Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nursinne/public_html/wp-config.php:1) in /home/nursinne/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/inc/class-wmp-cookie.php on line 50
Gavsi Hizan-i[k.s.] Hazretlerinden Nasihatler | Nurşin

share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Gavsi Hizan-i[k.s.] Hazretlerinden Nasihatler

0 yorum

Gavsi Hizani (k.s) Hazretlerinin Yüce Ahlakı Allah (c.c)’in yarattıklarına karşı çok şevkatliydi. Sılayı rahim yapardı.

Dostları vefat ettiğinde, onların çocuklarını da ziyaret ederdi. Kötülük yapana iyilik yapardı. Cemaat içersinde kendisini inkar edenlere dıştan merhamet ederdi.

Teveccühte gözünü açanları şiddetle yasaklardı. Bazı şahıslara teveccühü iki sefer yapardı. Mürid ve nakşi olmayanı teveccühe sokmazdı. Yılanı vakıada görmeyi nefis olarak yorumlardı.

Yemekte ondan evvel yemekten kalkanı yasaklardı. (Bu konu şer’anda böyledir. Hikmeti, yemekte bulunanların utanmasını önlemektir.) Hatme halkasında ayakda bekleyenı yasaklardı. Geceleyin kıyamı ve namazı emrederdi.

Şeriata ve sünnete uyma konusunda çok gayretli idi. Hatta bir gün Seyda-i Taği (ks)’nin çorabını sol ayaktan başlanarak giydigini görünce:

” Çorapları: sağdan başlayarak giymenin, soldan başlayarak çıkarmanın sünnet olduğunu hiç duymadın mı ? Görmedin mi ?” buyurdular.

Kimse Gavs (ks)’ın sağ tarafına tükürdügünü görmemiştir. Bir gün küçük çocuğuna bir salkım üzüm hediye etti.

Sonra unutarak bir tane yedi. Hatırlayınca onun haline Alimler fetva veinceya kadar hüzünlendi. (Üzüm yemede sünnet olan taneleri Çifter yemektir.)

Gavs (ks)’ın hizmetçisi Sofı Yusuf’dan rivayet edilir: Gavs (ks)’dan halifelerini sordum. Gavs (ks):

Molla Abdurrahman-ı Meczub şuhudu safi (Allah’ın nurunu hakkı ile müşahade eden) sahibidir. Molla Halid ikinci Halid’dir.

Abdurrahman-i Taği sohbet piridir,buyurdu.

Benimde bulunduğum bir yerde ailem Gavs (ks)’a sordu. Kurban Molla Abdurrahman-i Taği diğerlerinden önce gelmiştir. Fakat siz diğer ikisine hilafet verdinzide neden ona vermediniz.

Gavs (ks) buyurdu.

” Molla Abdurrahma-i Taği hilafet makamını geçmiştir. O şeyh ve mürşittir.”

Halifesi Abdurrahman-i Taği (Seyda-i Taği) (ks)’nin dilinden Gavs-i Hizan-i (ks): Gavs (ks) dedim.

” Beni unutmayın” Gavs (ks) buyurdu:

” Sen beni unutma. Nerede sohbet edersen, orada hazırım.”

Gavsi Hizani (k.s): ” Mürid nefsini kafirden daha alçak görmelidir.” Abdurrahman-i Taği (k.s) : ” Tabiatım buna razı olmuyor.” Gavsi Hizani (k.s): ” Razı oluncaya kadar nefsini zorlayacaksın.”

Gavsi Hizani (k.s): ” Size demiyorumki bütün amel ve işlerinizi bırakıp benim muhabbetimle meşgul olunuz. İsteğim odur kı Allah (c.c)’ın ayeti kerimesinde ”Öyle erkekler var ki ticaret ve satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymuyor.” belirttiği kişiler gibi olunuz.”

Gavsi Hizani (k.s): ” Bazı ehli keşfe Cizre’deki kabirlerin hali gösterildi. Gördülerki bir kısmı nimet ve safa içersinde diğer bir kısımda sıkıntı ve cefa içersinde. Mezarlıktakilerden bunun sebebi sorulunca dediler ki :

Biz Hizanlı Şeyh Nasır’ın müridleriyiz. İçimizde verdiği sözü bozmayan keyf ve safa içinde, ahdini bozup şeyhin emrini yerine getirmeyende sıkıntı ve cefa içinde.” Gavsi Hizani (k.s): ” Amelinizi ucup ile bozmayın. Sevabınızı iptal etmeyin.” Buyudu:

”Müridliğin şartı ihlas ve muhabbetle amel yapmak ve gayret sahibi olmaktır.”

Çok sefer şu beyti okurdu.

” Tarikat yolunda gevşeklik küfrün alametidir.”

Gavsi Hizani (k.s):

Şeytan kurt gibidir. Erken kaçar fakat nefis sırtlan gibidir. Letaiflerin başkanıdır. Kaçması mümkün degildir. Ancak islah edilip kurtulunur. Devamla şöyle buyurdu;

Mürşidin gölgesinden başka bir şeyle nefsin öldürülmesi mümkün degildir. Mürşidin gölgesinden gaye rabıtadır.

Gavsi Hizani (k.s): İnsanlar mukarrebinlerin namazınıda kendi namazları gibi sanırlar. Halbuki öyle değildir. Arasında çok fark vardır.

Sofi Halid nakletti. Gavs (ks) ile beraber gidiyorduk. Bize, akşam namazından sonra konuşmayın. Akşam ve yatsı arasında konuşmak kalbleri kaılaştırır buyurdu.

Abdurrahman-i Taği: Müridler yolda yürürken zikir ile meşgul olabilir mi ? diye sordum. Gavs (ks) buyurdu:

” Emir olunan zikrin yerine sayılmaz. Yine de mürit zikirden boş kalmamalıdır. Özellikle kalbini devamlı zikirle çalıştırmalı. Keza rabıtası olmayan da zikre devam etmelidir.

” Abdurrahman-i Taği: Gavsi (ks) Ezanın manasını ve ezanı işittiği zaman şöyle düşünmek gerektiğini öğretti.

Allahüekber ; Allah ibadet ve taata ihtiyacı olmadan yücedir.

Eşhedüenlailaheillallah ; O’ndan başka ibadete layık olan kimse yoktur.

Eşhedüennemuhammedenresulullah ;peygamberlerin dediği haktır ki namz vacibtir. Kula kıldığı namazın sevabı vardır. Bırakınca acıklı bir azap ve büyük mahrumiyet vardır.

Hayyalessalah ; namaza gelki o büyük sevaba kavuşasın.

Hayyalelfelah ; namaza gelki acıklı azabtan kurtulasın. Ezanın bu kısmında şöyle demek gerekir. (La havle) taata gücüm yok (vela kuvvete) azaptan kurtulmak için takaatim yok (illahbillah) ancak Allah (c.c)’ın yardımıyla olur.

Burada dinleyici gevşeklik edip bana bir şey kalmadı diyebilir. Müezzinin tekrar Allahüekber demesi yani ;

Allah (c.c) senin taatine ihtiyac olmaktan yücedir. Öyle ise fayda hep senindir.

Lailahe illallah ;

ibadete layık olnan yalnız Allah (c.c)’tır.

O seni azaptan kurtaracaktır. Bu kelime-i tayyibe baştaki ümitsizliği giderir.

Bir gün Gavsi (ks) buyurdu. Bana denildi ki:

” Seni gören kimse cehennem ateşine girmez.”

Abdurrahman-i Taği (k.s) : Bu sözü bazı ihvanlara söyledim.söylediğim ihvan korktu ve dediki ;Gavsi (ks)’ı kim görebilir. (hakikatını ve kemalatını) Ben bu adamın korkmasını ve sözünü Gavsi (ks)’a naklettim.

Gavsi Hizani (ks) ; Görmekten gaye ihlastır. Abdurrahman-i Taği (ks) :Size bunu kim dedi. Gavsi Hizani (ks) ; Mevlam buyurdu. Bir gün Gavs (ks) salih alimlerin hallerini benden sordu.

Bu arada dedi ki ; ” Tarikattan gaye şeriatın istikametidir.” Ben öyle ise M.Emin’den daha şeriata bağlı kimse yoktur. dedim. Gavs (ks) sinirlenerek buyurdu.

” O abdest alırken dört defa yüzünü yıkıyor.”

Melekend köyündeki üstad Molla Abdurrahman (A.Taği) (ks) bana bir kadını şikayet ederek, havuza gitiginde bir kadının yüzü kolu açık abdest aldığını söyledi.Ben durumu Gavs (ks)’a anlattım. Gavs (ks) hiddete gelerek buyurdu ; ” Ona söyleki sen alim degilmisin. Neden gözünü dışarıya salıveriyorsun.Sorumluluk ona değil sanadır. Sorumlu olan sensin.

” Bir sefer Gavs (ks) Kolat köyüne irşada gitmişti. Camiye geçip oturdu. Köylüler ziyretine geldiler. Gavs (ks) gördüki gelen sol ayağı ile girdi. Gavs (ks) cemaata bakıp gülümseyerek şöyle buyurdu.

Siz nerede müritlik nerede. Ancak mürid bu sağ ayağıyla camiye giren sofidir. Sonra sohbete başladı. Bir seferinde Gavs’ın yanına kadınların girdiğini dolayısıyla kadınlarla erkeklerin birbirini gördüğü hususunda bir Molla’nın itiraz ettiğini duydum.

Bu duruma itiraz eden Molla’ya bazı zorunlu durumlarda kadınlar erkeklerin bir arada olabileceğini fakat bizim kadınların yüzünü görmediğimizi yeminle söylediğimi Gavs (ks) Hz’lerine aktardığımda şöyle buyurdu :

– ” Senin cevabın şeriata göre olsun. Bu cevab olmaz.”

Molla Abdulğari Kali yüce eşiğe gelince, onun hakkında Gavs (ks)’la konuşup durumunu arzettim.

Gavs (ks) : ” Git ona şöyle söyle. Şeriatı gel de burada oku. Zira sen şeriatın zahiri şeklini okumuşsun, gel de batıni şeklini oku. Yine deki, senin okuduğun şeriat gözleri haramdan men ediyor. Benim şeriatım ise kalbi men ediyor. Yine deki, sen şeriatın lafzını okumuşsun. Gel de manayı benden sor.” (Şeriat zahir istikameti getirsede kalbi ağyardan çevirmeğe vasıta olmaz. Kalbi Allah’a bağlamak ancak tarikatle mümkündür.)

Gavsi Hizani (ks) : ” Kim şeriatla amel ederse o veli olur, sözü yanlıştır. Çünkü şeriat manasının muhafazası, ancak fenafillah olan şeyhi sohbeti ile mümkün olur.”

Gavsi Hizani (ks) şeriatın hududunu muhafaza etmeğe çok istekli idi.

Bir seferinde Akife adlı kızı Aziz adında tekke hizmetçisi ile konuşarak gülümsemiş. Aziz de şevkatle elini başına vurmuş. Ertesi gün Gavsi Hizani (ks) olayı öğrendi. Zahiren çok sinirlendi.

Yedi sefer kızını çağırarak tevbe ettirdi. O da yemin edip bir daha yabancı kimse ile konuşmayacağına söz verdi. Yine haber gönderip yanına getirtti, tevbe ettirdi. Bu durum tekrar tekrar devam etti.

Ta ki artık ayaklarına basacak takati kalmadı. Yerde sürünerek yanına getirtildi. Kızı özür dileyerek ; ” Bilirsiniz ki kalbimde hiç bir şüphe yoktur.” Gavs (ks) yemin ederek ;

” Vallahi kalbinin sağlam olduğunu bilirim. Ama şeriatın hududunu muhafaza etmek çok mühimdir.Seyda !… ” Bu hadiseye şahid olduğum gibi kızın ve hizmetçinin de kötü niyetten beri olduklarına da ben şahidim.”

Yine bir gece ben (Seyda-i Taği), Gavs (ks)’ın oğlu Şeyh Bahaddin (ks) ve damadı Molla Abdurrahim ile oturuyorduk. Gavs (ks)’ın kendisi sonradan heybetli bir şekilde içeri girdi. Oturarak buyurdu ;

” Bana oğlum Hamza’yı çağırın. Onu bu memleketten kovarım.” dedi.

Ben ricada bulundum ise de bana da kızarak kabul etmedi. Oğlu ve damadını da bu konuda red etti. Sonra hizmetçisi Molla Salih geldi.

Efendim dedi. Neredeyse korkudan ruhumuz çıkacak. Siz Muhammedi meşrebdesiniz. Şevkat ve merhamet senin özelliğindir.

Gavs (ks) ;

Beni kınamayın. Çünki Hamaza’nın damın üstünde bir kadınla konuştuğu söylenmiştir. Bu durum üzerine şahiler getirilip Hamza’nın konştuğu kadının kendi teyzesi olduğuna şehadet edilince kalbi atıştı ve feraha kavuştu.

Bize tevbe ettirdi. benden izin almadan hiç bir iş yapmayın dedi.

Oğlu Bahaddin ; sen olmazsan biz ne yapalım.

Buyurdu ; şeriata müracaat edin. Şeriaata uygun olanını yapın.

Ben (Seyda-i Taği) bir gece ailemle beraber oturuyordum. Kapıda açık idi, saliha bir hanım içeri girdi. Ailemde bir iş için dışarı çıkıp bir lahza kaldı. Sonra yine geldi. Ertesi gün Gavs (ks)’ın yüksek meclisine varınca meğer ki evdeki o durumu öğrenmiş. Zahiren sinirlenip,değneğini eline alarak ; sana bu değnekle vururum dedi.Korkumdan yere düştüm.

Gavs (ks)’a hem fena-i mutlak hem de hakkal zakin makamı hasıl olmuştu. Halbuki bu iki makam yalnız bir tarikatı aliyenin dört sadatına hasıl olmuştur.

1- Şeyh Abdulhalıkıl Gücdevani

2- Şah-ı Nakşibend

3- Alaaddini Attar

4- İmam-ı Rabbani (Kaddesallahüesrarehüm)

Başka tarikatta hiç kimseye bu iki makam hasıl olmamıştır. Ben Gavs (ks)’ın rivayetinden ve vakıf olmamadan anladım ki ; O’nun şeytanı ona musahhar olup, o onun zararından kurtulmuştu.

Ya da şeytanı iman edip müslüman olmuştu . * Ben Gavs (ks)’ın keşiflerini tecrübe ettim. Hiç bir seferinde söylediği gibi çıkmadığını görmedim. Ancak bir seferinde bir adamın 15 gün sonra geleceğini haber verdi. O adam 20 gün sonra geldi. Beş gün fark etti.

Gavs (ks)’ın halis müridlerinden birisinin koyunları çalınmıştı. O da malını bulması için Gavs (ks)’tan himmet ve meded dilemişti.

Ben (Seyda-i Taği) yüksek meclise gelince baktım ki Gavs (ks ve oğlu Seyyid Nur Muhammed kavun yiyorlardı. Bana kabuklarını verdi ve dedi ki : Kim bu kabukları yerse çalınan koyunları çıkartmak ona aittir.

Ben aldım fakat yemekten vazgeçtim. bana ye diye emir etti. Ben de yedim. Biraz sonra haber geldi ki malı meydana çıkmıştır. Gavs (ks) : Çalınan koyunların bulunması o sofinin ihlasının kuvvetli olmasındandır.

Gavs (ks) : bu sözüyle işaret etti ki o sıralarda Diyarbakır’da cezaevinde bulunan İspahert adlı köyün ağası da koyun sahibi gibi ihlasını kuvvetleştirirse hapisten çıkacaktır.

Ben hemen Gavs (ks)’ın çorabını ona gönderdim ve dedim ki : Artık gafletten uyan, ihlasını tamam eyle. Bu tavsiyem ona ulaşınca o gece tevbe etmiş dediklerimi yerine getirmiş. Sabahleyinde Gavs (ks)’ın himmetiyle çıkmış.

* Bir şehirde hapse girdim. Vakıada gördüm ki Gavs (ks) beyaz bir ata binmiş benim imdadıma geliyor. Gavs (ks)’ın himmeti ile hemen kurtuldum. *

Gavs (ks)’ın bağlılarından biri hastalandı. Hastalığı ölüm derecesine yaklaştı. O anda Gavs (ks)’dan himmet ve istimdat (yardım) diledi. Gavs (ks) onun imdadına beni gönderdi. Ben gidince gördüm ki iyileşmiş ve şifa bulmuştu.

* Bir kadının oğlu hasta idi. Oğlu da Gavs (ks)’ın hizmetinde bir müddet kalmıştı. çocuğun hastalığı artip ölecek duruma gelince çoguğun annesi Gavs (ks)’a geldi. Çok yalvarıp, şifası için himmet istedi.

Gavs (ks) ; ” şifa olmaz, buyurdu.” Kadın tekrar tekrar ısrar etti. Gavs (ks) byurdu.” Ölüm meleği gelmiştir. Duasının faydası yoktur.

Melek ruh alır, öyle gider.” Kadına bu söz de tesir etmedi. Dileğini tekrar etti. Israrları Gavs (ks)’ın hasta olan çocuğun yanına gelesiye kadar tekrar etti. Gavs (ks) o çocuğun ruhu yerine ruhunu vermeye karar verdi.

Biz baktık ki Gavs (ks)’ın rengi bozuldu. O sırada Gavs (ks)’ın hal sahibi bir müridi odundan geliyordu. nasıl ki Gavs (ks)’ı gördü. Meseleyi anladı.

Hemen yükünü sırtından indirip ruhunu Gavs (ks)’ın ruhuna feda etti. Sofinin rengi bozulup, o anda Allah (cc)’ın rahmetine kavuştu. Hem Gavs (ks) hem de çocuk iyileştiler.

* Gavs (ks) hacca gittiği zaman ebdalleri ile her cuma iki sefer toplanıyordu. Onların yük ve hastalıklarını üzerine alıyordu.

Hatta çogu sefer biz (Seyda-i Taği ve ebdal arkadaşları) onun emri ile uzak yerlere gittiğimiz zaman bazan yolda ayaklarımız kayalara çarpıyordu. Gavs (ks)’ın yanına varınca görürdük ki ayağından kan geliyor.

Gavs (ks)’ın vefatından sonra ben başka bir Gavs’ın ebdalı oldum. On gün kadar onun hizmetinde bulundum. Baktım ki onunla Gavs (ks)’ımız arasında dağlar kadar fark var. Ben de ebdallığı bıraktım.

* Gavs (ks) vefatına dair işaretleri : Bu işaretler Gavs (ks)’ın sırlarını çokca bilen Halifesi Abdurrahman-i Taği nakletmiştir.

Bazı sözleri kendsi bizzat Gavs (ks)’dan duyarak bazılarınıda Gavs (ks)’ın muhiblerine (sevenlerine) dayanarak nakletmiştir. *

Gavs (ks) hazretleri Bitlis’te geçirdiği humma hastalığından üç veya dşrt gün sonra, sabah namazından hemen sonra işaret ettiler ki : ” Ecelimin vakti son baharın bitimine bir ay kaladır.” dedi.

Gerçekten vefatları işaret ettikleri zaman gerçekleşti. Zira kendileri Ramazanın üçünde cumartesi günü öğleden sonra vefat etmişti Vefatı anında hazır bulunanlardan birine, sonbaharın bitimine ne kadar kalındığı soruldu.

O da hsabı iyi bilenlerden sordum Ramazan bayramından üç gün sonbahar bitecektir diye söyledi. Gerçekten işaretleri doğru olup vefatları aynı tarihe tesadüf etti.

* Molla Abdurrahman Meczub hazretlerinin rivayetine göre Gavsi Hizani (ks) bir gece gökyüzünde kızıllık meydana gelmeden önce (şafak sökmeden) : – Rüyamda bana bir parça sabun verildiğini gördüm dedi. Molla Abdurrahman Meczub’da bu rüyayı vefat belirtisi olarak yorumlamış.

* Molla Şerif’in (ks) rivayetinden verdiği haberdir. Kuzey tarafında gökte bir kızartı meydana geldiği gece evden dışarı çıkıp kırmızılığı gözetlememi emir etti. Sabah namazından sonra :

Bu gece sekarata (ölüm hastalığına)gireceğimi zannettim. dedi. Abdurrahman-i Taği (ks) gelmesi için defalarca emir buyurdu. Seyda-i Taği o günlerde kendi köyü olan İspehart’e gitmişti.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu : İspehartlı Molla Abdullah, Karkirli Molla Abdüssamed ve Haclı Molla Abdulhamid ziyaretlerine geldikleri vakit kendilerine dört defa meyve ikram etti ve şöyle buyurdu :

Fazla yiyin, fazla amel edin.”

* Seyda-i Taği(ks) buyurdu :

Molla Abdurrahman Melakendi, Bitlis’li Süleyman Efendi, Şeyh Abdurrahman, Molla Muhammed Melakendi ziyaret için geldiler. Gavs (ks) hazretleri sedirin üzerinde sol tarafına yaslanmiştı.

Misafirlerinin oturmalarını emrretti. Gözlerini kapadı. Sonra onlarla hiç konuşmadı. Hastalığının ağırlığından aklının zail gittiğini sandılar. İslam’ın hasta ziyareti edeblerine göre ;

Hasta yanında fazla oturmak edebe aykırı olduğundan az bir müddetten sonra meclisinden kalkıp gittiler. Daha sonra akşama doğru mübarek gözlerini açarak bana şöyle dedi :

Her halde ziyaretçiler konşmamın hastalığının ağırlığından kaynaklandığını sandılar. Halbuki ben hastalıkla değil murakabe ile meşgulüm.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) hazretlerine şöyle dedim :

” Hayatta kalışınızda insanlar için fazla bir hayır vardır. Daha önce hayat ile ölüm arasında muhayyer edildiniz. Sadaka verilmesini emir ettiniz. sadaka verilince ertelendiniz. Sizin kereminizden ricamız bir daha sadaka verilmesi için buyurun.

Kaza muallak olması ihtimaline karşı sadaka verilmekle kazayı geri çevirek umut edilir.” Bu sözlerim üzerine oğluna sadaka verilmesi için emir verdiler. Oğlu bir çok sadaka verdi.

Fakat ertesi gün insanların hep birlikte ümmetin saliha kullarından olduğunu söyledikleri hatta Seyit Taha (ks)’nın defalarca kendisinden dua talebinde bulunduğu kadın hizmetçisi geldi. Bana :

– Eyvah Gavs (ks) yolcudur, bu alçak dünyadan göç etme durumundadır dedi.

– Ne ile biliyorsun, dediğimde

– Gavs (ks) söyledi ki, vefat ile dinlenme zamanı yaklştıkça sadaka tehir edilmesine sebeb oluyor. Halbuki bu sefer ki ecelimin gelmesi Kaza-ı mübremdir. Hiç bir şey onu döndüremez.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu ki :

Gavs (ks) geceleyin beni yanına çeğırdı ve

– ” Ben iki sefer sekerata düştüm ” dedi. Ben,Gavs (ks)’a

– ” Bu gece istiharat ettiniz ” dedim.

– ” Evet ” dedi.

– ” Sekeratı (son nefes) ne ile tanıyorsunuz ” diye sordum, cevaben :

– ” Ruhun ihtilacından (koşuşundan) bilirim. O, göçmek iştiyakındadır (arzusundadır) dedi.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu ki :

Kendilerine kasım ayının dokuzunda ” daha önce belirttiğiniz ecelinizin vakti geçti ” dedim. Bu vakit sonbaharın bitimine bir ay kala idi. ” Hayır ” dediler. ”Zira Aralık’ın on günüde sonbaharda sayılır ”

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) işareten buyurdu ki :

” Cuma günü ölüm için güzel bir gündür. Fakat Resulullah (s.a.v) pazartesi günü vefat etmiştir. Şeyhim Şeyh Taha (ks) ise cumartesi günü vefat etti.” Bunu dedi ve ”cumartesi” kelimesini tekrarladı.

Bununla kendilerini de cumartesi günü vefat edeceğini sanıyordum. Nitekim de öyle oldu.

* Gavs (ks) sohbetinde dünyayı yererek :”

Eğer Cenabı Hak, cennet nimetlerini de bana dünya nimetleri gibi sevimsiz gösterse, cennet de benim hoşuma gitmez, öyle de olsun (sevimsiz göstersin) zira maksud Allah (c.c)’tır.” derdi.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu ki :

Gavs (ks) hazretleri dünya konularını sevmiyordu. Hatta bir gün kendilerine bir sığır getirildi ve kendilerine burada kalmasını mı yoksa İsparit’e göndermeyi mi istedikleri sorulduğunda :

” Böyle şeyleri benden sormayın, zira ben dünyayı ve içindekini istemiyorum. Bir şeyi sevmiyenden o şey sorulmaz.’ dedi.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Kendilerine hediye olarak bir miktar meyve getirildiğinde. ” Keşke bunları buraya getirmeselerdi, çünkü dünya nimetlerinden bıkmışım.” dedi.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) sohbetinde yüksek tepelerden, serin sulardan, çiçeklerden ve yeşilliklerden bahsediyordu.”

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

‘Ölüm hastalığında sohbetine gelen avam tabakasına rahatsızlığını belirten hiç ir söz söylemiyordu. Aksine sıhhatını belirten sözler konuşuyordu.

Hatta vefat edeceği gün akrabalarından bazıları izin isteyip köye gitmişlerdi. Çünkü sıhhatının yerinde olduğunu sanıyorlardı.

Gavs (ks) bu hastalığında çorba suyundan başka bir şey yemiyordu. Son yediği şey bir miktar ayran içine doğranmış biraz ekmek ile biraz buz olmuştu.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Bu hastalığında kendilerinin nadiren uyuduğunu görürdük. Uyku anları da murakabe ile karışık idi. Sağ veya sol yanına dayalı olarak oturduğu halde kıbleye yönelik idi. Sohbetin haricinde devamlı murakabede bulunuyordu.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Kendilerinden bir kaç defadan başka hiç bir inleme işitmedik. Buna rağmen elinde olmadan inleme zarar verirmi, vermez mi ? ” diye sordu.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) hazretleri Bitlis’te ölüm tarihini beyan ettikten bir gün sonra yanına giren Aziz oğlu Şeyh Bahaddin (ks)’e

” yatağın üstüne otur şimdi yatak sahibi oldun.” dedi. Bundan sonra insanlara altı yedi teveccühten başka yapmadı. Adı geçen (oğlu Şeyh Bahaddin (ks)) teveccüh yapmasını emir buyurdu.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) şaban ayının görünmesinden sonra artık sohbete girmedi. Şeyh Bahaddin (ks)’e sohbete gitmeyi emir buyurarak :

” Artık sohbet sırası kendisine geldi.” dedi.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) şeriata muhalefet etmekten, bid’atlar yapmamaktan, tarikatta söz, hareket ve sükununda ruhsatlarla amel etmeyeceğine dair tevbe etmesi için beni Şeyh Bahaddin (ks)’e gönderdi.

Kendisine gidip emir edindiğim hususu tebliğ ettim. Şeriat ve tarikata muhalefet etmeyeceğine dair tevbe etti. Sonra Gavs (ks) hazretlerine dönüp tevbe ettiğini haber verdiğim de tevbesini kabul etti.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu ki :

Gavs (ks) bir gece ihtiyaten bizimle istişare (danışma) etti ve ” bu Ali tarikatta gayesine kavuşan kim olmuştur ?” dedi. Ben ;

‘Sizin gibi kimse ulaşmamıştır.’ dedim. Gavs (ks); ” kendim gibi olsun demiyorum.” ”ben de dedim ki : Şayet seni göz önüne almazsak şu anda senin kapının avlusundaki kamiller gibi Şahı Nakşibend’in kapısının avlusunda yok idi.”

Fahri Kainat (a.s)’ın ruhaniyeti ve silsile meşayihlerin ruhaniyetinden izin dileme ve muşavereden (danışma) sonra, onlardan birine (hazır bulunanalardan) tarikat emrini kime teslim etmek lazım diye sordu. Cümlesi bu emrin (irşad emrinin) kendisine teslim edilmesini şu üç şarta bağladı :

1- Şöhrete istekli olmaması.

2- Şeriat’a muhalefet etmemesi.

3- Tarikatta üstadına muhalefet etmemesi.

* Gavs (ks) iki küçük oğlunu (Seyyid Nur ve Seyyid Burhan) zahiri ve batıni terbiyeleri için Molla Abdurrahman Meczub’a teslim etti.

* Gavs (ks) tüm müridlerine elindeki amel ile meşgul olmayı ve iştihanın (isteğin) en çok rabıtada olmasını tavsiye etti.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) bana ” ölümümden sonra üzülme. Zira rabıta sağlığımızdan daha güzel, daha süratle (hızlı) gelecektir ” dedi.

* Gavs (ks) Molla Abdurrahman, Molla Abdulkadir, Süleyman Efendi ve Molla Hüseyin’in süluk için oturmalarını son derece arzu ediyordu.

Nihayet bunun için emir buyurdu ve emre imtisal ederek (uyarak) oturduklarından sonra, Gavs (ks) ” nisbet gerçeken kuvvetlidir.” dedi.

(Bununla ölümünden sonra amellerinde gevşememelerini kendilerine bildiriyordu.) Zira yarar kendilerine hasıl olacaktır.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) Şeyhi Seyyid taha’dan (ks) naklen şöyle buyurdu :

” Kılıç kınından çıkmayınca bir şey kesmez.”

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) ölümünden sonra üzerinde ağlamamayı işaret etti. Ölümü ile müridlerin kalbine öyle sukünet (sakinlik) girdi ki hiç biri ağlayıp mahzunda olmadı.

Ruhu çıkmadan evvel nerdeyse kendilerini öldürecek hale geldikleri halde, ölümü ile sabır ettiler.

* Malları için olan vasiyetleridir ki bu kitapta anlatılması gerekmez.

* Seyda-i Taği (ks) buyurdu :

Gavs (ks) vefat edeceği cumartesi günü öğleden sonra Molla Abdurrahman Meczub’u yanına çağırdı. Beni de aynı şekilde çağırtmıştı.

Vaktaki meclisinde hazır bulundum. Her iki omuz etlerinin titrediğini gördüm. Sekaratta olduğuna muttali olduğumda (anladığımda) gizlice Yasin suresini okumaya başladım.

Mevlaya kavuşma arzusunun eseri kendilerinde göründü.

” Beni doğrultun.” dedi. Kendilerini doğrulttuklarında tekrar ” beni yatağıma uzatın ” dedi. Uzattıklarında tekrar ” beni doğrultun ” dedi.Doğrulttuklarında yine ” beni uzatın.” buyurdu.Izdırabı ziyadeleşince (acısı artınca) bana dönerek gülümseyerek ” İşte böyle olmalıdır.” dedi.(yani ölümü arzu etmeyi kasdediyordu)

Kendi temiz ruhunu cam nargile içinde dumanı çekilirken titreşen su gibi mübarek vücudunda titrediğini görüyordu. Sarığını koyarak gögsüne buz konulmasını emir etti ve açıktan Yasin suresinin okunmasını söylediler.

Mevlaya kavşmaya iştiyaklı olduğu için ruhunun tez çıkması için dua edilmesini ve ecelinin çabucak son bulması için de oğluna sadaka vermeyi emretti.

Ruhu çıkacağı esnada sol tarafına şiddetle tükürdü. Hizmetçilerin elinde mendil olduğu halde sünnete riayeten sağ yöne tükürmedi.

Bu durumda yanın girenlere oturmayı emrediyordu. Sekeratın şiddeti anında ve bitiminde üzüntü eseri bizden gitti. Hazır olanların az bir kısmı göz yaşı döktü.

Sekeratı ve ızdırabı şiddetli olduğu halde son derece teslimiyet ve neşe içinde idi. Hatta bir iki sefer ” Ay Babo” demelerinden başka rahatsızlık belirten bir sözü kendilerinden işitmedik.

Sediri üzerine konulmasını emrettikten sonra bu hastalığında ayağa kalkma gücünde olmadığı halde kendilerini tuttuklarında kendi ayağı ile sedirine gitti. Bir kol boyu kadar yüksek olan sedirine varınca üzerine çıktı. Sağ tarafına uzanınca sarığının bir tarafının yüzü üstünde olduğunu gördük.

Kendisi mi onu örttü ? Onun farkına varamadık. Yüzünü açtığımızda hayatının son bulduğunu gördük.

Bu esnada evin içi güzel bir kokuyla dolmuştu, hatta evin kapısı önünde bulunanlar bu güzel kokuyu his etmişlerdi. Hazır bulunan müridler bu kokuyu mis kokusundan daha üstün his ediyorlardı. Aynı koku defni sırasında da his edilmişti.

* Seyda-i Taği (ks) dedi ki :

” Gavs (ks)’ın oğlu Şeyh Celaleddin (ks) Gavs (ks)’ı yıkamamı emretti. Ben ise kalbimde bundan rahatsız oldum.Çünkü hayatı halinde en güzel şekilde gördüğüm nurani yüzünü ölümünden sonra öyle görmiyeceğimi sandım. Böyle olunca rabıtam güzel olmazdı.

Fakat yıkadığımda onun hayatındaki mübarek alnında bulunan çizgilerin düzeldiğini ve ortası sararıp etrafı beyazlaştığını gördüm. Öyle gördüm ki ondan nurun çıktığı ve parladığı sanılırdı.

Şimdi ise rabıtamda yıkama esnasında gördüğüm şekli üzerinde görmeyi severim. Zira yıkama anında gördüğüm güzelliği hayatında görmemiştim. Mübarek teni hayattakinden son derece fazlasıyla yumuşak idi.”

Gavs (ks) hayatında ağır cüsseli idi. Onu ancak iki veya üç kişi hareket ettirebilirdi. Yıkama esnasında ise hafifliğinden dolayı hizmetçi Ali tek eliyle bir yandan diğer yana hareket ettiriyordu..

Çünkü O (ks) ölümle öyle hafif olmuştu ki onun gibisi hafif görünmezdi. Ben şimdilik tasavvur ediyorum, kesedeki elim O’nun dizi ile göbeği arasına vaki olduğunu hatırlamıyorum.

O (ks) Hicri 1278 senesinde vefat etti.

Seyda-i Taği (ks)’nin halifesi Molla Halil Çoğreşi (ks) Gavs (ks)’ı anlatıyor.

* Benim (Molla Halil) ilk şeyhim Bitlis’te idi. Gavs (ks)’ın zuhurunda aleyhinde çok konuşuldu. Münkirleri çok idi. Benim Şeyhim tecrübe için beni Gavs (ks)’a gönderdi. Fakat ben ondaki istikamet ve durumu görünce ister istemez tevbe aldım. Tarikata girdim. Vird dersi aldım.

Aldığım vird derslerinin yanında eskiden okuyup menfaat gördüğüm evradım da devam ettim. Tarikata girdiğimin üçüçncü günü Gavs (ks) beni huzuruna çağırdı.

Benim evradıma vakıf olduğunu işaret ederek terk etmemi ima etti. Şöyle buyurdu ; Açıktan yapılan zikirler ne olursa olsun nakşi tarikatı aliyesinde bid’attır.

Bu tarikatın arslanları (sadatlar) onlara razı olmazlar. Hatta Şahı Nakşibend (ks) kendi türbesinde cehri zikir yapan kadir-i halifesini himmetle öldürmüştür. Dedikten sonra Şeyh Aliyil Halhali’nin Cevahir kitabından bu hikayenin yerini gösterdi.

Bir seferinde hastalandım. Hastalığım gitgide ağırlaştı. Öyle oldum ki ayağa kalkamıyordum.Talebelerim beni huzur-u ilahiye getirdiler. Gavs (ks) bana bardağındaki suyu içirdi. Suyu içmemle hastalığım kendim ata binebilecek kadar hafifledi.

Yine bir seferinde omuzuma bir ağaç deydi. O kadar acıdı ki acısından ölecektim. Gavs (ks)’a durumu arz ettim. Omuzunu göster buyurdu. Ben gösterdim. Mübarek elini sürdü. Sürer sürmez iyileşti. Acıması bir pire ısırması kadar azaldı.

* Bir gün benim kalbime kadın kısmının Gavs (ks)’in yüce sohbetlerinde bulunması mahzurludur, şeklinde vesvese geldi. Vakit hatme vakti idi. Baktım ki Gavs (ks) hem acele ediyor hem de sinirliydi.

Hatme biter bitmez Gavs (ks) bana sordu. Kadınlara bamanın hükmü nedir ? Ben Gavs (ks) daha iyi bilir dedim. Sonra Gavs (ks) bana kadınlara bakmanın şehvetsiz ve fitneden korkulmazsa ihtilaflı olduğuna dair hükmün kitapdaki yerini gösterdi.

Buyurdu. Meşayihler misal alemindeki hayvan suretindeki şekillere bakarlar. Gördükleri kadın değildir.

Bazen de kadınlar ile meşayih arasına manevi bir perde çekilir. Şeyhler kadınlara bakmazlar. O hicaba bakarlar. Bu söz söylenince kalbimdeki vesvese defoldu gitti.

Molla Abdulhadi Çarçaği’nin Gavs’ı Azam (ks)’dan naklettikleri :

* Ben ( M.Abdulhadi ) Gavs (ks)’dan sordum.

– Şeyhin meclisinde bulunmak sohbetmidir ? Buyurdu : Değildir. Zikir ile kalb tasfiye olur. Rabıta ile ilerleme olur. Büyüklerin sohbetinin eşi yoktur. Meşayihin hikayeleri ile muhabbet artar.Sahabelerin hikayeleri ile iman kamil olur ve günahlarda af olunur.

* Buyurdu : Allah (c.c) her velinin durumunu halk tabakasından gizler. Kimini ilimle kimini başka bir şeyle. İnsanlar diyebilirlerki filanda (kendini kast ederek) arazi çalıştırıpö çocuklarına mal çoğaltıyor.

* Bir sohbet meclisinde bir köpek vardı. Bazıları onu kovalamak istediler. Gavs (ks) buyurdu :

Bırakın onu. Kim kendisini ondan daha efdal olarak bilebilir. İnsan topraktan yaratılmışki kendisini topraktan üstün bilmesin. Kiramen katibin (yazıcı melekler) seçkinlerin amellerine vakıf olamazlar.

Onların amelleri Allah (c.c) yanında gizlidir. Nakşi tarikatındaki ameller mukarrebinlerin amelidir. Tarikat ehli olmayanların amelleri ise ebrar (hayır sahibi)’ların ameli gibidir.İkisi bir değildir. Aralarında çok fark vardır.

* Bir seferinde hatmeye oturduk.Hatme halkasında Molla Abdulbari adında Kadiri tarikatının hulefasından bir zat vardı. Gavs (ks)’a sadık idi.. Onun hakkında ihlasıda çoktu. Taşla getirilmesine rağmen Gavs (ks) hatmeyi başlatmayıp bekledi.

Molla Abdulbari anladı ki kendisinden dolayı hatme yapılmıyor. Hemen kalktı. Gavs (ks) buyurdu.

Ben utanırım ki seni hatmeden çıkarayım. Yalnız büyükler bu tarikatın hli olmayan kişilerin hatme halkasında toplanmasına razı değiller.

Buyurdu : Kabir azabı tehlil hatmesinin sevabı ile kalkar. Bunu ancak Nakşibendiler bilirler.

70000 sefer tevhid kelimesini okumaktan ibaret olan tehlil kelimesini Gavs (ks) kabir azabına uğrayacağına zannedenlere emr ederdi.

* Bu menkibeyi Molla Abdulhadi Çarçaği Gavs (ks)’ın halifesi Molla Halid (ks)’den rivayet ediyor.

Bir gün Gavs (ks) benim (Halid-i Öleki) babamın kabrinin yanıdan geçti. Benim kalbimden keşke Gavs (ks) durup bir Fatiha okusun diye geçti. Fakat Gavs (ks) durmayıp Fatiha okumadı.

Eve ulaşınca Şeyhi Seyyid Taha (ks)’dan nakille şöyle buyurdu.

Bu tarikat-ı aliyyenin menfaati müridlerin babalarına ulaşıyor. Mürşidin menfaatı ise müridin ana babalarına uzakta olsalar dahi ulaşır. Ben bu sözden sonra anamın türbesini ziyaret ettim.

Öğrendim ki Şeyhim Seyyid Taha (ks)’nın menfaati anam uzakta olmasına rağmen onada ulaşmıştır.

Ben (Halid-i Öleki) anladım ki Gavs (ks) benim kalbimdekini anladı. Bunları benim için söyledi.

* Gavs-ı Azam (ks)’ın yüksek eşiğindeki köpeklerden bile keramet görülmüştür. Verebin adındaki köyde olmuş bir adam öldürülmüştü. Köylülerde Gavs (ks) etbaı idi. Gayda’ya yakındı.

Gavs (ks)’ın sürüsünü muhafaza eden iki köpek hemen o köye gittiler. Maktulün revakına çıkıp oturdular. Köpekleri tanıyınca yemek ve ekmek getirdiler.

Köpekler yemeyip hazin hazin düşünceli bir şekilde durdular. Yerlerinden kalkmayıp evden de ayrılmadılar.

Ne zaman ki katili afv edip barış sağlandı. Köpeklerde o zaman hareket ettiler.

Cenab-ı Hak bizi sultanımızın eşiğinden ayırmasın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*