share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Meşakkatlere Katlanmak

0 yorum

İnsanın mukadderatı tahsili hikmet ve adalet ile işliyor.Adaletsizlik yok adalet ile beraber hikmette vardır.Hikmet iki perdeden ibarettir biri gördüğünüz perde biri de sizin bilmediğiniz aklınızın idrak edemediği bir perdedir.

Hikayelerde şöyle bir bahis geçer serçe kuşu Allahu Teala onun başına ikide bir atmaca denilen hayvanı musallat kılması zahiren Allah’ın rahmetine uygun düşmüyor gibi gözüksede işin hikmeti farklıdır.Fakat hakikatta o küçük serçe kuşunun yeteneğinin uçmasının istidadının zuhuru gözükmesi o atmaca kuşunun musalliyetiyle oluyor serçe kuşu her ne kadar zahiren birinci perde atmaca kuşunun kendisine musallat olması Allah’ın rahmetine uygun gibi gözükmüyorsada hakikatta o serçedeki yeteneğin kabiliyetin istidadın onun musalliyetiyle oluyorsa Allah’ın rahmetine uygundur.İnşallah bugün ufak bir sıkıntı gibi gözüksede insanın başına gelen şeyler meşakkatler sıkıntı fakirlik gibi konumlarda insanın istidadının ,kabiliyetinin, maneviyatının olgunlaşması adına insanın istidadının zuhuru açısından bir fayda sağlıyor. Ben inşallah büyüklerin bir sünneti olarak bugün tevkif ettim .

Bir Mevlana Halid ,ikide bir insanlara bahsediyoruz, üstadının ziyaretine giderken bir tuvalet temizlemiştir zahiren meşakkat gibi görünüyor.Ama bazen kişi kendisi yapar ise Allahu teala bir manada mecbur kılıyor ona mesela oruç çok faydası var ama Allah bizi serbest bıraksa belki onu yapmayacağız ama mecbur kılıyor yarın inş oruç tutacağız mecburuz. Bugün başımıza gelen hadisede inşallah o büyüklerin sünnetidir. Bir Mevlana Halid, diğer bütün büyükler üstadına gittikleri zaman yapılan sizin bugün yaptığınız hizmetin aynısını yapmışlardır ama Allah öyle yaptıki ramazan nasıl ki oruç mecburiyeti vardır onun arefesinde de o orucu tuuttunuz, meşakkat gibi oldu ama inşallah zahmetinizde rahatlık olacak.

İnsanın rahatında da zahmetlik vardır öyle bilmek lazım ahiret açısından bir insan hayatı kendi hissiyatı gibi okumaması icab eder.Mesela ilimde medreseye bir insan gelip bir kitabı yüz kere okusa tekrarını yapsa fakat her defasında kendisi gibi okusa aynı yanlışı yapar fakat üstadına teslim olursa kulağını ona verirse, aklını ona verirse kitabı doğru okur.Biz hayatı dört aşamada tekrar ettik .Çocukluk döneminde hayat sayfası okuma adına Allah bize fırsat verdi.İyi okuyamadık.Gençlik dönemini Allah bize nasip etti o zaman o bir fırsattı bir daha okuduk ama okurken bidaha kendimiz gibi okuduk ,olgunluk dönemine eriştik Allah bi fırsat daha verdi birdaha aynı kitabı okuduk, hayatı okuduk ama hep kendimiz gibi okuduk .İhtiyarlık dönemine geldik aynı kitabı birdaha atmış sayfayı okuduk ama hepsini kendimiz gibi okuduk. Bir insan kendi si gibi okursa hata yapıyorsa aynı her defasında mutlaka yapacaktır.

İnsan ile Allah arasında en büyük engel insanın kendisidir .İstifadeye en büyük engel insanın kendisidir. Nasılki takdiri ilahi hikmet ve adalet ile işliyorsa hikmet işin içinde var ise teslim olmayı gerektiriyor ise hayat okuma tasavvufta aynı öyle hikmet var teslim olmak icab eder.

Şeyh Maşuk bahsetti bir defasında büyük bir rahatsızlık geçirdi onu Diyarbakır’a götürdüler fakat doktor tedavisine bir teşhis bırakamadı hastalığına bir teşhis koymadı. O hastane bu hastane gezdirince,titreme gibi bir hastalıktı Şeyh Maşuk onu götürenlere diyorki benim hastalığım sizin bildiğiniz gibi değil Mardin yolunu onlara gösteriyor bir tepe var onu tepenin başına götürüyorlar .Üstadın bulunduğu yere doğru suriyeye doğru bir tepenin başına gidiyor yüzünü üstadın bulunduğu yere doğru çeviriyor başını secdeye bırakıyor ve bir saat belki iki saat boyunca yerde ağlıyor ağlıyor ve en son babasının yanına geliyor ben üstadımı çok özledim diyor. Fakat bir bahanem yok ben kendi içimde böyle bir niyet etmiştim .Ben hacca gideceğim haccı bahane ediceğim ve yol üstünde üstadımın ziyaretine gideceğim.Ziyaretine gidiyor bir haftalık bir süre üstadın yanında kalıyor üstadına şunu ifade ediyor size karşı muhabbetim sınırsızdır fakat öyle kendimce hissediyorum ki istifade etmediğimi zannediyorum buradan.Üstad kendisine ,ona diyor ki Şeyh Ahmed ,Maşuk Efendi sen buraya geldiğinde tırnakların yoktu kısaydı diyor bak ne kadar uzamış bu tırnaklar her dakika uzuyordu,uzadığında bunun farkında mıydın bunu hissettin mi ?Bakıyor diyor vallahi yok ben hissetmedim .Maşuk etrafındaki otlar geldiğinde çok kısaydı fakat bunlar uzadılar yükseldiler yükselme sırasında sen hiç hissettin mi diyor yok valla hissetmedim diyor. Tasavvuftada Allah bazı insanlara yüksek makamlar onlar için tahsis eder ,onları o makama yükseltir fakat onlara hissettirmez.Hissettirmemesindeki neden ise çokları bu imtihanları kaybediyor nazlanma ,benlik duygusu işin içine girebiliyor onun için o hizmetleri onların eliyle yürüttürüyor fakat onlara hissettirmiyor her zaman kendisini mahfiyet derecesinde görüyor.

Annem ,Seyda k.s dan bahsediyor annesinin ziyaretine giderken o hastalık o sekeratların olduğu dönemde diyorduki onun yüzüne karşı çıkmaya cesareti yoktu.Kendisine siz niçin anneyi ziyaret etmiyorsunuz kapının eşiğinde oturuyorsunuz .Bana günahkar demesinden korkuyorum. Çünkü bu büyük insanlar o sekerat sırasında kalpler çok inkişaf ediyor bazen kendilerini tutmayıp gördükleri şeyleri insanın yüzüne söylüyorlar. Bana günahkar demesinden korkuyorum onun için yüzüne çıkmıyorum.

Ve kitap derki en büyük insanların en yüksek makamları elde ettikleri halde onların en büyük belirtisi kendilerini mahfiyet derecesinde görmeleridir en aşağı derecede görmeleridir. Bu neyin belirtisidir?İnsanın yüksek makamlara çıktığının belirtisidir.Üstad öyle bir üstaddı.Bugün kendimi bu manada bu seviyeyi yakalayabiliyorum ama inşallah kendimizi benzetme veyahut cenabı Allah tarafından bir benzetilme,bugünkü olan hadise zorlada olsa oruç gibi bir benzetilme hadisesi yaşatıldı irademizin dışında kendi bir manada aynen oruç gibi bir vucubiyet yaşandı.Büyüklerin yaşadığı hissettikleri şeyleri mahfiyet adına bencillik, enaniyeti yok olma adına o manada birşeyler yaşatıldı.Benim kanaatim o itikadım o.Çünkü kanaat odur ki Nurşinde olan hadiseler inşallah onların plan programıyla gerçekleşiyor.Oruç arefesinde böyle bir hadise sünneti evliyadır sünneti saadattır,saadatın sünnetidir .Onların tasavvufa giriş birinci basamakları o hizmete giriş birinci basamağı olmuştur.Allah muvaffakiyetler versin .Din dünyanıza yardımcı olsun inşallah.

Her zaman şunu tekrar ediyorum üstadın kalbine açılan kapı sizin kalbinizdir. Kalbinize açılan kapı muhabbettir.Üstadın kalbi onun üstadına açılıyor çünkü onun kalbinde onun üstadı var,üstadının üstadı en son peygamber var,peygamberin kalbi cennete açılıyor cennet ise hakiki olan cennet cemalullaha açılıyor.Kalplerin anahtarı muhabbettir.Muhabbeti peyda ettiren rabıtadır,evraddır,ezkardır ,mahfiyettir,teslimiyettir,muhabbeti peyda ettirecek ne gibi yollar varsa denemek lazım.Allahu teala o muhabbetleri bize versin.Çünkü muhabbet hakiki cennet olan cemalullaha açılan kapıdır.Allah muvaffakiyetler versin inşallah.Allah yardımcınız olsun inşallah.

(Bu sohbet 31.07.2011 tarihinde Norşinde bayanlar mescidinde yapılmıştır.Seyda Molla Alemeddin (k.s.) in dilinden dökelen cümlelerdir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*