share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

İman Adabı

0 yorum

08/10/2009 Sohbet Konusu

BİRİNCİ BAB

İMAN ÂDÂBI

Bu kitap her ne kadar âdâp esasları üzerine ise de iman meselesi, önemli şeylerin en önemlisi ve zarureti diniyyeden olması sebebi ile ele alınmıştır. Ayrıca İslam âdâbı da imanın muhafazası için çabalar. İman konusu bu kitabın temel ve birinci konusu olarak ele alınmıştır.

İMANIN ANLAMI

İman, inanmak manasındadır. Farsçada yaveridan, garvidan denilir. Fakat şer’i manada, Peygamberimiz, iki cihanda sığınağımız, efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ile diğer peygamberlerin Cenab’ı Hakk’tan getirdikleri ve haber verdikleri her şeye can’ı gönülden inanmaktır.

Buhari şerif’te;

“İman söz ve fiildir.” Diye tarif buyurulan fiilden maksat da kalp fiilidir, diye buyurmuştur. İmanın söz olup, yani dil ile söylenmesi, müminin kalbinde bulunan manayı ifade etmesine tercüman olmasından dolayıdır. Hatta eski arap şairlerinden Ahtal adındaki o ünlü ve beliğ şairin ”Söz kalptedir, dilin sözleri kalbin kılavuzudur” sözünü mütekellimler akaid kitaplarında delil olarak göstermişlerdir. Çünkü cenab’ı vacibul vucud’un birliği, azamet ve ilahi kudreti:

“De ki O Allah birdir.” (ihlas sûresi-1) “ İlahınız bir olan ilahdır (Bakara sûresi-163) “Eğer orada (yeryüzünde ve gökyüzünde) Allah’tan başka ilah olsaydı ikisi de (yeryüzü ve gökyüzü) fesada uğrardı.

Bunun gibi ayet’i kerime, hadis-i şerif ve güneşten bile aşikâr delillerle ispat olunmuştur.

O zaman her aklı başında müminin, Allah’ın varlığını ve birliğini ve kemal’i kudret sıfatıyla mutassıf olduğunu yakinen ve katiyen bilmesi ve inanması önemli ve gereklidir.

Ayrıca aklı başında olan bir Müslüman, Allah azze ve celle hazretlerinin mülkün gerçek sahipleri olduğunu, kendisinin ortağının ve benzerinin olmadığını, kainatın mükemmel bir kurulu düzen içerisinde varola geldiğini, daha ilk bakışta anlar. Yerlere ve göklere, özellikle kendi vucuduna bakarak, bu kadar işin, güzelliğin içerisinde Allah’ın birliğini akli delillerle bulur. İslam’ın en önemli âdâplarından biriside kulun bu şekilde davranmasıdır.

  • Bir mümine: “Mümin misin Müslüman mısın?” diye sorulduğunda, tereddüt etmeksizin şu şekilde cevap vermelidir.
  • Ben gerçek bir Mümin ve Müslümanım
  • Mümin ve Müslüman diye kime denir? Diye sorulsa.
  • İman ve İslâm üzere vasıflanmış olan şahsa denir diye cevap vermesi gerekir.
  • İman ve İslâm neye denir diye sorulsa
  • İman ve İslâm, şeriatla birdir. İmam-ı azam katında “Dil ile ikrar, kalp ile tasdik” etmekten ibarettir.
  • Dil ile neyi söylemek, kalp ile neye inanmak lazımdır diye sorulduğunda.
  • Amentü’nün içinde Vasf-ı İman adı verilen altı şeyi dil ile tekrarlamak ve kalp ile inanıp samimiyetle iman etmektir.
  • İtikatta mezhebin kimdir diye sorulsa.
  • Ahir zaman Peygamberi Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem) ve onun Ashab-ı Kiramı hangi itikad üzerine bulundurulursa bende o itikat üzerineyim, der.
  • Amelde imanın kim diye sorulsa.
  • İmam Azam Ebu Hanife(Radıyallahu Ahn) hazretleridir. Der.
  • İtikatta imanın kimdir? Diye sorulsa.
  • Hanefi imamlarından olup itikadi meseleleri İmam Azam hazretlerinden öğrenen ve ictihad eden İmam Ebu Mansur Maturudi hazretleridir. Der.
  • Mümin ve mükellef olan birinin fiillerine düşen Şer’i hükümler kaçtır? diye sorulsa.
  • Beştir. Vaciplik, haramlık, kerahat, nedip, helâl.
  • Bu Şer’i hükümleri ispat eden, İslâmi deliller kaç tanedir diye sorulsa.
  • Dörttür. Kitap, sünnet, icma-i ümmet, kıyas-ı fukuha.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*