Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nursinne/public_html/wp-config.php:1) in /home/nursinne/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/inc/class-wmp-cookie.php on line 50
Mürid Kimdir? | Nurşin

share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Mürid Kimdir?

0 yorum

Seydayı Tagi Gavsi Hizana şu ifadeyi kullanıyor : ‘beni unutma’ Gavsi Hizan kendisine :”Sen beni unutma zira mesafeler ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın sohbet sırasında beni hatırladığın  anda ordayım diyor”.Bende Seyda(ks) hastahanedeyken içimden beni unutma diyordum ,içimden öyle geçiyordu.

Minah kitabı bu manada tasavvufta seyru süluk yapanlar için muazzam cevaplar veriyor .Hatta Gavsi Hizan zahiri üstadın sohbetinden alınan feyz rabıtayla alınan feyz kadar değildir,rabıtayla elde edilen feyz çok daha fazladır diyor.Allah muvaffakiyetler versin.Mürid kimdir? İhlas ve muhabbet ile amel işleyen ve dirayet sahibi olandır.Dirayetli olmak, azimli olmak, hizmet verici olmak… Mürid budur diyor .Hatta dirayetsizlik tasavvufta küfrün alametidir diyor Gavsi Hizan.Yani ben kurtulayım cennete gireyim bu manada bir dirayetsizlik, gayret etmemek küfrün işaretidir diyor.İnaşallah sizin gidişiniz adeta hicret gibi bişeydir, öyle görmek lazım.Hizmet maksadıyla gidiyorsunuz , insanları irşad etmek maksadıyla gidiyorsunuz. Bu düşünceyle gittiğiniz zaman şu kanaatte olmanız lazım. Bir insanın hissiyatını ve aşkını artırmak, büyüklerin hissettiği duygulara vakıf olabilmesinin yolu onların teveccüh ettiği hizmetin aynısına teveccüh etmektir.Büyüklerin ifadesidir: “Bir insan kendisinin ve başkasının Allah nezlindeki konum ve makamını öğrenmek istiyorsa, Allah o insana dünyada neden istidat ettirdiğine bir baksın.Bir insan dünyaya hizmet ediyorsa korksun, ama Allah bir insanı almışsa ehli velayetinin bulunduğu bir zeminde baktığı bir yere hizmet ettiği bir şeyde istidat ettiriyorsa ehli velayetin konumu neyse o insanın konumuda odur.Bu manada inşallah bu düşünceyle hareket edersiniz insanayrıldığı zaman çok üzülecek ama inşallah büyüklerin teveccühünü ve muhabbetini kazandıracak hizmet maksadıyla gideceksiniz niyetiniz o olsun. Allah bu manada mükafatınızı artırsın inşallah.Hayat zaten bu şekilde okunmazsa manasız kalıyor. Hayat sadece benlikten ibaretse manasız kalıyor.

Leyletül Kadir; Sahabe Peygamber (a.s )’e:” Ya Resulallah önceki ümmetlere uzun süreler verildi bin yıllık sürelerde çok şeyler kazandılar.Fakat bizlere çok kısa ömür bahşedilmiş, verilen süre çok kısa.Peygamber (a.s )bu tür geceleri irşad edin diyor.Ümmete öyle şeyler bahşediliyor ki leyletül kadr hayrun min elfişşehr.Bu geceyi iyi değerlendireceksiniz. Sizin bu bir gecenize bin ay yaşayıp sevap işlemenizden daha hayırlı olabilecek fırsatlar veriliyor.SeydaRamazanın bu son on gününün tümünü çok iyi değerlendirirdi. Ramazanın tümünü hatta ramazan dışındaki tüm günleri çok iyi değerlendirirdi.Ama bazı günler bazı günlerden biraz daha farklıydı.Onu hissedebiliyorduk.Hatta Seyda günün bütününü değil çoğu zaman bizi ikaz edip siz dakka ve saniyelere ehemmiyet vermiyorsunuz diyordu.Siz aslında bir saniyede bile neyi kazandığınızı bir bilseniz dakkanın saniyenin kıymetini çok daha iyi anlardınız.İnsan bir dakika ile Allah ın rızası ve sonsuz hayatı kazanabilir. Bir dakika ile küfrü girip ebedi azap cehennemine girebilirsiniz diyordu.Bir dakikaya bu kadar ehemmiyet veriyordu.Seyda nın (ks )bu son on günün özellikle tek günlerinde aşk u iştiyakının çok daha fazla olduğunu görüyorduk. Ramazana bir hafta 15 gün kala sürekli ağzında -“Hey mübarek sen nerde kaldın seni çok özledik gel be” diyordu.Sanki onunla konuşuyor. Büyük bir iştiyak var. Ey mübarek ey mübarek ,ifade öyleydi. Sen nerde kaldın ? Artık gel seni çok özledik ifade böyleydi. Geceler de bu manada muhabbet ve iştiyak çok daha fazlaydı.İnsan öyle umut ediyorki Allah ın abdine karşı dünyada iken ruhu terbiye etme, büyütme usulü aynen annenin çocuğunu terbiye edip büyütme usulü gibidir.Çocuğunuzu büyütürsünüz, edep öğretirsiniz. Geleceğini hazırlama adına iki metod uygularsınız. Bazen mükafatlandırır şu şu mükafat vardır dersiniz. Bazende çocuğu korkutup cezalandırırsınız.Daha büyümeden dünyada ona rahmet çok fazladır şefkat çok fazladır.Bazen ısrar eder, sizden bişey ister ,o şeyi kendisine verirsiniz ama istemeden verirsiniz çünkü verdiğiniz şey onun aleyhine döner.Para ister, gider kendine zarar verecek şeylere harcar ama istemeden. .Allah abdine karşıda böyle bazen bir şeyi yapar ,yaratır ama istemeden.Kul onu istiyor.Kul fakirdir para istiyor,kul hastadır sıhhat istiyor ama sıhhatini güzel yerlerde değil aleyhine dönüşecek haram şeylerde kullanıyor.Yaratan Allah, yarattığı şeyi bazen istemiyor.Çünkü rahmeti çok fazladır.Aynen annenin çocuğa olan rahmeti gibi şefkati gibi.Aynısı demiyelim .Allah ın abdine olan rahmeti çok fazladır.Hadiste diyorki: “Bana bir tövbe ayağıyla yaklaşana ben iki ayakla yaklaşıyorum, o bir adım gelirse ben iki adım geliyorum çünkü rahmet var .Bizim kalbimize rahmeti atan Allah, muhabbeti kalbimize atan Allah kendi muhabbetinden bize vermiş .Sevme adına ama Allah kendi tecelliyatını insan vasıtasıyla yapıyor. Adeta karakterini evsafını bir insanda topluyor.İnsana insan vasıtasıyla tecelli ediyor.Hz. Yusuf İle Hz.Yakup kıssaları tam kitabidir.Hz.Cibril Hz.Yakub ‘a gelerek diyor ki:” Hz. Yusufa bu kadar hüznün ve aşku meylin çok fazladır .Allah bunu kabul eder mi diyor.Bir gönülde iki maşuk olur mu diyor.”Hz. Yakup Un cevabı:”Ben kendisine baktığım zaman Allah ı hatırlıyorum bana Allah ı gösteren bir ayna nazarıyla bakıyorum.Bunu gönlüme atmamdaki neden aynanın kendisi değil aynanın yansıttığı zattır diyor.Dolayısıyla bizi Allah a ulaştıran her vesile sevilmeye layıktır özümüze almaya layıktır.Bu, taşta olabilir ağaçta olabilir yediğimiz rızıkta olabilir.Eğer sürekli bize Allah ı hatırlatıyorsa.Ama bütün bu mahlukatın yansıttığı birşeyi adeta bir zatta toplamış ise, bütün evsafını gösteriyor ise elbetteki gönüllere girmeye layıktır.Allah halife olarak bir zat yaratmış hilafet mevzusunda Allah ın yerindedir.Hilafet mevzusuda öyle basit değil . O zat sevilmeden Allah ın sevilmesi mümkün değildir.O zatın rızasını kazanmadan Allah ın rızası kazanılmaz.Çünkü onun yerindedir.Peygamber Allah ın elçisidir.Sadaatı Kiram Allah ın halifesi olan, elçisi olan Resulullah ın vekilleri vekalet noktasında onun yerindedir aynısı demek.Dolayısıyla onlar sevilmeden peygamber sevilmez Allah sevilmez.Allah ın en kıymet verdiği bir tablo, zanaat onu beğenmeden onu sevmeden zanaatkarıda sevemezsiniz.Allah muvaffakiyetler versin inşallah Allah din dünyanıza yardımcı olsun.

Gavsi Hizan ın(ks) ,Minah kitabı çok önemlidir.Tekrar tekrar okumak lazım anlaşılmayan yerleri o yerde bırakmak lazım.Rabıta ve hizmete büyük ehemmiyet veriyor.Rabıtanın çok üstünde duruyor .Allah muvaffakiyetler versin inşallah.Herşey verildiğinde azalır.İlim ,muhabbet ,tasavvuf bunlar müstesnadır. İlmi verdikçe çoğalma hasıl olur ,muhabbet verdikçe çoğalma hasıl olur, verilmezse azalma unutulma kaybolma hasıl olur.Tasavvuftaki hissiyatlar başkasına verildikçe artış hasıl oluyor.Verilmezse, gevşeklik gösterilirse, bir köşeye takılıp oturulursa unutkanlık, kaybolma hasıl oluyor.Dünyanın terki, malın terkidir.Mal ise verirseniz azalır.Allah namı ayrı bişeydir ama muhabbet, ilim, tasavvuf un çoğalması verilme derecesine bağlıdır.Arkadaşlar arasında, bazılarının bazılarına karşı olan hallerine eğer cazip ve gıpta ile bakılıyorsa bakın o insanın ne yaptığına.Hizmet ediyordur muhakkak.Hizmet ettikçe muhabbetinin arttığını görmüşsünüzdür.Muhabbet arttıkça hizmetinede yansıyor.Başkalarının hizmetinede vesile oluyor.Allah muvaffakiyetler versin inşallah .

Teslimiyet önemlidir.Bazen insan meseleleri kendisi gibi okumaya çalışıyor . Bazen bir Ebu Leheb gibi dini kendisi gibi okumaya çalışıyor.Kendi arızasıyla ve noksanlığıyla beraber okuyup ve bazı yerleri idrak edemeyip akıl erdiremiyor.Hissiyatının önünde manevi hastalılklar var ,algılayamıyor ve dolayısıyla istifadesi çok az oluyor, hatta olamıyor.Teslimiyet çok önemlidir. İstifade için sade bir kalp çok önemlidir .Allah muvaffakiyetler versin inşallah.

İmanın ve islamın hakikatlarına eğer sade bir akılla tasavvufu hiç işin içine sokmadan yaklaşırsanız akıl sizi bir yere kadar götürebilir, sınırlıdır,onun ötesine geçemez.Hatta muhakkik birer alim olsanız bile herşeyin varlığını delillerle ifade etmeniz lazım.İşin içine tasavvuf girmezse siz sürekli imanın gidip gitmeme konusunda bir şüphe içinde olursunuz.Mesela muhakkik bir alime deseler ki bugün reankarnasyon(insanlar öldükten sonra farklı bir bedene giriyor mu girmiyor mu )var mıdır ?Akıl buna ermiyor sınırlıdı.Ölümden sonra hayat var mı yok mu akıl bunu tam çözemez, Allah nasıldır çözemez.Akıl mahduddur , sınırlıdır.Aklın gözü de sınırlıdır, görmesi de sınırlıdır.Aklın kulağı işitmesi de sınırlıdır.Kafanın mantığı da sınırlıdır.Ama kalbin gözü, kalbin kulağı, kalbin mantığı sınırsızdır.Herşeyi halleder.Onun için tasavvufta ,tarikatta istekli olmayan bir insan muhakkik alim zat ta olsa şu anki zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza etmesi müşküldür.Hem akıl hem bilgi ve en önemlisi kalp beraber hareket edecekler.Tasavvuf erbabınca akla, ilme, kalbe ama çoğunlukla kalbe ehemmiyet verilmektedir.Herbiri ilmin temelinde ,aklın temelindedir.Sade bir akıl insanı dalalete sokabilir.Sade bir kalp te insanı dalalete sokabilir.Ama ikisi beraber ilim de beraber insanı Hakk’a götürür. Ehli tasavvuf böyle olur.Bütün büyüklerimiz böyle olmuştur.

Allah muvaffakiyetler versin inşallah.

(Seyda Molla Alemeddin (k.s.) Kadir Gecesi Sohbeti)

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*