Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nursinne/public_html/wp-config.php:1) in /home/nursinne/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/inc/class-wmp-cookie.php on line 50
Niyet ve Cuma Adabı | Nurşin

share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Niyet ve Cuma Adabı

0 yorum

MECMA’UL ÂDÂB

30/03/2010

SOHBET KONUSU

ON DÖRDÜNCÜ BAB

HER AMELDE NİYET ETMENİN ÂDÂBI

Namaz, oruç, hac, zekât gibi yakınlık kast edilen farzlarda niyet etmek farzdır. Niyetsiz olarak eda edilirse muteber değildir, fasid olur. Fakat bu gibi yakınlık amaçlanan farz amellerin işlenmesine aracı ve de sebep olan ne kadar amel varsa, o amel ne kadar farz olsa da yakınlık amacı taşımadığından, başlangıcında niyet etmek farz değildir.

Örneğin abdest almak, gusül almak her ne kadar Kur’an ile sabit farzlardan olsalar da, bunlardan murad namaz olduğundan başlangıcında niyet farz değildir. Ama adabdandır. Bu konu abdest adabında incelenmişti. Hülasa mümin olan kimse bütün amellerinde gerek dini gerek dünyevi olsun, muhakkak ki Allah’ın rızasını vesile edecek bir sebebi bulunur. Özellikle ibadet ve kulluk gibi dinden olan şeyler için Allah rızası gerekir.

Yemek, içmek, uyumak, hanımıyla, cariyesiyle cinsel ilişkiye girmek, sahralarda gezmek, at sürmek, gemiye binmek, güzel elbise giymek, ava çıkmak, güzel koku ile güzelleşmek, gözlerine sürmek çekmek, tırnak kesmek ve tıraş olmak, koltuk altı ve kasık tüylerini almak, hamama girmek, ticaret yapmak, sanat icra etmek, çiftçilik yapmak, arkadaşını ziyaret etmek, sohbet etmek, bina yapmak… Bunlar örnek olabilecek dünyalık işlerdir. Beşeri lezzetlerden sayılmış olan şeylerde Allah rızasının isteneceği ve buna neden olacak şeyler vardır. Yani bu ameller nefsin isteği olan şehevi şeyler olmalarına rağmen hayır niyetiyle hem nefsinin arzusunu yapar hem de sevap alır ve Allah’ın rızasını kazanır.

Mesela yemek ve içmekte ibadet için kuvvet gelmesi, uyumakta ibadete gelecek zaafı önlemek, cinsi ilişkide nefsani haramdan muhafaza olmak, sahralarda gezmekte, Allah’ın kudretini ve eserlerini görmek ve vahdaniyete inanmak, ata ve gemiye binmekte, Allah’ın bunları bizim emrimize verdiğini düşünerek şükretmek, ava çıkmakta Allah’ın bu vahşi hayvanları bizim menfaatimiz için yarattığını ve bizlere helal kıldığı için nimeti düşünmek ve şükretmek, güzelleşmek için sürme çekme, tırnak kesmek ve tüyleri almakta Peygamberimize uyduğumuzdan sünneti yaptığını bilmek, hamama girmekte cehennem sıcaklığını düşünmekte, ticaret ve sanatta, helalden kazanmak evladına ailesine ve fakirlere infak etmek, dostlar ile ziyaretleşmek ve sohbet etmek, Müminler birbirleriyle kardeş oldukları için ziyaretleşmelerinde kalplerinde bulunan bazı hased ve kin ortadan kaybolur. Bu yüzden ziyaretleşme de sevgiyi yaymayı niyet olarak almak gerekir. Hadis-i şerifte:

“İhlâsla yapılmış niyet, İslam’ın sünnetidir” buyurulmuştur. Çünkü Allah için ihlâslı olan amel riyâdan da uzak olur. O amele riyâ ârız olsa bile etkisi olmaz, çünkü esasın ihlâsı önemlidir.

Bir kimse halis niyet ile namaza durduktan sonra, riya ile şer’an alâkalı değildir. Hadis-i şerifte:

“Müminin niyeti amelden hayırlıdır buyurulmuştur. Nafile ibadetler niyetsiz yapılırsa sevap alınır,

Fakat niyet edip yapılmadıklarında sevabı yoktur.

Mesela camiye gitmek hayırlı işlerdendin, mimin gittiği zaman muhakkak sevap alır, fakat camiye gideyim ve namaz kılayım ezanı camide dinleyeyim, camide kaldığım sürece nafile itikâfa niyet edeyim kalbimi Allah’a bağlayayım, Allah’ın evini ziyaret edenlerden alayım cemaatle namaz kılanlardan olayım gibi hayırlı niyet edip de bir engel sebebiyle camiye gidemezse, düşündüğü bütün hayırlı amellerin sevaplarına ulaşır.

Sahabe-i ikram’dan bir zat, bir yere köprü yaptırmaya niyet etmiş. İnşasına başlayacağı zaman ona ‘’falan Yahudi o köprüyü yaptırdı’’dediler, sahabe çok üzüldü. Ömer (radıyallah anh)’e gelip anlattı, o da;

‘’Müminin niyeti amelinden hayırlıdır’’ hadisiyle o kişiyi müjdeledi. Hem binayı yapamayıp üzüldüğü için hem de ihlâsla niyet ettiği için ecir aldı.

Bir kimse davet edilginde gidip ya da tesadüfen bir yerde bulunduğunda o mecliste içki ve kumar gibi haram olan şeyler bulunursa, o kişi niyetinde onların yaptıklarından nefret duyarsa, o şeylere münker derse, o mecliste bulunmamış sayılır. Ama oraya bilerek gider oturursa günah olur.

Bu şekilde bir meclisi duyduğunda ‘’ Ah keşke bende orada olsaydım da onları doya doya seyretseydim.’’diye dilerse o meclisten ne kadar uzak olursa olsun günah kazanır.

Örneğin İsrailoğulları, Tin çölünde Musa (aleyhi selam)’ya isyan ettiler, bir buzağıya ibadet ettiler. Bu yüzden onlar tevbih edildiler, beni kurayza ve beni nadir gibi Musa (aleyhi selam)’ın devrine yetişemeyen Yahudiler o işi yapmaya cesaret edememişlerse de gönüllerinde o işe razı olmuşlardır.

Hadis_i şerifte

‘’Kim bir günahın işlendiği yerde bulunup ondan nefret ederse sanki oradan uzak durmuş gibi olur. Kimde günahın işlendiği yerden uzak olurda o günaha razı olursa sanki o yerde bulunmuş gibi olur.’’

ON BEŞİNCİ BAB

CUMA ÂDÂBI

Cuma günü, günlerin en hayırlısı olduğundan gece ve gündüze hürmet etmek âdâbtandır. Çünkü Âdem (aleyhisselam) Cuma günü yaratıldı, Cuma günü cennete girdi, Cuma günü yeryüzüne indi. Ayrıca kıyamet Cuma günü kopacaktır, Cuma günü herkes dirilecektir, Allah ve melekleri katında cumanın adı Yevm-i mezid’dir.

O günde Allah kullarına kendisini mekândan münezzeh olarak gösterecektir. Hadis-i şerifte:

“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür, çünkü Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete girdi, o gün yeryüzüne indi ve kıyamet o gün kopacaktır, Allah katında ki adı Yevm-i mezid’dir. Meleklerde u ismi verirler. Müminler o günde Allah’ı mekândan münezzeh olarak göreceklerdir.”buyurulmuştur.

Cuma günü için yıkanmak gerekir. Hadis-i şerifte:

“Bir kâsesi bir dinar bile olsa Cuma günü yıkanın!” buyurulmuştur.

Yıkandıktan sonra abdest bozulursa tekrar abdest alınır ama önceden alınmış olan guslün sevabını da alır.

Bir kimse Cuma günü ihtilam olsa sonra da eşiyle ilişkiye girip ardından da gusül abdesti alırsa cünüplükten kurtulmak için niyet etmiş bile olsa, ikisinin de sevabını alır. Tekrardan Cuma için gusül gerekmez, bunun gibi örnekler niyetin adabı bahsinde geçti.

Mesela bir bayan kocasıyla ilişkiye girse fakat gusül etmeden hayız olsa o bayana bir kere yıkanmak gerekir. O tek yıkanması hem cünüplük hem de hayız in kifayet eder. Bir kimse hem bayram hem de Cuma için niyet ederek gusül alsa, bayram ve Cuma için yıkanmış olur.

Cuma namazına erken gitmek

Cuma namazına erkenden gitmek gerekir. Hadis-i şerifte:

“Cuma için mescide cumanın ilk saatinde giden kişi bir deve, ikinci saatinde giden kişi bir sığır, üçüncü saatinde giden kişi bir koç, dördüncü saatinde giden kişi bir tavuk kesmiş gibi sevap alır. İmam minbere çıkınca sahifeler dürülür, kalemler kaldırılır, melekler minberin yanında oturur ve hutbeyi dinlerler. O an gelenlerin faziletten bir payı olmaz. Sadece namaz için gelmiş olurlar.” buyurulmuştur.

Tırnak Kesmek ve Etek Tıraşı

Tırnak kesmek ve saçları tıraş etmek ve de koltuk altıyla kasıkları tıraş etmek gerekir. Cuma günü ya da gecesi hanımıyla ilişkiye girmek âdâbtandır. Bu adaba riayet etmekte üç fayda vardır.

1- Namahrem hatuna bakmaktan güvende olmak

2- Ruhunda huzur ve sükûnet olması

3- Hem kendisi hem de hatunu, ilişkiye girmenin faziletine nail olurlar.

Hadis-i şerifte:

“Kim erken kalkarsa, (cumaya) erken gitmeye gayret ederse, yıkanmaya teşvik eder ve kendiside yıkanırsa, Allah ona rahmet eder” buyurulmuştur. Burada kastedilen ailesine yıkanmayı tavsiye etmektir diye tefsir olunmuştur.

Cuma günü bazı sureler okumak

Cuma günü veya gecesi, Duhan suresi okunmalıdır. Hadis-i şerifte:

“Bir kimse cuma günü veya gecesi, Duhan suresini okursa Allah Teâlâ onun için cennette bir saray inşa eder” buyurulmuştur.

Diğer bir hadis-i şerifte:

“Bir kimse Cuma gecesi veya Cuma günü Keyf suresini okursa, o kimsenin okuduğu yerden Mekke’ye kadar kendisine bir nur verilir, gelecek cumaya kadar ve üç günde fazlasıyla günahları bağışlanır. Sabaha kadar yetmiş bin melek ona dua eder ve bağışlanmasını dilerler. Sırasıyla Zatul Cenb, Baras, Cüzzam hastalığından ve de Deccal fitnesinde güven içerisinde olur.” buyurulmuştur.

Camide oturma âdâbı

Camide halka şeklinde oturmayıp, kesinlikle kıbleye doğru oturmak gerekir. Bazı insanların camilerde Kur’an okunurken halka şeklinde oturmaları âdâba terstir. Hadis-i şerifte:

“Namaz kılmak için camide namazı bekleyenler, namazda sayılırlar, oturuşları namaz kılanların oturuşları gibi olsun.” buyurulmuştur.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*