share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

İman ve Temizlik Adabı

0 yorum

22.10.2009 SOHBET KONUSU

Mümin olan kimsenin imanını kemale erdirecek şeyleri teşhis edip itikadını yakin derecesine erdirmek için çalışması âdâptandır. Nitekim hadis-i şerifte;

“İman ağacının almış dokuz dalı vardır. Bunların en faziletlisi La ilâhe illâllah’tır. En alt derecesi insanlara eziyet ve cefa veren şeyleri yoldan kaldırmaktır.”

Özetle, mümin kişinin, islâma layık olan özellikleri bezenmesi, peygamber davranışlarıyla süslenmesi adabın önemli özelliklerindendir. Adabın en önemli ve üstün olanı Allah ve Resulullah sevgisidir. İkincisi kendisi için sevdiği şeyi kardeşi içinde sevmesi ve razı olmasıdır. Üçüncüsü, imanı bırakıp küfre dönmeyi, kendisini ateşe atmak gibi kabul etmektir. Bu üç sıfatı kendisinde bulunduran mümin, imanın lezzetini bulur. Bu konu hakkında şu hadisi şerif varid olmuştur.

“Şu üç şey kendisinde bulunan kimse imanın lezzetini alır. Allah ve Resulü’nün kendisine başkalarından daha sevimli olması, din kardeşini Allah için sevmek, küfre düşmeyi ateşe atılmaktan daha korkunç görmek”

Ve de mümine yakışan, ondan hiç kimseye zarar ve eza gelmemesidir.

Sahabiler Peygamber efendimize

  • “Müslümanların hangisi daha üstündür?” diye sorduklarında;
  • Müslümanların en faziletlisi, insanların elinden ve dilinden güvende oldukları kimsedir, cevabını vermiştir.

Yine bir Müslüman’a yakışan, yemek ve yedirmek, tanıdık olsun olmasın herkese selam vermektir. Bir kimse Resulullah efendimize gelip “ İslam özelliklerinin hangisi daha faziletlidir?” diye sormuştur.

“ Yemek yedirmek ve tanıdığı ve tanımadığı kişilere selam vermektir.” buyurmuştur.

Bir mümin, Peygamber efendimizin Ashabının en üstünlerinin Ebu Bekir es-sıddık ondan sonra Ömeru’l-Faruk ondan sonra Osman zi’n- Nureyn ondan sonra Aliyy’ul-Murteza olduğunu bilmelidir.

Bunları bu şekilde kabul ettikten sonra, onları ve Sahabe-i Kiram hazretlerini sevmek, birbirleriyle olan münakaşaları ve hallerinden dolayı onlara dil uzatmayıp suküt etmek gerekir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Ben rabbime, benden sonra ashabım arasında meydana gelecek anlaşmazlıkları sordum. Şöyle buyurdu: “Ey Muhammed! Senin ashabın benim katımda gökteki yıldızlar gibidir. Birbirlerinden derece farkları vardır. Kim, ashabının ihtilafa düştüğü hususlardan birinden hangisini seçerse benim katımda doğru üzerinedir.”

Başka bir hadiste:

“Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız hidayete erersiniz.”

Diğer bir hadiste:

(Takvaca) İleri olanlarınız ilerdedir. Orta yolu takip eden kurtulmuştur., zalim olanlarınız bağışlanmıştır.”

Diğer bir hadiste:

“Benim şefaatim ashabıma küfür edenden başka herkese helaldir.”

Diğer bir hadiste:

“Ümmetimin en kötüleri, Ashabım hakkında kötü söz söyleyenlerdir.”

Bir mümin, Kureyşe ve Arap’a sevgi duymalı ve onlara karşı kin gütmemelidir. Hadis-i şerifte:

(Müslüman olan) Kureyş(liler)i sevmek imandandır. Onlara kin beslemek küfürdür. (Müslüman olan) Arap(ları) sevmek imandandır. Onlara kin beslemek küfürdür. (Müslüman olan) Arap(ları)ı seven beni sevmiştir, kin besleyen bana kin beslemiş olur.” buyurulmuştur.

Yine bir mümin, imanını sabah ve akşam yenilemelidir. Hadis-i şerifte:

Emin olun ki, içindeki iman, elbisenin eskiyip yıprandığı gibi eskidir. Bundan dolayı Allah’tan kalplerinizdeki imanı yenilemesini dileyiniz.” buyurulmuştur.

Başka bir hadiste:

“Şüphesiz ki kalpler demirin pas tuttuğu gib pas tutarlar. Onun cilası istiğfardır.” buyurulmuştur.

Mümin, imanının bekası ve imanla ölmek için sabah namazının farzı ile sünneti arasında bu duayı üç kere okumalıdır.

“Ey Hayyum, Ey Kayyum. Ey Celal ve Kerem sahibi, senden kalbimi mağfiretinin nuru ile temizlemeni ve sonsuza kadar böyle olmasını dilerim. Ey Allah, ey Allah! Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!”

Mümin, son nefesinde imansız gitmesine sebep olacak şeyleri bilmeli ve onlardan kaçınmalıdır. Birçok kitapta bunlar yirmi iki madde olarak zikredilmiştir. Fakat biz bu muhtasar kitapta en önemlileri ile yetineceğiz.

Bunlar, Müslüman olmuş olmanın nimetine şükürden gafil olmak, son nefesinde imansız gitmekten korkmamak, namazı küçümseyerek terk etmek, anne ve babasına isyan etmek, Müslüman olan kişiye zulüm etmek.

Mümin dilini, kendisini küfre düşürecek sözlerden korumak için akşam ve sabah bu duayı üç kere okumalıdır:

“Allah’ım! Sana bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Ve hakkında bir şey bilmediğim hususlarda beni affetmeni dilerim. Sen gizli olanları bilensin.”

İKİNCİ BAB

TEMİZLİK ÂDÂBI

Temizlik için on yedi âdâb beyan olunmuştur.

  1. Temizliğin namaz için olduğuna niyet etmek.
  2. Büyük ve küçük hacet giderirken kendisini halktan gizlemek.
  3. Sahra’da hacet giderirken kıbleye, aya, güneşe önünü ve arkasını dönmemek.
  4. Helâ’da kıbleye önünü ve arkasını dönmemek.
  5. Helâ’ya girerken Allah’a şu şekilde sığınmak.

“Allah’ım! Hubsi ve hebais’ten sana sığınırım.”

Hubs ve hebais’ten maksat cinlerin erkek ve dişileridir. Onları helâda insana musallat oldukları için helâya girmeden önce bu dua ile Allah’a sığınmak gerekir.

  1. Helâya girerken sol ayağını kullanarak girmek.
  2. Helâda asla konuşmamak, çünkü bu unutkanlık yapar denilmiştir.
  3. Helânın içine tükürmemek ve sümkürmemek, insanlara iğrendirici görünen şeylerden dolayı helâyı muhafaza edip, mümkün mertebe temizliğe önem vermek gerekir.

“Hanenin etrafını temiz tutmak zenginlik getirir.” denilmiştir.

Bunu aksi, helâyı pis tutmak pisliklerle etrafı kirletmek, insanlara eziyet olduğu gibi fakirliğe de sebeptir denilmiştir.

  1. Helâda otururken sol tarafa hafif meyletmek, sol elini çenenin altına koymak.
  2. Helâda avret yerlerine bakmamak gerekir. Helâda avret yerlerine bakmak unutkanlık getirir.
  3. Ayakta hacet gidermekten kaçınmak gerekir. Çünkü Resulullah (sallalahu aleyhi vesellem) Ömer b. Hattab (Radıyallahu Ahn)’ı durdurup;

“Ey Ömer! Ayaktayken hacet giderme!” buyurmuştur.

  1. Avret yerine sağ eliyle temas etmemek gerekir.
  2. Helâda istinca ettikten sonra avret yerlerini bir bez ile silmek, kurulamak.
  3. Helâdan çıkarken sağ ayak ile çıkmak ve şu duayı okumak gerekir.

“Benden eziyet vereni giderip bana faydası olanı veren Allah’a hamdolsun. Bağışla bizi rabbimiz. Dönüş sanadır.”

  1. Helâdan çıktıktan sonra abdest suyu hazırsa abdest almak, hazır değilse su hazır oluncaya kadar teyemmüm almak

Peygamber(sallalahu aleyhi vesellem) efendimiz böyle yaptığında neden yaptığı sorulunca;

“Ölüm insana çok yakın olduğu için, abdest suyu hazır oluncaya tek ölürsem abdestli bulunmuş olurum.” Diye cevap vermiştir.

  1. Yer ve duvarda bulunan deliklerin içine hacet gidermekten kaçınmak gerekir. Çünkü o delikler zehirli hayvanların ve cinlerin meskeni olduğundan onların zarar vermesinden korkulur.

Hatta Ensardan Hazrec kabilesinin reisi Sad b. Ubade (Radıyallahu Ahn) bir deliğe hacet gidermiş, bunun için cinler onu öldürmüşlerdir. Ardından o delikten şöyle bir ses duyulmuştur. “Hazrec’in reisini Sad b. Ubade’yi biz öldürdük. Ona iki ok attık. İkiside kalbine isabet etti.

  1. Meyve veya insanların altında gölgelendiği ağaçların altına, yol üzerine, su, ırmak kenarlarına hacet gidermekten sakınılmalıdır. Çünkü hadis-i şerifte.

“ Kim meyve ağaçlarının altına, yol üzerine veya nehir ve akarsu kenarlarına hacet giderirse, Allah’ın, meleklerin ve insanların laneti üzerine olsun.” buyurulmuştur

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*