share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Kuran’daki Kıssalar Allah Kelamıdır

0 yorum

Kuran’daki Kıssalar Allah Kelâmıdır

 

Cenabı Allah’ın Kur’an’da, Musa aleyhisselâm’dan, diğer pey­gamberlerden, Firavun’dan ve şeytan’dan bahsettiği hususların hep­si Allah Teâlâ’nın kelâmıdır. Onlardan haber vermektedir.

Burada Musa aleyhisselâm’ın tahsis edilmesinde, kelimullah ol­duğuna işaret vardır. Firavn’ın iblis üzerine takdim edilmesinde de şeytanlık makamının şeytandan daha kuvvetli olduğuna işaret var­dır. Aynı zamanda bu ifadede İbn-i Arabi’ye ve Celâlüddin ed-Devvânî gibi ona tabi olanlara reddiye vardır. Bu meselenin araştırılması konusunda müstakil bir risale yazdım, müşkil yerlerde düştük­leri vehimleri açıkladım ve Kitap ile Sünnetten açık deliller getir­dim.

 

Allah Teâlâ’nın Kur’an’da yukarıda sayılan hususlardan haber vermesi, Levh-i Mahfuz’da, yerler, gökler ve ruhlar yaratılmadan bu mânalara delâlet eden kelimeler uygun olarak yapılmıştır. Musa, îsa ve diğer peygamberlerle, Fravn, İblis, Hâman, Kârûn ve sair düş­manlardan işitildiği zaman meydana gelen ilimden sonra yaratıl­mış bulunan kelâm ile konuşmuş değildir. Böyle olsa o takdirde Al­lah Teâlâ’nın, Tebbet Sûresi, muharebe âyetleri ve benzeri kıssalar gibi hallerden ve esrardan bahsetmesi, haber vermesi ile kendi za­tının sıfatlarından, kendi işlerinden, ve mahlûkatı yaratmasından bahseden Âyet-el-Kürsî, İhlâs süresi ve benzeri âyetlerle kâinatın yaratılışlarından ve nefislerin yaratılışından bahseden âyetler ara­sında her birinin kendi kelâmı ve mukaddes sıfatı olması arasında bir fark kalmazdı.

 

Kuranda Geçen Yaratıklara Ait Sözler Yaratılmıştır

 

Allah Teâlâ’nın kelâmı yaratılmış değildir. Mûsa aleyhisselâm ve diğer yaratıkların sözleri ise yaratılmıştır. Kur’an, Allah Teâlâ’nın Kelâmıdır, onların sözü değildir.

Mahlûkatın sözleri, kendileri gibi yaratılmıştır. Zira sıfat mevsûfuna, yâni sahibine tâbidir. Ancak şöyle denilebilir. İbranîce tan­zim edilen sözler Tevrat’tır. Arapça sözlerle tanzim edilen nazım da Kur’an’dır. Kur’an Allah Teâlâ’nın kelâmıdır. Çünkü Kur’an’ın ke­limeleri, âyetleri Allah’ın kelâmının delilleri ve maksadının alâmet­leridir. Ve Kur’an’ın ibaresinin başlangıcı Allah Teâlâ’ya dayanır. Görmüyor musun ki sen bir hadîs-i şerif okuduğun zaman bu oku­duğun hadîs benim sözüm değildir, diyorsun. Belki Rasûlullah sallellahu aleyhi vesellem’in sözüdür, diyorsun. Çünkü bu sözün başlan­gıcı Hz. Peygambere dayanıyor. Onu ilk söyleyen Hz. Peygamberdir. Aşağıdaki âyet-i kerîmeler de bu mânaya delâlet etmektedir:

Ey müminler! Yahudilerin size inanacaklarını mı umuyorsu­nuz? Halbuki onlardan bir zümre vardır ki, Allah kelâmını (Tevratı) dinlerlerdi de gerçeği anladıktan sonra onu bile bile değiştirirlerdir.”

“Eğer müşriklerden biri aman dilerse ona aman ver, tâ ki Al­lah’ın kelâmını dinlesin. Sonra onu emin olduğu yere kadar ulaştır.”

Bil ki İmam Âzam ve diğer âlimlerin sözlerinde geçen, Kur’an’ın yaratılmış olduğuna hükmedenin kâfir olacağı fetvası küfrân-i ni­met mânasına hamledilmiştir. İslâm milletinden, dinden ve imandan çıkmak mânasında kâfir demek değildir. Mutezile bu meselede ise değişik düşünüyor. Belki doğrusu bu meselede bir çekişme bahiskonusu değildir. Zira kelâm-ı lâfzi’nin yaratılmış olduğunda Ehl-i Sünnet’in ihtilâfı yoktur. Kesin delil ile sabit olsa Kelâm-ı Nefsî’nin ka­dim olduğunda da Mûtezile’nin ihtilâfı yoktur. Kur’anı yaratılmıştır, diyen kâfir olur, sözü sabit değildir. Bu söz âhâd yolu ile intikal et­miştir ve maksadını açıklamakta tevile ihtiyacı olan bir sözdür. Kur’an mahlûktur diyen kâfir olur, ifadesinde mahlûk sözünden maksat, iftira, yalan mânası kasdedildiğini söylesek de bununla be­raber hiç bir kimse için, Kelâm-i lâfzi mahlûktur, demek caiz değil­dir. Zira bu sözde küfrü gerektiren bir düşünce vardır. Kur’an-ı Ke­rime ait bazı tâbirler itibarı ile hadd-i zatında bu söz her ne kadar doğru olsa da, küfre sebep olacak vehim ve düşünceyi bulundurduğu için, bir kimsenin, Kur’an’ın lâfzı yaratılmıştır, demesi caiz değildir. Zira Kur’an sözü Kıraat için de söylenir. Meselâ Sabah Kur’an’ı de­mek olan “Kur’an’ul-Fecr” sözünde olduğu gibi. Mushaf içinde söy­lenir. “Kur’an’la düşman topraklarına sefer etmeyin” sözünde oldu­ğu gibi. Bazen okunan kelâma da söylenir, ki bu okunan, kelâm O Allah’ın kadim olan kelâmıdır. Cenabı Allah bu konuda şöyle bu­yuruyor:

“Kur’an okuduğun zaman, Allah’ın rahmetinden kovulmuş bulu­nan şeytan’dan Allah’a sığın.”

Allah kelâmı, hadis (Yaratılmış) olmaya delâlet edecek bir ka­rine ile zikredildiği zaman, Meselâ, abdestsiz adamın Kur’an’a ya­pışmasının haram olması gibi bu söz mushafa dokunmak ve kıraat mânasına hamledilir. Mutlak olarak zikredildiği zaman ezelî sıfat olan kelâm mânasına hamledilir. Mutlak olarak Kur’an yaratılmış­tır, demek caiz değildir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*