share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Nakşibendi Şeyhlerinin Mukaddes Sözleri

0 yorum

Kırkikinci Hikmet:

Bir günSeyyid Sıbgatullah  Ervasî Hazretleri —Kad-desellahu teâlâ ruhehu— «Bazan bir şeyh başka bir şeyhin faziletinden yararlanabilir. O zaman yararlanan şeyh faziletin sahibi olan şeyhi tanıdığı halde fazilet sahibi şeyh bu konuda kendisinden yararlananı tanımaz» dedikten sonra Hızır’la bir fakirin bilinen hikâyesini sözlerine delil gösterdi. Bu hikâyede fakir Hızır’ı tanıdığı halde Hızır’ın fakiri tanımadığı anlatılıyordu.

 

Daha sonra «İşte fazilet bakımından yararlananın fazilet sahibini tanımasının sebebi budur» diyerek devam ettirdiği sözlerini «Nefehat» da anlatılan ve Şeyh Abdurrahman Tafucî’nin Abdülkadir Geylânî’yi —Kaddesellahu teâlâ ruhehume— tanımadığını belirten hikâye ile bağladı.

Kırküçüncü Hikmet: Buyuruyor ki:

—           Sadece farz ibadetleri yerine getirip bid’atlerden uzak kalan kimse bir çok ibadetler yaptığı halde bir tek bidat işleyen kimseden daha üstündür. İsterse bid’at işleyen kişi bazı hal ve makamlara ermiş olsun.

Sözlerine devam eden Ervasî Hazretleri —Kaddesel- lahu teâlâ ruhehu— bir arabînin Peygamberimize -salât ve selâm üzerine olsun— «Söylediğinizin ne daha fazlasını ve ne de daha azmi yaparım» demesi üzerine Peygamberimizin «Eğer dediği doğru ise bu adam kurtuluşa ermiştir» buyurduğunu nakletmiştir.

Kırkdördüncü Hikmet  Buyuruyor ki:

—           Halifeliği zarurî olan halifeler bid’atlerden uzak durdukça insanlara faydalı olabilirler. Aslında onların faydalı olmalarının sebebi, silsileleri olan şeyhlerin ruhlarının yardım ve himmetleridir. Halifeler bid’at işleyince bu yardım kesilerek kendi kendileri ile baş başa kalırlar ve bu yüzden artık başkalarına faydalı olamazlar.

Kırkbeşmci Hikmet  Buyuruyor ki:

—           Halifeliği zarurî olan halifeler şeyhlerinin sağlığında halka faydalı olabilirler. Eğer bu kimseler daha kemale ermeden şeyhleri vefat ederse işleri çok zor ve tehlikeli olur.

Kırkaltıncı Hikmet  Buyuruyor ki:

—           Bid’atlerin tümü kötü ve karanlık akibetlidir. Bunlardan hiç bir güzellik beklenemez. Kimi bid’atçılar ulaşmış oldukları bazı makamların ve kendilerinde beliren bazı hallerin işlemiş oldukları bid’atlerden ileri geldiğini sanırlar. Oysa gerçek böyle değildir. Tersine bu hal ve makamlar, sahiplerinin farkında olmadıkları sıhhatli bir kaynağa dayalı olarak meydana gelmiştir. Bu yüce tarikatın (Nakşibendiliğin) diğer tarikatlere nazaran taşıdığı üstünlük bid’atlerden uzak olmasına dayanır. Günümüzde silsileleri devam etmeyen tarikatlerin düştükleri öksüzlük taşıdıkları bid’atlerin uğursuzluğundan ileri gelir,

Kırkyedinci Hikmet  Buyuruyor ki;

—           Son yüz yıllarda sünnet» bid’atler karşısında gece karanlığında aydınlıkparlak yıldız gibi olmuştur, zaman gurbet zamanıdır» Bu yüzden zamanımızın tarikat yolcusu en ufak bir gayretle, daha önceki asırlarda büyük gayretler harcanarak ulaşılamayan derecelere ulaşabilir.

Kırksekizinci Hikmet:

Ervasî Hazretlerine —Kadde- sellahu teâlâ ruhehu— «zamanımızda diğer tarikatlerin insanlara faydalı olamamalarının sebebi şeyhlerinin kemale erememiş olmasından mı, yoksa bu tarikatlere bulaşmış olan bid’atlerden mi ileri geliyor?» diye sordular. Şeyh Hazretleri bu soruya şu cevabı verdi:

—           Sebeb bu tarikatlere bulaşan bid’atlerdir. Zaten zaman bid’atler zamanıdır. Bu yüzden bu zamanda ancak bid’atlerden uzak kalabilmiş ve doğru yoldan sapmamış olan bir tarikat insanlara faydalı olabilir ve yayılabilir.

Kırkdokuzuncu Hikmet  Buyuruyor ki •

—           Yaşadığımız yıllarda nakşıbendi tarikatından başka bir tarikatten fayda sağlamak zor bir iştir.

Ellinci Hikmet: Ervasî Hazretlerinin —Kaddesellahu teâlâ ruhehu— yüce sohbet meclisinde keşif , ilmine sahip bir sufînin «Tarikatlerin sonu nakşıbendi tarikatının tek kalması ve mezheplerin sonu da Ebu Hanife —Allah, ondan razı olsun— mezhebinin rakipsiz hale gelmesidir» şeklindeki sözü ele alınmıştı. Bunun üzerine şeyh hazretleri şunları söyledi:

—           Bu konuda Hace-i Ahrar hazretleri «Büyüklerimizin himmeti ile bu silsile devam edecek ve kıyamet gününe kadar varolacak» demiştir.

Ellibirinci Hikmet: Buyuruyor ki:

—           Aşağı yukarı kırk yıllık murid olağanüstü hallere ve makamlara ulaşabilir. Fakat tarikat yolcusunun sohbet yolu ile elde ettiği faydalar bunun dışında kalan ayrı bir şeydir.

Elliikinci Hikmet: Buyuruyor ki:

—           Büyüklerimiz kimlerle düşüp kalkılması gerektiğine kadar her konuda yolumuzu belirtmişler ye işaret taşlarımızı dikmişlerdir

Kim olursa olsun, biri ile birlikte oturur da huzur duymazsan Bu kimse hikatindeki çamurun suyunun sıkıntısını gideremezse Eğer onunla sohbet etmeye son vermezsen

Azizan’ın ruhu sana hakkını helâl etmez,

Eliiüçüncü Hikmeti Ervasî Hazretleri —Kaddesellahu teâlâ ruhehu— dostlarına şöyle derdi:

—           İç âleminizin evinizdeki hali ile buradaki halini biribiri ile mukayese ediniz. Eğer ikisi arasında bir fark görmezseniz bana gelmeyiniz.

Ellidördüncü Hikmet; Buyuruyor ki:

—           Ürünü müridin öz malı haline gelen terbiye ancak sohbet yolu ile sağlanır. Bunun dışında kalan nazar (şeyhin bakışı) gibi yolların sağlayacağı faydalar çok ender olarak müridin öz malı haline gelir. Çok ender olan şey de yok gibidir.

Ellibeşinci Hikmet: Buyuruyor ki:

—           «Halk ancak mercu (latifeleri ile mahlûkat alemi arasındaki ilişkileri tamamı ile koparmamış) makamında bulunan s ufİlerden faydalanabilir. İstiğrak (kendinden geçmiş) halindeki sufîler başkalarına faydalı olamazlar.»

Ervasî Hazretleri —Kaddesellahu teâlâ ruhehu—- söz-lerinin bu noktasında Azizan hazretlerine -—Kaddesellahu teâlâ ruhehu— ait olan farsça rubaiyi okudu:

Şeyh hazretleri sözlerine şöyle devam etti: «Düzenli yararlanmadan şaşmayınız. Fakat bereket ve uğur sayesinde fayda sağlamak, bu yolla belâları savmak ve benzeri mazhariyetler muridler de dahil olmak üzere herkes için söz konusudur.»

Ellialtıncı Hikmet  Buyuruyor ki:

—           istiğrak makamında bulunan (kendinden geçmiş) sufınin hali mercu makamındaki sufinin haline denk değildir. Mercu makamındaki sufinin hali daha kâmildir.

Elliyedinci Hikmet: Buyuruyor ki :

—           Mercu makamında bulunan sufî namaz kılarken ve ölmek üzereyken istiğrak haline döner.

Ellisekizinci Hikmet s Ervasî hazretleri —Kaddesella- hu tealâ ruhehu— «Sekr ve istiğrak ehlinin, yani kendinden geçmiş ve manevi sarhoşluk halinde bulunan sufîlerin sadece ileri gelen büyükleri müride faydalı olabilir» dedikten sonra bu sözlerine Muhyİddin-i Arabi hazretlerini —Kaddesellahu tealâ ruhehu— misâl gösterdi. Daha sonra sözlerine şöyle devam etti:

—           Bir gün şeyhime bir sufinin «ben Rabbimî at suretinde gördüm» şeklindeki sözü hakkında ne düşündüğünü sormuştum. Soruma karşılık olarak «bu söz manevi sarhoşluk halinde bulunan bir sufinin sözüdür. Öylelerinin sözlerine değer verilmez» buyurdu.

Ellidokuzuncu Hikmet s Buyuruyor ki:

—           «Şeyhime “İhlâs nedir?” diye sordum. Bana Mevlâna Ahmed Cezerî’ye ait olan meşhur rubainin baş tarafından “Be Kur anî be ayâtî” kısmını okuyarak cevap verdi. “Bu kadar mı?” diye sordum. Bana “yetmez mi?” diye cevap verdi.»

Sonra bana dönerek «ihlâs hakkında sen ne düşünüyorsun?» dedi. Ben de ona şu cevabı verdim; «bana göre ihlâs, müridin şeyhinden meydana gelen her davranışın, her sözün, her halin, her hareket ve sükûnun, kudsî hadisin belirttiği gibi, ulu Allah’ın rızası ve emri ile meydana geldiğine kesinlikle inanmasıdır.» Ervasî hazretleri —Kaddesellahu tealâ ruhehu— bu cevabımı beğendi ve şöyle buyurdu:

—           îşte ihlâs budur. Bunun dışındaki her söz, deminki rubaî de dahil olmak üzere, sarhoşluk hali yaşayanların sözüdür.

Altmışıncı Hikmet: Buyuruyor ki:

—           «Zahirî lütuf ve görünüşteki iltifat müridi meşgul eder ve yolundan alıkoyar. Buna karşılık böyle olmayınca da murid şeyhden tatmin olmaz. Bu yüzden ne yapacağımızı bilemiyoruz.»

Daha sonra sözlerine devam ederek şeyhinin kendisine karşı nasıl davranmış olduğunu, bir süre kendisi ile hiç konuşmamış olduğunu, zahirî gözle ona hiç bakmadığını, hatta kendisinin katıldığı hatme ve teveccühlere bile katılmadığını anlattı.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*