share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Kıssaların En Güzeli

0 yorum

Ahsenü’l-kasas (Kıssaların en güzeli)

 

 

 

HZ.YUSUF (A.S) KISSASI

 

Kuranı Kerimde kıssaları anlatılan Resuller içerisinde ayrıntılarıyla muhataplarına aktarılan tek peygamber Yusuf (As.)’dır. Yusuf peygamber kıssasını Diğer peygamber kıssalarından ayırt eden özellik Kuranın bu kıssaya dikkat çekmek için kullandığı anlatım teknikleri ve üslubudur. Ve bu kıssada çocukluktan yöneticiliğe kardeşlikten aile bağlarına mahremiyetten sadık olmaya dürüstlükten bağışlayıcı olmaya kadar birçok konu ehemmiyetle anlatılmaktadır.

 

 

(‘Bismillahirrahmanirrahim’) (‘Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Sen ondan önce bu kıssayı bilmeyenlerden idin YUSUF 3.’)

 

Kuran kıssaları tarihin döneminde yaşamış geçmiş gitmiş hadiseler değildir. Bu kıssalarla Allah’a inanan ve inanmayanlara dersler verilir. İnananlar bu kıssalarda iyi insanlara bakar ve örnek alırlar.

 

Bu kıssada Yusuf peygamberi anlamak için onun nesebini bilmek lazımdır. Hz. Yusuf’un atası Hz. İbrahim ve Saradan doğan İshak soyundan ve İshak (As.) oğlu Yakup (As.) Yakup peygamberin lakabı İsrail’dir. Hz Yusuf (As.) kıssası iyiler ve kötülerin mücadelesi neticesinde iyilerin başarısına müşahhasa bir örnektir.

 

Yusuf (As.) 11 kardeşin en küçüğü idi. Zeki ve güzel idi. Yusuf (As.) suretçe Adem (As.)’ı andırırdı yüzü güneş gibi parlardı. Kendisine güzelliğin yarısı verilmişti. Babası Yakup peygamber çocukları içerisinde en çok sevdiği idi. Yusuf (As.) bir gece acayip bir rüya görür. Rüyasında on bir yıldızı güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini gördü ve babası Yakup (As.) anlattı. Yakup (As.) bu rüyayı müjde kabul edip çok sevindi fakat rüyadan diğer kardeşlerine bahsetmemesini istedi çünkü kardeşleri Yusuf peygamberi kendilerinden farklı özelliklerinden dolayı onu kıskanıyorlardı. Ancak Yusuf (As.) ‘ın kalbinde sadece kardeşlerine değil bütün insanlara karşı hüsnü niyet var idi. Ancak Yakup (As.)’ın diğer hanımı bu rüyayı duyup diğer çocuklarına haber verdi. Yusuf (As.) karşı kalplerinde taşıdıkları kıskançlık ve kini büsbütün artırdılar. Onu öldürmek veya uzak ve ıssız bir yere atmak suretiyle, kendisinden kurtulup babalarının teveccühünü ve sevgisini kendilerine münhasır kılmak istediler. Kardeşlerden Yehuza: Yusuf’u öldürmeyiniz onu bir kuyuya bırakın ki oradan geçen yolcu kafilesi onu bulup götürsün. Yusuf (As.) hakkında babalarının kendilerine güvenmeyeceğini bilen kardeşler onu oyuna heveslendirip otlak yerlere götürmeyi istediler. Bunun üzerine kardeşler Yakup (As.)’ın yanına gidip önünde durdular Yusuf (As.)’ın kendileriyle birlikte kıra gidip oynamasına müsaade etmesini istediler Yusuf (As.) hevesi üzerine onunda kardeşleri ile birlikte gitmesine izin verdi. Yusuf (As.) mı Ahzan kuyusu yanına götürüp öldüresiye dövdüler. Bunun üzerini onun ellerini boynuna bağladılar üzerindeki gömleği de soyduktan sonra kendisini kuyuya sarkıttılar. Yusuf (As.) kardeşlerim gömleğimi bana geri veriniz kuyuda onunla örtüneyim dedi. Kardeşleri; Güneşi ayı ve on bir yıldızı çağır da seni oraya alıştırıcı olsunlar dedi. Kardeşleri, Yusuf(As.)’mı kuyuya bıraktıktan sonra hemen davarların içinden bir kuzu kesip kanını, Yusuf(As.)’mın gömleğine bulaştırdılar. Kestiklerinin etini de yediler. Akşamleyin ağlayarak Yusuf(As.)’mı kurt yediğini anarak babalarının yanına geldiler. Oğulları Yakup peygamberin yanına yaklaşarak hep birden ağlayarak seslerini yükseltince Yakup(As.) onların bir musibete uğradıklarını anlar. Yakup (As.) korktu ve “Ey oğullarım! Size ne oldu Yusuf nerede? “diye sordu. Oğulları ise hep bir ağızdan haykırarak kurt yediğini ve onun kanlı gömleğini getirdiklerini söyledikleri zaman Yakup peygamber “Gösteriniz bana onun gömleğini” dedi. Gösterdiler. Vallahi ben bugüne kadar bundan daha yumsak huylu kurt görmedim. Oğlumu yemiş de, onun gömleğini yırtıp parçalamamış” diyerek feryat etti ve bayıldı.

 

Yusuf (As.) kuyuda üç gün kaldı. Yehuza her gün Yusuf (As.)’a kardeşlerinden gizlice yemek getirdi. Dördüncü gün Medyen’ den gelip Mısır’a gitmek isterken yollarını şaşıran bir yolcu kafilesi kuyunun yakınına geldiler, kondular. Medyen halkından Malik B. Za’r kuyuya kovayı salınca Yusuf (As.)’ı görüp arkadaşlarına bir genç bulduğunu müjdeledi. Bunu gören Yehuza hemen dönüp kardeşlerine bu olayı haber verdi. Hepsi Malik’in yanına geldiler ”Bu bizden kaçan kölemizdir” dediler ve Yusuf(As.)’mı Malik’e 20 dirheme sattılar. Malik Yusuf(As.)’mı Mısır’a götürdü. Malik Mısır’a varınca ona yıkanmasını emretti ve karısı Rail’ e dönerek “Bu genç olgunluk çağına gelince, bize yardımcı olur ya da onu oğul ediniriz dedi.

 

Mısır Aziz’i, kadınlara münasebette bulunmayan bir zat idi. Karısı ise, hem güzel, hem de, devlet ve dünya nimetleri içinde yaşayan bir kadındı. Yusuf (As.)’ın yüzünün güzelliği, Hanım Efendinin kalbine, onun sevgisini düşürmüştü. En sonunda, bir gün, onu, kendisiyle temasa heveslendirmek maksadı ile Yusuf(As.)’a güzelliklerini anmaya başladı. Yusuf(As.) ondan kaçıp kurtulmak, kadın da onu tutup bırakmamak için kapıya koştular. Kadın Yusuf (As.) ın gömleğini arkadan tutup boylu boyunca yırttı. Kapının yanında kadının zevcesine rastladılar ve kadın suçunu kapatmak maksadıyla kocasına “Zevcene kötülük etmek isteyenin cezası zindana atılmaktan başka ne olabilir.” Dedi. Yusuf: “Ey rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir” dedi. . Ergenlik çağına girdiğinde Allah’u Teâlâ kendisine Hüküm ve rüya tabirleri ilmini verdi. Yusuf (As.)zindana atıldığı vakit onunla beraber zindana iki delikanlıda girmişti. Bunlardan birisi “Ben rüyamda kendimi şarap sıkıyorken gördüm diğeri de bende rüyamda kendimi başımda ekmek götürüyor kuşlarda ondan yerken gördüm. Yusuf(As.) : Ey zindan arkadaşlarım! (rüyalarınızın yorumuna gelince): Biriniz, efendisine şarap içirecek diğeri ise asılıp tepesinden kuşlar yiyecektir demiştir. Bu ikisinden kurtulacağını bildiği kimseye beni efendinin yanında an diye buyurdu. Fakat şeytan efendisine anmayı unutturdu da bu yüzden Yusuf (As.) daha nice yıllar zindanda kaldı. Bir gün kral rüyasında yedi arık ineğin yemekte olduğu yedi semiz inekle, yedi yeşil başak ve yedi kuru başak görüp bu rüyayı zamanın kâhinlerinin tabir etmesi istedi. Zindandan kurtulan adam şeytanın ona unutturduğu Yusuf (As.)’ı hatırlayarak Aziz’e haber verdi. Aziz, rüyasının tabirini yapan Yusuf (As.)’a yönelerek: Sen bugünden itibaren bizim katımızda mühim bir mevkii sahibisin! Emin bir müsteşarsın dedi. Yusuf (As.)’ı memleketin hazineleri üzerine memur tayin etti. Aziz’in gördüğü rüyanın tabiri gerçekleşerek ülkede yedi yıl bolluk ve yedi yıl kıtlık yaşanmaya başladı. Kıtlık baş sürünce kardeşleri mısır da cömert bir hükümdarın olduğunu duyunca Mısır’ın yolunu tuttular.11 kardeş Yusuf(As.)’ın huzuruna çıktılar. Yusuf peygamber onları görür görmez tanıdı ve şaşkınlıkla baktı ve hemen onların yüklerini hazırladı ve onlara dönerek “Bana baba bir de erkek kardeşinizi getiriniz eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size hiçbir kile yok. Kardeşler korku içinde yüzlerini şaşkınca Yusuf(As.) döndürdüler ve muhakkak ki bizim babamız çok zayıf ve yaşlı bir kimsedir buraya kadar gelmeye güç getiremez ve yıllar önce kaybettiğimiz kardeşimize ağlamaktan gözleri görmez olmuştur. Yusuf (As.)bunları duyduktan sonra o ölen kardeşlerinin kendisinin olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yusuf (As.) gömleğini kardeşlerine vererek bunu babası Yakup’a götürmelerini emretti. Yusuf(As.)ın kokusunu km. önceden alan Yakup (As.):Bana inanınız ki Yusuf’un kokusunu duyuyorum dedi. Yanındakiler Allah a yemin ederiz ki sen hala eski yanılgındasın dediler. Mısırdan gelen oğulları Yakup (As.) ın yanına yaklaşarak gömleği Yakup (As.) a verdiler Yakup (AS.) Muhakkak ki bu Yusuf’umun kokusudur diyerek ağlayarak gözlerine sürer ve gözleri açılır. Daha sonra kardeşler Yakup(As.)ı ve ev halkını yanına alarak Yusuf Peygamberi görmek için yola çıktılar. Yusuf(As.)dört bin askerin başında ve Mısırlılardan birçok süvarilerde yanında bulunduğu halde, şehrin dışında Yakup (As.)ı karşıladı. Yakup (As.)halkın başında, Yusuf(As.) ın geldiğini görünce: Ey Yahuza! Bu Mısırın Büyük Firavunu mu? Diye sordu.   Yehuza: Hayır! Bu oğlun Yusuf dur dedi. Baba, oğul birbirlerine yaklaştıkları zaman, Yusuf(As.),Ona selam vermek istedi ve Yakup(As.)buna daha layık ve müstahak idiyse de, ”Selam olsun sana ey hüzün ve tasaları gideren! ”diye kendisi, önce ona selam verdi. Yakup(As.) Mısır a gelip dua edince, Yüce Allah Mısır da ki kıtlığın kalanını da kaldırdı.

 

Yusuf(As.)babası Yakup (As.) ın vefatından sonra 23 yıl daha yaşadı. Mısır dan çıkıp giderlerken cesedini babalarının yanına gömülmek üzere yanlarında götürmelerini vasiyet, kardeşi Yehuza yı da İsrail oğullarını üzerine halife tayin etti. Yusuf (As.)vefat ettiği zaman yüz yirmi yaşında idi. Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selam olsun. Yusuf(As.)ın cesedi kokulanıp mermer bir tabutun içine konuldu. Nil Nehrinin kenarına gömüldü. Üzerine, su alınıp kabir su altında, bırakıldı.

 

Kıssadan Çıkarılan Evrensel Prensipler

 

Kur’ân, dünya ve ahiret saadetinin anahtarıdır. Ona muhatap olan her fert, onun emirlerine uyma ve yasakladıklarından kaçınma suretiyle seyri sülûkunu tamamlamış olur. Yûsuf kıssası da başta iman olmak üzere, fıkhî, ahlâkî ilkeler barındıran, ferdî ve sosyal hayatın hemen hemen her alanıyla irtibatlı hikmet ve hakikat deryasıdır. Vahyin indiği dönem itibariyle başta Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ve sahabesi olmak üzere ona muhatap olan her asır ve coğrafyada gönüllere teselli bahş olmuş ve ortaya koyduğu küllî kaidelerle kendisine inananların ihtiyaçlarını karşılamıştır. Her insan, onda kendisinden bir şey bulur. Mukayese ve izdüşümle gününü aydınlatabilir. Sûrede çok önemli hakikatler yer almaktadır. Bu hakikatler kıssada cereyan eden hâdiselerin seyri içinde muhatabı eğitme maksatlı dikte edilen âdeta nokta vuruş prensiplerdir. Bunlar her asır için geçerlidir.

 

Hz. Yusuf ve günümüz Yusuflarının imtihanları Allah tarafından sevilip seçilen ve gördüğü sadık rüya ile kendisine seçildiği bildirilen Hz. Yusuf’ a öz kardeşleri haset ediyor ve ondan kurtulmak için kuyuya atıyorlar. Bu hadise bize her devirdeki Yusufları öz kardeşleri hatta din kardeşleri tereddüt etmeden kuyuya atabileceklerini bildirmektedir. Atılan yer o zamanda bir kuyu, bu zamanda bir hapishane veya farklı olarak dünya havasına, aldatıcı güzelliğine sürüklenmek olabilir.

 

Önemli olan insanın hatasından dönmesi, pişmanlık duyması hata yapılanın da affetmeye muvaffak olup imtihanı kazanabilmesidir.

 

”Garip olan insanın günah işlememesi değil, asıl garip olan günahtan sonra tövbe etmemesidir.”Seyyid Molla Alameddin Nurşini (Ks.)

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*