Ramazân Ayı’nın Faziletleri

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«— Ey Mü’minler; Sizden öncekilere oldugu gibi, size de günahlardan korunasınız diye, oruç tutmak farz kılınmıştır.»

(Bakara – 183)

Said Ibni Cübeyr buyurdu: «Bizden önceki ümmetlerin orucu, yatsıdan bir sonraki günün aksamına kadar sürerdi. İslam’ın ilk günlerinde olduğu gibi.»

Bir gurup âlim bu bahisde der ki: «Oruç, hiristiyanlar üzerine de farz kılınmıştı. Ramazanın bazen çok sıcak günlere, bazen de çok soğuk günlere rastlaması yolculuklar sırasında ve hayatlarının diğer bir kısım safhalarında onlara zor geliyordu.

Bunun için ileri gelenleri, orucu yaz ile kış arası bir dönemde tutmak üzere görüş birliğine vardılar ve ilkbaharda oruç tutmayı kararlaştırdılar. Getirdikleri bu kolaylığa karşılık oruca on gün daha ilâve ettiler.

Bir süre sonra kralları hastalandı ve eğer iyileşirse oruçlarına bir hafta daha ekleyeceğini Allah’a adadı. İyileşmesi üzerine oruca bir hafta daha ekledi.
Bu kral ölüp yerine başkası geçince yeni Kral «Orucu elli güne çıkaran» diye emir verdi. Daha sonra hayvanlarını toplu halde Öldüren bulaşıcı bir hastalık afatı ile karşılaşmaları üzerine kıralları «Oruç süresini attırın» diye emir çıkardı. Bunun üzerine on besten ve on gün sondan olmak üzere oruç müddetine yirmi gün daha eklediler.»

İleri sürüldüğüne göre, her ümmete Ramazan Orucu tutmak farz kılındı. Fakat zamanla kendileri bu farzı yerine getirmekten kaçındılar.

Beydavi’nin ileri sürdüğüne göre. «Ramazan» kelime olarak «Remza» kökünden türemiş bir isimdir ve kızgın tas manasına gelir. Çünkü Araplar şiddetli sıcak günlerde oruç tutarlardı. Aylara isim verdikleri zaman, oruç ayı şiddetli sıcaklara rastladığı için, adi «Ramazan» kondu.

Başka bir görüşe göre de, yakıcı manasına gelen Ramazan bu ayin günahları eritmeye vesile olması yüzünden oruç ayına isim olarak takıldı.

Ramazan Orucu, Hicret’in ikinci yılında farz kilindi. Kesin bir İslami vecibe olduğu apaçık bulunduğu için farz olduğunu inkâr eden kâfir olur. Ramazanın faziletini belirten hadisler çoktur.

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Ramazanın ilk gecesi girince, bir ay boyunca bir tanesi bile kapanmamak üzere, bütün cennet kapıları açılır ve Allah’ın emri uyarınca söyle seslenilir,

«Ey hayır arayıcısı, gel! Ey kötülükte ileri giden, kendine gel! Günahlarının affedilmesini dileyen yok mu ki, günahları affedile! Bir isteği olan yok mu ki, dileği yerine getirile! Tevbe eden yok mu ki, tevbesi kabûl oluna!
Bu davet, tanyeri ağarana kadar devam eder. Allah her bayram gecesi bir milyon kişiyi cehennemden Azad eder.»

Selman-i Fârisî buyurur ki; «Saban Ayının son günü Peygamber imiz bize hitap ederek şöyle buyurdu :

«— Ey insanlar! Sizi büyük bir ay gölgesi altına almak üzeredir. İçinde bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah, o ay içinde oruç tutmayı farz ve gecelerini ibadetle geçirmeyi nafile kılmıştır.

Kim bu ayda bir hayır islerse başka zamanda bir farzı yerine getiren gibidir. Bu ayda bir farzı yerine getirirse başka zamanlarda yetmiş farz yerine getiren gibidir.

Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay yârdim ayıdır, içinde mü’minin rızkının arttığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, bîr köle azad etmiş gibi sevab kazanır ve günahları bağışlanır.»

Selmân-i Farisî buyurur ki: «Bu sırada. «Yâ Rasûlallah, hepimizin oruçluyu iftar ettirmeye varlığı yetmez.» dedik. Peygamber ‘imiz sözlerine söyle devam buyurdu :

«— Allah, o sevabı, oruçluyu bir yudum süt, bir içim su ve bir hurma ile iftar ettirene de verir. Kim oruçlunun karnini doyurursa bu onun günahlarının bağışlanmasını sağlar, Allâh ona benim Havz’ımdan bir kere içirir de artık hiç susamaz olur. Ayrıca oruçlunun mükâfatından hiç bir şey eksilmeksizin onunki kadar sevab kazanır.

Bu ayın başı rahmet, ortası bağış ve sonu cehennemden kurtuluştur.

Kim bu ayda kölesinin isini hafifletirse Allah onu cehennemden azad eder.
Bu ay içinde dört şeyi çokça yapın. İkisi ile Rabbimizin rızasını kazanırsınız. Diğer ikisi de sizin için kaçınılmaz ve ihmal edilmez ihtiyaçlardır.

Rabbinizin hoşnutluğunu kazandıran iki şey, Allâh’dan başka ilâh olmadığına şahadet etmek ve O’na istiğfar etmektir. Sizin için kaçınılmaz ve ihmal edilmez olan diğer iki şey de, Rabb’inizden cennet istemeniz ve sizi cehennemden korumasını dilemenizdir.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“Kim inanarak ve önemini anlayarak Ramazan Orucunu tutarsa, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir.”

«— Ulu Allah «insanoğlunun oruç hariç, her ameli kendisi içindir. O sırf benim içindir ve mükâfatını da yalnız ben veririm» diye buyuruyor. Ulu Allah’ın kendisine izafe ettiği bir ibadet için başka bir şey söylemeye lüzum yoktur.»

«— Ümmetime, Ramazan Ayı’nda, daha önceki ümmetlere verilmeyen beş özellik verilmiştir:

1 — Allah Katında oruçlunun ağız kokusu, miskten daha hoştur.

2 — İftar anına kadar melekler onlar için istiğfar eder.

3 — O ayda şeytanların elebaslari tutuklanir.

4 — Ulu Allah her gün «Salih kullarimin kötülük ve sikintidan kurtulmalari yakindir» buyurarak her gün cenneti süsler,

5 — O ayin son gecesinde günahları affedilir.»

Sahabeler «Yâ Rasülallah o gece Kadir Gecesi midir» diye sordular. Peygamber ‘imiz onlara su cevabi verdi, «Hayır. Fakat her iyi amel işleyenin ameli bitince, mükâfatı verilir.»

104.Kadir Gecesi’nin Faziletleri

Ibni Abbas buyurur ki: «Peygamber ‘imize  İsrailoğullarından bir adamın bin yıl boyunca Allah Yolu’nda omuzunda silâh ile savaştığı anlatıldı. Bu hal Peygamber imizin hoşuna giderek aynı mazhariyeti kendi ümmeti için de diledi ve

«Yâ Rabb’i, ümmetimi, ömrü en kısa ve ameli en az ümmet olarak yarattın» diye Allah’a yakarınca Allâh O’na ve Kıyamete kadar gelecek olan bütün Ümmetine Israilogulunun Allâh Yolunda silâh taşıdığı bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini bağışladı. Bu gece, bu ümmetin imtiyazlarından birisidir.»

Anlatıldığına göre Israiloglu. Sem’un adında biridir. Bin yıl boyunca atının palanı kurumadan düşmanla savaşır, üstün kuvvet ve cesareti ile karsısına dikilen kafiri dize getirir.

Kendisi ile basa çıkamayacaklarını gören düşmanları, birini karısına göndererek eğer kocasını bağlar da onu bir eve hapsedip derdinden kurtulacak olurlarsa kendisine bir tas altın adarlar.

Adam gece uyuyunca karısı onu bir urganla bağlar. Fakat uyanınca eli ayağını hareket ettirerek urganı kolayca kesiverir. Karısına «Niçin böyle yaptın» diye sorunca kadın «Gücünü denedim» diye cevap verir.

Kadın durumu adamın düşmanlarına bildirince kendisine zincir gönderirler. Fakat adam yine uyanınca onu da koparmakta güçlük çekmez.

Bu arada Şeytan düşmanlarına gelerek karısına adamdan hangi şeyi kesip koparamayacağını sormasını tavsiye eder. Birini gönderip kadına şeytanın talimatını ulaştırırlar. Kadın adama neyi koparamayacağını sorunca adam «Sac örgülerini» diye cevap verir. Adamın yere kadar uzanan sekiz saç örgüsü vardi.
Adam uyuyunca kadın örgülerin dördü ile ellerini, diğer dördü ile de ayaklarını bağlar. Kâfirler gelir, adamı alır ve boğazlayacakları eve götürürler. Ev dört yüz direk boyu yükseklikte olmasına rağmen tek direklidir. Bütün düşmanları başına üşüşür, önce dudaklarını, burnunu ve kulaklarını keserler.
Bu sırada adam Allah’a yalvararak kendisine vereceği aşılmadık bir gün sayesinde bağlarını koparmasını, evin direğini yerinden oynatarak binayı düşmanlarının başına yıkıp kendisinden kurtulmasını diler.

Allâh, duasını kabul ederek kendisine şaşırtıcı bir güç verir, bağlarını koparır, direği yerinden oynatarak evi düşmanlarının başına yıkıp hepsini öldürür ve kendisi böylece düşmanlarının elinden kurtulur.

Sahâbiler bu hikâyeyi duyunca «Yâ Rasûlallah biz de o adamın sevabı kadar sevap kazanabilir miyiz» diye sorarlar. Peygamber imiz «Bilmiyorum» diye cevap verir. Fakat Ibni Abbâs’in bahsettigi gibi. Peygamber imiz Allah’a yalvarır ve Allah’ta ona Kadir Gecesini verir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Kadir Gecesi olunca Cebrail, bir gurup melek arasinda yere iner. Yere inen melekler gerek ayakta ve gerekse oturarak Allah’i zikreden her kulu selâmlarlar, onun için istigfar ederler.»

Ebû Hureyre buyurur ki; «Kadir Gecesi, yeryüzüne çakil sayisindan çok melek iner. Onlarin inmeleri için gök kapilarinin hepsi açilir. Her yana nûr saçilir. Büyük bir tecelli meydana gelir ve bu gece Meleküt âlemi açilir. Fakat bu husûsda insanlar birbirinden farklidir.

Kimine hem gök yüzünün ve yeryüzünün Melekütu birarada açilir. Gök yüzünün perdeleri aradan kalkinca bu kimseler ayakta dikilen, oturan, secdeye kapanmis, zikreden, sükreden, tesbih eden ve tehiil eden bütün melekleri asli kimlikleri ile görürler.

Kiminin önüne cennet açilir ve orada evleri, köskleri, hurileri, nehirleri, agaçlari, meyveleri görür. Gögün tavani olsa Ars’i müsahede eder.

Peygamberlerin, velilerin, sehidlerin. siddiklarin konaklarini görür. Bu Meleküte dalar, rahmet deryasinda gezintiye çikar. Cehennemi, onun tabakalarini ve içindeki kâfirlerin barinaklarini ve diger fevkalâdeliklerini görür.

Kimin de önünden Allah ile arasindaki perde kalkar da O’ndan gayri hiç bir seyi görmez olur.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“Kim Ramazanin yirmî yedinci gecesini sabaha kadar ibadet ile geçirirse, bu benim nezdimde bütün Ramazan geceleri yapilan gece ibadetinin hepsinden daha sevimlidir.”

Hz. Fâtimâ «Babacigima geceyi ibâdet ile geçirecek gücü olmayan kadin ve erkekler ne yapsin» diye sordu.

Peygamber ‘imiz ona su cevabi buyurdu;
“Onlarin yastiklarini dikip üzerine yaslanarak bu gecenin herhangi bir saatinde oturup Allah’a dua etmeleri, benim için bütün ümmetimin bütün Ramazan Gecelerinin hepsinde yaptiklari ibâdetten daha sevimlidir.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

“Kim iki rek’at namaz kilip istigfar ederek Kadir Gecesini ibâdet ile geçirirse Allah tarafindan bütün günâhlari bagislanir. Allah’in rahmetine gömülür. Cebrail (A.S), kendisini kanadi ile oksar. Cebrail’in (A.S.) kanadi ile oksadigi kimse cennete girer.»

105.Bayramın Fazileti

Sevval Ayi’nin ilk günü olan Ramazan Bayrami Günü ile Zühicce’nin onuncu günü olan Kurban Bayrami Günü’ne bu ismin verilmesinin bir kac sebebi ileri sürülür. Birinci görüse göre, mü’minler bu günlerde gerek Ramazan Orucunu bitirerek Sevval ayindan alti gün oruç tutmaya yönelerek, gerekse farz olan hacc’i edâ edip Peygamber imizin ziyaretine yönelerek Allah’a (C.C.) karsi ibadet etmekten Peygamber imize hürmet etmeye dönerler.

Ikinci görüse göre, bayramlarin her yil tekerrür etmelerinden dolayidir. Çünkü görüse göre, bu ismin sebebi. Allah’in bu günlerdeki iyilik ve bagislarinin bollugudur. Diger bir görüse göre de, bu günlerin gelmesi ile ortaliga sevine ve nese geldigi için bu günler, bu adi almislardir.

Peygamber imizin kildigi ilk bayram namazi. Hicretin ikinci yilina restlayan bir Ramazan Bayrami Namazi’dir. Bundan sonra Peygamber imiz Bayram Namazi’ni devamli kildigi için, sünnet-i müekkede’dir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Bayramlarinizi tekbirler ile senlendiriniz.»

«— Kim bayram günü üç yüz kere «sübhanellahu ve bihamdihi» der ve sevabini ölmüs müslümanlara bagislarsa, her müslüman ölünün kabrine bin nûr iner ölünce Allah kendi mezarina da bin nûr gönderir.»

Vehb Ibni Münebbih buyuruyor ki; «Seytan her bayram günü öfkesinden inler. Etrafina toplanan yardakçilari «Seni öfkelendiren nedir, efendimiz» diye sorarlar. Seytan da onlara su cevabi verir. «Bu gün Allâh Muhammed (S.A.S) ümmetinin günahlarini afvetti Onlari mutlaka nefsi arzulara ve hazlara daldirarak oyalamalisiniz.»

Allah, Ramazan Bayrami Günü cenneti yaratti. Tûbâ agacini dikti, Cebrail’i. (A.S.) vahiy indirmek üzere vazifeiendirdi. Firavun büyücülerinin tevbesini kabul etti.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor kh

«— Kim, önemini bilerek bayram gecesini ibâdet ile geçirirse, kalblerin öldügü gün onun kalbi diri kalir.»

Hz. Ömer. ogullarindan birini bayram günü sadece yirtik bir gömlek içinde görünce aglamaya baslar. Oglu ona «Niye agliyorsun» diye sorar.

Hz. Ömer ogluna «Yavrum, bayram günü seni çocuklar bu yirtik gömlekle görünce hayal kirikligina düseceginden çekiniyorum» diye cevap verir. Oglu da ona «Ancak Allah’in Rizâsi’ndan mahrum kalan veya ana – babasina âsi olanlar hayal kirikligina düserler. Ben ise senin hosnutlugun sayesinde Allah’in Rizasi’ni kazanacagimi umuyorum» diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Ömer gözyaslari içinde oglunu bagrina basar ve ona duâ eder.

Su beyitlerin sâiri, ne güzel söyler:

«Dediler ki; «yarin bayram, ne giyeceksin?»

Dedim ki, «Kuluna susayinca su sunan Allah’in bagisladigi
elbiseyi

Fakirlik ve sabir öyle iki elbisedir ki.

Onlarin arasinda barinan kalbin sahibi bayram ve Cum’âlari
görür.

Ey ümidim! Sen yoksan bayram matemdir bana.

Sen bana görünür veya sesini duyurursan, o zaman benim için
bayram var.

Bildirildigine göre. Ramazan Bayrami sabahi, Allah (C.C), Melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak baslarina dikilerek insanlardan ve cinlerden baska her canlinin duydugu bir sesle söyle seslenirler.

«Ey Muhammed ümmeti! Büyük günahlari afveden ve bol bagislar sunan kerem sahibi. Rabb’inize çikin.»

Mü’minler namaza katilinca ulu Allah, meleklere «Vazifesini yapan isçinin karsiligi nedir» diye sorar. Melekler «Yaptigi isin mükâfatini almaktir.» diye cevap verirler. Bunun üzerine ulu Allah «Sizi sâhid tutarim ki, onlara mükâfat olarak rizami ve magfiretimi verdim.» buyurur.

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.