share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Kelimat-ı Kutsiyye 1-7 Hikmet

0 yorum

Nakşibendi Şeyhlerinin Mukaddes Sözleri

Bismillâhirrahmanirrahim.

Ulu Allah’ın adı ile başlar ve yalnız O’ndan yardım dileriz. Salât ve selâm efendimiz Hz. Muhammed’in, saha- bilerinin, ehl-i beytinin, soyundan gelenlerin, bağlılarının, dostlarının ve taraftarlarının üzerine olsun.

Cenab-ı Allah şeyhimiz ve efendimiz Ervasî hazretlerinden ve onun yüzü suyu hürmetine de bizlerden razı olsun. Bizden yana kendisini en hayırlı mükâfat ve ihsan¬larla mükâfatlandırsın ve bizi ondan ayırmasın; ayrıca oğluna da babasının gözbebeği olmayı nasip buyursun.

 

Birinci Hikmet: Ervasî hazretleri —Kaddesellahu te- âlâ ruhehu— neseb zincirinin halkalarını sayarken şöyle buyururdu:

— Ben efendimiz Lütfullah’ın oğluyum. Babam efendimiz Abdurrahman’m oğludur. Abdurrahman efendimiz Abdullah’ın; Abdullah, efendimiz Muhammed’in; Muham- med, efendimiz Muhammed’in; Muhammed, efendimiz Muhammed’in; Muhammed, Şeyh İbrahim’in; Şeyh İbrahim, efendimiz Cemaleddin’in; Cemaleddin, efendimiz Şeyh İbrahim’in; Şeyh İbrahim efendimiz Cemaleddin’in oğludur.»

Neseb halkasını Cemaleddin hazretlerinde durdurduktan sonra şeyhinden naklederek; «anlaşılan nesebimizin son halkası olarak saydığımız Cemaleddin hazretleri Molla Muhammed Ervasî ünvanı ile meşhur olan efendimiz Muhammed-i Kebir’in oğludur» buyururdu. Bunu bazan hafif şüpheli bir şekilde, bazan da kesin olarak söylerdi.

İkinci Hikmet: Buyuruyor ki:—               Taylesan” iki türlüdür. Biri herkesçe bilinen maddî taylesan, öbürü de manevî taylesan. Manevî taylesan, müridin kendisine ders veren şeyhini, tıpkı bir taylesan gibi, yenleri yüzüne doğru sarkmış ve tepesi üzerinde oturmuş olarak hayalinde canlandırmasıdır. Bu tasavvur, hedefe varma konusunda maddî taylesandan daha faydalıdır.

Üçüncü Hikmet: Ervasî hazretleri —Kaddesellahu teâlâ ruhehu— Ğacdevanî hazretlerinin —Kaddesellahu

teâlâ ruhehu— ,«ayak ucuna bakmak» şeklindeki emri üzerinde sık sık durarak buyururdu ki; «Bu emrin maksadı, müridin bakışlarının tıpkı namaz kılan kimsenin bakışları gibi olmasıdır.»

Dördüncü Hikmet : Ervasî hazretleri —Kaddesellahu teâlâ ruhehu— Bir müridin Hace-i Ahrar hazretlerinin —Kaddesellahu tealâ ruhehu— sohbet meclisine geç kalınca îhlâs ve Fatiha okuyup Şah-ı Nakşibendî’nin —Kaddesellahu tealâ ruhehu— ruhuna bağışlayarak O’ndan şefaat dilediğini anlattıktan sonra müridin bu hareketini şöyle izah etti:

—Çünkü Şah-ı Nakşibend, söz konusu müridin şeyhinden daha büyüktür. Bilindiği gibi büyük şahsiyetler, derecelerinin yüceliği oranında bağlılarının kusurlarını küçük görürler. Nitekim dünya büyüklerinin tebalarına karşı da aynen böyle davrandıkları görülür.

Beşinci Hikmet: Buyuruyor ki:—«Murid, kanatlarının güzelliğine ve teleklerinin alımlı renklerine iltifat etmeksizin gözlerini daima topu- ğundaki siyalı benekten ayırmayan tavus kuşu gibi ol¬malıdır. Çünkü söz konusu güzellik tavus kuşunun kendi eseri olmadığı halde gurur duymaya ve böbürlenmeye sebep olarak fitneye yol açabilir.» Fikrini şu beyitle teyid etti:

Tavus kuşu, harikulade güzelliğine rağmen

Topuğundaki siyah benekten dolayı utanç duyar.

Sözlerini şöyle sona erdiriyor:

—Sıradan kimseler gibi, insanın kendisini üstün (kâ¬mil) sayması, ilâhî kemale ters düşer ve bundan daha büyük bir kusur düşünülemez.

Altıncı Hikmet : Buyuruyor ki:—«İnsan nefsim alabildiğine küçük, yetersiz ve her hali ile kusurlu görmedikçe şeriatın emri olan istikamet (dosdoğru olmak) hali gerçekleşemez.»

Bu sırada kendisine sorulan bir soruyu sohbet meclisinde bulunan herkesin anlayabileceği şekilde şöyle ce-vaplandırmıştır : «İnsanın nefsini anlattığım gibi görmemesi büyük bir günahtır.» Arkasından sözlerine delil olarak Simnanî hazretlerinin —Kaddesellahu tealâ ruhehu— «Nefehat» adlı eserde geçen şu sözünü zikretmiştir:

—İstikamet (dosdoğru olmak) hali ile büyük günahlar bir arada olamaz.

Yedinci Hikmet: Buyuruyor ki:—Peygamber efendimiz —salât ve selâm üzerine olsun— «Hud sûresi saçlarımı ağarttı, beni ihtiyarlattı» buyurmuştur. Böyle buyurmasının sebebi Hud sûresinde bulunan «Tıpkı emrolunduğun gibi dosdoğru ol» şeklindeki ilâhî emirdir. Nitekim daha sonra Yasin sûresinin;

«Hiç şüphesiz sen dosdoğru yoldasın.» (Yasin sûresi, 1 -4) meâlindeki âyete kadarki baş tarafı nazil olunca Peygamberimiz derin endişesinden sıyrılarak huzura ka vuşabilmiştir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*