “Îhyâul-Ulûm” adlı kitabında bu konuyu açıklayarak şöyle demiştir:

“Eğer cedel ilmî ile kelâm ilmî, astronomi ilmi gibi kötü müdür, yoksa mubah mıdır, yahut sorarsan, bunun cevabı şudur: Bilmiş ol ki insanlar bu konu etrafında aşırı düşünmüşler ve bu hususta israfa dalmışlardır. Felsefe ilmi bidattir diyen vardır, haramdır diyen vardır; şüphesiz bir kulun Allah’ına şirkten başka bütün günahları ile kavuşması, onun için Allah’a kelâm ilmi ile kavuşmasından daha hayırlıdır. Kelâm ilmi için farzdır, diyen vardır; ya farz-ı kifaye, yahut farz-ı ayndır. Bu ilmi elde etmek ibadetlerin en faziletlisi, Allah’a yaklaştıran amellerin en mükemmelidir, şeklinde düşünenler de vardır. Çünkü kelâm ilmî tevhid ilminin gerçekleşmesine yardımcıdır, Allah’ın dinini öğrenmek ve muhafaza etmek isteyenlerin kuvvetli yardımcısıdır.”

İmam Gazali, İmam Şafiî, İmam Mâlik, İmam Muhammed, İmam Ahmed b. Hanbel, Süfyan-i Sevri ve selef inancına bağlı hadis imamlarının hepsi felsefe ilminin haram olduğuna kail olduklarını söyleyerek onların bu konudaki sözlerini nakletmiştir.

Onlar demişlerdir ki; gerçekleri daha iyi bildikleri ve konuşma usulü bakımından diğer insanlardan daha fasih bir anlatışa sahib bulundukları halde kötülük doğuracak hususlarda konuşmayıp sükût etmişlerdir. Bu sebeple Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem ;

“Bahsin derinliğine dalarak haddini aşanlar helak olmuştur.” buyuruyor. Felsefenin haram olduğu görüşünü savunan mezkûr ilim adamlarının dayandıkları delillerden biri de şudur: eğer felsefe dinden sayılmış olsaydı onun, Hz. Peygamber’in önemle emrettiği hususlardan biri olması ve felsefenin yolunu da bize öğretmesi, felsefe ile meşgul olanları medhetmesi gerekirdi.

İmam Gazali, sonra bu âlimlerin diğer delillerini, daha sonra da başka bir fırkanın delillerini zikrederek şöyle diyor:

“Şimdi eğer, sana göre en doğru görüş hangisidir? dersen bu soruya şöyle cevap veririm: Felsefede fayda da vardır, zarar da. Kendisinden faydalanmak icabettiği zaman faydası dokunması itibariyle helaldir, yahut menduptur; yahut duruma göre vaciptir. Felsefeden zarar geldiği zaman, zararı dokunması itibariyle de haramdır. Felsefenin zararı şüpheyi yaymak, inançları sarsmak, kesin hükümler karşısında düşünceleri ve inançları sarsmak, imanları samimiyetten uzaklaştırmaktır. Bu da başlangıçta şüpheli delillere dayanmak suretiyle meydana gelen zarardır. Bu hususlar şahıstan şahısa değişir. İşte bu, felsefenin, hak yolda bulunan kişinin inancında meydana getireceği zarardır.

Sapıkların inancını kuvvetlendirmek, bu sapık inançları kalblerinde yerleştirme yönünden felsefenin büyük zararları vardır. Öyle ki felsefe sayesinde dâvaları korunur, batıl inançları üzerinde ısrar etmek ihtirasları kuvvetlenir. Yalnız, bu zarar, münakaşa etmekten doğan taassub vasıtasıyla olur.

Felsefenin faydasına gelince, felsefenin bulunduğu yerde hakikat, olduğu gibi bilinir ve keşfolunur zannedilirdi. Fakat, heyhat! Sözün bu güzel maksada hiç vefası yoktur. Muhakkak ki felsefenin sapıtma ve çarpıtması, hakikatleri açıklama ve tanıtmasından daha fazladır. Bu sözü bir hadis âliminden, yahut bir haşiyeciden duyacak olsan, insanlar bilmediklerinin düşmanı oldukları sözü hatıra gelebilir, dedikten sonra: “Bu sözü kelâmcıların en yüksek mertebesine ulaşıp kelâm ilmi dışında kalan başka ilimlerde de derinleştikten sonra felsefenin içine girerek gerçek bir tecrübeden sonra kelâm ilmini tecrübe eden kimseden işit. Gerçekten ortaya çıkmıştır ki, bilginin hakikatına felsefe yolundan ulaşmak için yollar kapalıdır. Ömrüme yemin ederim ki, tarif ve izah sadedinde kelâm ilmine ihtiyaç vardır. Fakat çok az..” diyor.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*