share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Hz. Muhammed (s.a.v) Çalışma Hayatı

0 yorum

Bilindiği gibi Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- efendimiz yetim olarak doğdu, sonra dedesi ve amcasının himayesine girdi. Babasından kendisine zenginleştirecek bir mal kalmadı. Çalışabileceği duruma geldiği zaman, Sa’doğulları arasındayken diğer süt kardeşleriyle beraber koyun güttü. Mekke’ye döndükten sonra da bu işini sürdürdü ve birkaç kuruş (kıyrat) karşılığı Mekke halkının koyunlarını gütmeye başladı. Günümüz parası ile yaklaşık 10 riyal kadar ücret almaktaydı.

Koyun gütmek yani çobanlık Peygamberlerin hayatlarının başlangıcında yapageldikleri bir iş, bir sünnet olmuştur. Allah -Celle Celelühü-, kendisine nübüvvet nasip ettikten sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir Peygamber yoktur ki, çobanlık yapmamış olsun.”

Gençlik çağında da ticaretle iştigal etmiştir. Saib bin Ebi Saib ile ortaklık yapmış ve ortağını gayet memnun etmiştir.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, muamelelerinde titizliğiyle bilinirdi. Güvenilir, doğru ve iffetli birisi olarak tanınmıştır. Hayatın tüm alanlarında da böyleydi. O’na “güvenilir” (el-Emin) lakabını vermeleri de bu nedenledir.

Şam’a Seferi ve Hatice İçin Ticaret Yapması:

Huveylid’in kızı Hatice -radıyallahu anh-, Kureyş’in en soylu ve zengin kadınlarından birisiydi. Malını tüccarlara verir ve belli bir ücret ile ticaretini onlara yaptırırdı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in doğruluğunu işitince, O’na kendisi için ticaret yapmasını teklif etti. Başkasına vereceğinden daha iyi bir ücret ile onu Şam’a gönderdi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, Hatice’nin hizmetçisi Meysere ile beraber Şam’a gitti. En güzel şekilde alış-verişini yapıp büyük kazançlar elde etti. Allah, onun bu ticaretine büyük bir bereket verdi. Daha sonra Mekke’ye dönerek emaneti sahibine iade etti.

Hatice İle Evlenmesi:

Hatice, onun kalplere işleyen emanet ve bereketini bizzat görüp, Meysere’den de seferdeki güzel hal ve hareketini ve hatta bazı harikuladeliklerini işitince -iki meleğin onu sıcaktan koruyup gölgelemesi gibi- kalbinin ona meylettiğini hissetmiştir. Bir arkadaşını ona göndererek, kendisiyle evlenmek istediğini bildirmiş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- de bu teklifi kabul etmiştir. Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-, konuyu amcalarına açmış, onlar da Hatice’yi, Muhammed -sallallahu aleyhi vesellem-’e istemişlerdir.Nikah, Haşimoğulları ve Kureyş’in ileri gelenlerinin katıldığı bir tören ile kıyılmıştır.Hatice’nin mihri 10 genç deve, bir rivayete göre de 6 genç deve idi. Nikah hutbesini amcası Ebu Talib okudu.Allah’a hamd edip, sonra Rasûlullah’ın neseb ve faziletinden bahsedip, mihir miktarını açıkladı.

Bu evlilik hadisesi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in Şam’dan dönmesinden iki ay sonra gerçekleştimiştir. O sırada Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-, 25, meşhur olan görüşe göre Hatice ise 40 yaşlarındadır. Hatice -radıyallahu anh-’nın 28 yaşında olduğunu söyleyenler de vardır. Kendisi dul bir kadın idi. Önce Atik bin Aiz el-Mahzumi ile evlenmiş o öldükten sonra da Ebu Hale el-Teymi ile evlenmiş ve bir çocuğu olduktan sonra o da vefat etmiştir. Kureyş’in birçok ileri gelenleri kendisine evlilik teklifinde bulunmuş ancak o tüm bunları reddetmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ile evlenip son derece mutlu bir evlilik hayatı yaşamıştır.

O, Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-’in ilk hanımıdır. O vefat edinceye kadar da Nebi -sallallahu aleyhi vesellem-, kimseyle evlenmedi. Kıbti Mariye’den olan İbrahim dışında, Rasûlullah’ın tüm çocukları ondandı.

Hatice’den Olan Çocuklar:

Kasım,Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fatıma ve Abdullah’dır. Kasım ve Abdullah daha küçükken vefat ettiler.Kızlarının tamamı ise O’nun -sallallahu aleyhi vesellem- Peygamberliğine şahid oldular. Müslüman olup hicret ettiler. Sonra Fatıma dışında hepsi Peygamber-sallallahu aleyhi vesellem-’den önce vefat ettiler. Fatıma ise O’ndan sonra 6 ay yaşadı.

Kabe’nin Binası ve Hakemlik Olayı:

Peygamber-sallallahu aleyhi vesellem-, 35 yaşlarında iken, daha önce yangın nedeniyle tahribat gören Kabe’nin duvarları şiddetli yağmur ve sel yüzünden yıkıntıya maruz kaldı. Bunun üzerine Kureyş kabilesi, Kabe’yi yeniden bina etmeye karar verdi.Kabe’yi bina ederken masrafların tamamı helal ve temiz kazançlardan sağlanmasına, fuhuş, faiz ve bilinmeyen yollarla elde edilen pis kazançların buraya sokulmamasına karar verdiler.Ancak yapmak üzere Kabe’yi tamamen yıkmaktan çekiniyorlar-dı.Velid b. Muğire’nin “Allah ıslah edenleri helak etmez” görüşü üzerine, Hz. İbrahim’in temellerine ininceye kadar Kabe’nin duvarlarını tamamen yıktılar.

Sonra, her bir kabileye bir bölüm tahsis ederek, inşaata başladılar. Arapların soyluları dahi boyunlarında taş taşıyorlardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ve Amcası Abbas da bizzat çalışanlar arasındaydılar. İnşaatın mimarlığını Yunanlı tacir ve mimar Bakum üstlenmiştir. Helal paralar ile oluşturdukları bütçe yeterli gelmemiş bunun üzerine asıl binanın zemininden bir kısmı terkolunmuş yani binanın temelleri eskilerin üzerine kurulmuştur. Kuzey yönüne doğru 6 ziraa çıkarmışlar ve buranın üzerine kısa bir duvar bina ederek bunun Kabe’ye ait olduğunun bilinmesini sağlamışlardır. İşte bu kısım el-Hacer ve’l Hatim olarak bilinen kısımdır.

Sıra Haceru’l Esved’in yerine konulmasına gelince, her bir kabile reisi, kendisinin bu şerefe nail olmasını istemiş ve böylece kabileler arasında tartışma ve adavet başgöstermiştir. Bu tartışmalar 4-5 gün kadar sürmüş ve neredeyse Harem’in içinde kanlı bir çatışma başlamak üzereyken, Kureyş’in en yaşlı adamı olan Ebu Ümeyye bin Muğire el-Mahzumi’nin “Mescid’in kapısından ilk giren kişi hakem tayin edilecek ve onun verdiği hükme göre hareket edilecektir” görüşü üzerinde ittifak ettiler ve ilk girecek kişiyi beklemeye başladılar.

Allah’ın takdirindendir ki, bu karardan sonra Mescid’e ilk giren Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- olmuştur.Kureyşliler O’nu görünce son derece sevindiler “işte güvenilir Muhammed, biz ona razıyız” diyerek O’na durumu bildirdiler.Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-, bir yaygı açarak onu yere serip, Haceru’l-Esved’i kendi elleriyle onun üstüne koydu.Sonra her bir kabile reisine yaygının bir tarafından tutmalarını söyledi.Haceru’l Esved bu şekilde konulacağı yere getirilince, Peygamber-sallallahu aleyhi vesellem- yine kendi mübarek elleriyle onu aldı ve yerine yerleştirdi. Onun -sallallahu aleyhi vesellem- meseleyi böylesine dirayetli bir şekilde halletmesi herkesi memnun etti.

Haceru’l Esved, tavaf edilen yerden 1, 5 metre, kapı ise herkesin girmemesi için 2 metre yüksektedir. Duvarlar ise 18 zira kadar yükseltilmiştir. Daha önce bu yükseliğin yarısı kadardı. Kabe’nin içine iki sıra halinde altı direk diktiler ve sonra da 15 zira yüksekliğinde çatı yaptılar. Kabe daha önce direksiz ve çatısız idi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*