share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Temizlik Bahsi

0 yorum

Tahâret’in, “hadesten taharet” ve “necasetten taharet” olmak üzere iki kısma ayrıldığını, necasetin fakîhlere göre pis şeyler olduğunu öğrendikten sonra bazı necis maddeleri ve bunların karşıtı olan temiz maddeleri misallendirmeye çalışalım. Ayrıca affedilen (ibâdetlere engel olmayan) necasetleri ve bunların temizlenmesi keyfiyetini anlattıktan sonra da temiz olan şeyleri anlatmaya çalışacağız. Çünkü eşyada asl olan, -necis olduğu herhangi bir delille ispatlanmadıkça- temiz olmaktır. Temiz şeyler, sayılamayacak kadar çoktur. Meselâ insan, canlı olsun ölü olsun temizdir. Nitekim yüce Allah Kur’an-ı Kerîm’de:

“Andolsun ki biz âdemoğullarını üstün bir izzet ve şerefe mazhar kılmışızdır” 14 buyurmaktadır.

“Ey îmân edenler, müşrikler ancak bir necistir” 15 âyet-i kerîmesine gelince buradaki necaset, şerîat sahibinin takdir buyurmuş olduğu manevî bir necisliktir. Yoksa müşrikin şahsının, domuzun necaseti anlamında bir necisliği yoktur.

Temiz şeylerden biri de cansız olan, içinde hayattan eser bulunmayan ve canlı bir cisimden kopmamış olan maddelerdir. Bunlar da iki kısma ayrılır:

1- Katı maddeler,

2- Sıvı maddeler.

Katılara örnek olarak yeryüzünün tüm parçalarını, altın, gümüş, bakır, demir, kurşun ve benzeri yerden çıkan madenleri gösterebiliriz. Uyuşturucu da olsalar bütün bitkiler bu kategoride mütalaa edilmektedirler.

Uyuşturuculara müfsid bitkiler adı verilmektedir. Müfsid olanlar, insana neşe ve keyif vermeksizin aklını kaybettirirler. Ama duygularını kaybettirmezler. Afyon ve esrar gibi… Bir kısmı da insanı uyutarak hem aklını hem de duygularını kaybettirirler. Zehirli bitkiler gibi… Bu bitkileri kullanmak her ne kadar akla, duygulara ve diğer şeylere zararlı iseler de haddi zâtında birer madde olarak temizdirler.

Sıvılara örnek olarak da su, zeytinyağı, şekerkamışından elde edilen sıvı, çiçeklerden elde edilen sular, esans ve sirke gösterilebilir. Bütün bu saydıklarımız necis bir şeye bulaşmadıkça temiz maddelerdir. Her canlının gözyaşı, teri, salyası ve sümüğü de yukarıda saydığımız temiz sıvı maddelerden sayılır. Ki mezheplerin bu konudaki detaylı görüşleri aşağıya alınmıştır.

Şafiiler dediler ki: Bu sayılan sıvılar, eti yensin yenmesin, eğer temiz bir hayvandan meydana gelmişse temizdir. Bunlara göre yılan ve akrebin zehiri de temizdir.

Malikiler dediler ki: Salya, uyku veya uyanıklık halinde ağızdan akan şeydir. Ki tartışmasız olarak bu temizdir. Ama mideden çıkıp ağıza gelen suya gelince bu necistir. Renginden ve kokusundan tanınır. Sarımtırak ve pis kokuludur. Eğer bir kişide bu su devamlı olarak görülüyorsa o, bu necasetten ötürü ibâdetlerini yapma ruhsatını kaybetmez. Ama eğer devamlı görülmüyorsa, temizlenmesi zarurîdir.

Hanbeliler dediler ki: Eti yensin yenmesin bütün hayvanların gözyaşı, teri, salyası ve sümüğü temizdir. Ancak eti yenmeyen hayvanlar derken bunların da kedi kadar veya ondan daha küçük olması ve bir de necis hayvanların yavrusu olmamasını şart koşmuşlardır.

Hanefiler dediler ki: Canlıların teri ve salyası, temizlik ve pislik bakımından o canlının içtiği suyun artığı hükmündedir. Bu husus ileride de anlatılacaktır.

Bozulmamış yumurtalar temizdir. İnsanın veya eti yenen hayvanın bozulmamış sütü de temizdir. Ama canlılar, ister insan olsun ister hayvan hepsi de yaratılış bakımından temizdirler. Ancak mezheblere göre farklı olan bazı hususlar aşağıda açıklanmıştır.

Şâfiîler ve Hanbeliler dediler ki: Köpek, domuz, bunların ikisinden doğan veya başkalarıyla çiftleşerek bunlardan doğan hayvanlar haramdır. Hanbelîler ek olarak derler ki: Yaratılış itibariyle kediden daha iri olup da eti yenmeyen hayvanlar da böyledirler.

Hanefiler dediler ki: Domuzdan başka necis bir hayvan yoktur.

Malikiler dediler ki: Vücûd itibariyle necis olan hiç bir hayvan yoktur. Köpek, domuz ve bunlardan doğanların hepsi temizdir.

Balgam, safra ve sümük, eti yenen hayvanın -şer’î usule göre kesilmesinden sonra olmak kaydıyla- öd suyu temizdir. Öd suyu, hayvanın karaciğerinin yanında belli bir yerde küçük bir torbacık içinde bulunan sarı bir sudur. Bu su ve torbası temizdir.

Şâfiîler dediler ki: Öd suyu, dolayısıyla keseside necistir. Ancak işkembe de olduğu gibi yıkamakla temizlenebilir. Çünkü işkembenin içindeki su necis olduğundan dolayı işkembe de necis olmakla, ancak yıkanmakla temizlenmektedir.

Hanefiler dediler ki: Her hayvanın öd suyu onun sidiği hükmündedir. Eti yenen hayvanlarda öd suyu muhaffef necaset, eti yenmeyen hayvanlarda ise öd suyu muğallez necaset olarak kabul edilmektedir. Öd kesesi de hüküm bakımından öd suyuna bağlıdır.

Zîrâ bu su ve torba, kesilen hayvanın bir parçası olup temizlik açısından ona bağlıdır.

Deniz hayvanının ölüsü de temizdir. Bu hayvan timsah ve kurbağa gibi uzun müddet karada yaşamış olsa bile temizdir.

Şâfiîler ve Hanbeliler dediler ki: Deniz hayvanlarının bir kısmı meselâ timsah, su kurbağası ve su yılanı temiz olma hükmünden ayrı tutulmalıdırlar. Bunlar necis hayvanlardır. Bunların dışındaki deniz hayvanlarının tümünün ölüleri temizdir.

Deniz kaplumbağası da temizdir. Ölen deniz hayvanı köpek, domuz veya insana benzese de ister karada ister denizde ölmüş olsun, ister kendiliğinden ölmüş, ister başkaları tarafından öldürülmüş olsun, yine temizdir.

Peygamber (s.a.s.) Efendimizin şu hadîs-i şerîfi bu hususta bizim için dayanak teşkil etmektedir:

“Bize iki ölü ve iki kan helâl kılındı: Balık ve çekirge, ciğer ve dalak”.16

Akacak kanı olmayan kara hayvanlarının ölüsü de temizdir. Karasinek, çekirge, karınca, pire ve güve örnek olarak gösterilebilir.

Şafiiler dediler ki: Yukarıda sayılan çekirge dışındaki hayvanların ölüleri necistir.

Hanbeliler dediler ki: Yukarıda sayılan hayvanların ölüleri temiz sayılır. Yaralarda oluşan kurtçuklar da necasetten ürememiş olmak kaydıyla temiz sayılırlar.

Şarap da sirkeye dönüşürse helâl olur. Mezheblerin bu husustaki detaylı görüşleri aşağıya alınmıştır.

Malikiler dediler ki: Şarap daha önce içine başka bir necaset düşmemişse, isterse başka birinin etkisiyle olsun sirkeye dönüşürse veya taşlaşırsa temiz olur. Buna bağlı olarak içinde bulunduğu kap da temizlenmiş olur.

Hanefiler dediler ki: Şarap başka bir şeye dönüştüğünde, meselâ sirkeleştiğinde, sarhoş ediciliği ve acılığından ibaret olan şaraplık vasfı kaybolduğu gerekçesiyle helâl olur. Buna bağlı olarak içinde bulunduğu kap da temizlenmiş olur. İçine balık, su ve tuz gibi bir madde atmakla veya yanında ateş yakmakla da olsa sirkeleştirilmesi caiz olur. Şarapla sirke karışıp ekşiyince bu karışıma giren şarap, sirkeden daha çok olsa bile temiz olmuş olur. Üzüm şırasına fare düşüp de şişmeden çıkarılmış ve bu şıra daha sonra şarap hâline gelmiş olur da yeniden sirkeye dönüşür veya dönüştürülürse temiz olur.

Şafiiler dediler ki: Daha önce içine ayrı bir necaset düşmemişse ve bir de kendiliğinden sirkeye dönüşürse temiz olur. Necaset içine düşer düşmez hemen çıkarılmış olsa bile yine temiz olmaz. Ayrıca şarabın sirkeye dönüşmesi esnasında içinde temiz bir şey bulundurmamak da şarttır. Çünkü bu temiz şey, şaraptan ötürü pis olur. Şarap sirkeye dönüştükten sonra temizlenince bu defa pislenmiş olan bu şey sirkeleşen sıvıyı pisler. Ama ayıklaması çok zor olan; meselâ üzüm çekirdeği gibi şeyler bu temizlenme işlemi esnasında şaraba bağlı olarak temizlenirler. Bu arada şarabın kabı da temizlenmiş olur.

Hanbeliler dediler ki: Şarap, kendiliğinden sirkeye dönüşürse temiz olur. Sirkeleştirme kastı olmaksızın şarabı güneşten gölgeye veya gölgeden güneşe, ya da bir kaptan başka bir kaba nakletmekle de sirkeleşirse yine temiz olur. İçinde bulunduğu kap da temizlenmiş olur. Kabı başka bir necâsetle kirlenmişse temiz olmaz.

Özetleyecek olursak Mâliki ve Hanefîler, şarabın ister kendiliğinden, isterse başkalarının etkisiyle olsun, sirkeye dönüşmesi hâlinde temiz sayılması hususunda ittifaka varmışlardır. Ancak sirkeleşmeden önce içine başka bir necasetin düşmesi husûlünda ihtilâf etmişlerdir. Şöyle ki: Mâlikîler, bu durumda şarabın temizlenmeyeceğini ileri sürmüşlerdir. Hanefîlerse, tefessüh etmeden necasetin çıkarılmasından sonra sirkeleşirse temiz olur demişlerdir. Şafiî ve Hanbelîler, kendiliğinden sirkeleşmesi hâlinde temiz olacağında görüş birliği etmişlerdir. Ama başkasının etkisiyle sirkeleşirse temiz olmaz demişlerdir. Ayrıca sirkeleşmeden önce içine bir necaset düşmüşse de temiz olamayacağı hususunda ittifak etmişlerdir.

Şer’î usûlle kesilmiş eti yenen hayvanların kılı, yünü ve tüyü temizdir. Eti yensin yenmesin canlı, ölü bütün hayvanların tüyü; ister üzerlerinde olsun ister olmasın -ama yolunmuş olmamak kaydıyla- temizdir. Mezheblerin buna ilişkin detaylı görüşleri aşağıya alınmıştır.

Malikiler dediler ki: Eti yensin yenmesin, canlı olsun olmasın bütün hayvanların (köpek veya domuz olsa bile) yukarıda anılan parçaları temizdir. Bu parçalar ister hayvanın vücûdu üzerinde bulunsun, ister kırkmak, tıraş etmek, kesip kısaltmak, hamam otuyla hayvanın üzerinden giderilmiş olsunlar temizdirler. Yalnız yolunmamış olması şarttır. Çünkü bu saydığımız şeylere hayat ve canlılık nüfuz etmemiştir. Bunlar yolunurlarsa kökleri necis, geri kalan kısımları ise temizdir. Kesilmemiş hayvanın kamış şeklindeki kanat kemikleri de necistir. Ama bu kemikler üzerinde biten saça benzer ince tüyler kesinlikle temizdir.

Hanefiler dediler ki: Domuz dışında yukarıda geçen hususlarda Mâlikîlerle görüş birliği içindedirler. Çünkü domuzun kılı ister sağ, ister ölü, ister kendisine-bitişik, ister kendisinden koparılmış olsun necistir. Zira bu, asıl itibariyle necistir.

Şafiiler dediler ki: Yukarıda anılan şeyler, eğer eti yenmeyen bir hayvana ait iseler necistir. Eti yenen ve fakat ölü bir hayvana ait iseler yine necistirler. Ancak bu şeyler, sağ olsun ölü olsun insana ait iseler temizdirler. Bu şeyler, yolunarak koparılmış veya köklerinde bir hastalık ya da kan görülmüşse veya yolunurken örfen bir kıymeti olmayan çok az miktarda bir et parçası da beraber kopmuşsa, kökleri necis, geri kalan kısımları temizdir. ma yolunurken beraberinde örfen değeri olan bir et parçası kopmuş ise bu, ona bağlı olarak necis olur.

Hanbeliler dediler ki: Yukarıda sayılan şeyler, canlı olsun, ölü olsun eti yenen bir hayvana ait iseler temizdirler. Eti yenilmeyip de canlıyken temiz olduğuna karar verilen kediden küçük cüsseli ve necasetten türememiş olan hayvanlara ait iseler yine temizdirler. Ölü hayvanın tüylerinin derideki dipleri de necistir. Bu tüyler ondan ayrılmamış olsalar bile… Temiz olan canlı hayvanın tüyleri, yolunmamış olmak kaydıyla derideki tüy dipleri temizdir. Yolunursa kökleri necis, geri kalan kısımları temizdir.17

14 (İsrâ: 17/71)

15 (Tevbe: 9/28)

16 (İbn Mâce, Et’ame, 31)

17 Abdurrahman Cezırî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı-

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*