Sıdk, lügatte: Doğru,doğruluk,yalanın zıddı ve hadiseye mutabık haber,vefa,ahde bağlılık.

Istılahta: Olanı olduğu gibi anlama ve anlatma.

Allah’u Teala :”Ey iman edenler Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun(Tevbe 9/119)”

Resulullah (s.a.v.) : “Kul sürekli olarak doğru söyler ve doğruyu (sıdk) ararsa , Allah indinde sıdık olarak yazılır.(Buhari,Müslim,İbn Hanbel)”

 

Haris Muhasibi , Sıdkın alameti kendisine sorulunca : “Sadık o kimsedir ki, halk nezdindeki itibarının hepsi insanların gönlünden çıksa (kalbi o derece salah bulmuştur ki) buna hiç aldırmaz, sahip olduğu güzel amellerinden bir zerresine bile halkın vakıf olmasını arzu etmez; kötü amelinin halk tarafından bilinmesinden hoşnutsuzluk duymaz. Zira bundan hoşnutsuzluk duyması halk arasında itibarının artmasını arzuladığının delili olur, bu ise sıdıkların alameti değildir.”

Üstad Ebu Ali Dekkak(r.a.)ın şöyle dediğini işittim : “Bir gün Ebu Ali Sakafi konuşurken Abdullah b. Münazil ona; Ey Abdullah sen de ölüme hazır ol, şüphesiz öleceksin, dedi. Bunun üzerine Abdullah kolunu yastık şeklinde uzatarak başını koluna koydu ve ‘işte ölüm’dedi(ve öldü). Bu durum karşısında Ebu Ali söyleyecek bir laf bulamadı. Zira ona fiilen mukabele etmek imkanına sahip değildi. (Onun gibi yapamadı. Ebu Ali’nin kendisini dünyaya bağlayan birtakım alanları vardı. Abdullah ise mücerret idi (Bütün dünyevi rabıtaları koparmıştı). Allah’tan başka meşguliyeti yok idi.”

Şöyle denilmiştir: Doğruluğun zarar vereceğinden korktuğun zaman doğru sözden ayrılma, bunun faydasını görürsün, yalanın fayda vereceğine kanı olduğun zaman yalan söyleme çünkü bunun zararını görürsün.

Her şeyin bir değeri vardır, yalancının doğru söylemesinin hiçbir değeri yoktur; denilmiştir.

Yalancının alameti, teklif edilmeden cömertçe yemin etmesidir;denilmiştir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.