Norşinden; (Seydamın Dilinden)

Seyda’nın babasının dedesi Molla Halit zamanında adamın biri Molla Halit’e oğlunu şikâyete gelmişti. Kendisine oğlu tarafından haksızlık yapıldığını ve oğlunu Saadat-ı Nakşibendî silsilesine havale ettiğini söyledi. Böyle deyince Molla Halit’in çehresi değişti, kendisini çok sıkıntılı bir hal aldı. Üzüntü ile gelen adama oğlunun yaptıklarından dolayı özürlerini beyan etti ve oğlunu affetmesini söyledi ve adama oğlunu kendisinin cezalandırmasını söyledi. Şikâyetçi adam bunun üzerine kendisinin buna gücünün yetmediğini ve bu sebepten dolayı Nakşibendî Silsilesine havale ettiğini, eğer gücü yetseydi zaten cezayı kendisinin de verebileceğini söyledi. Bu söz üzerine Molla Halit’in az önce çok üzgün olan yüzü gülümsemeye başladı. Daha sonra şikayetçi adam Molla Halit’in meclisinden ayrıldı. Adam gittikten sonra o mecliste bulunanlar Molla Halit’e neden önce üzülüp sonra gülümsediğini sorduğunda Molla Halit “Adam ilk geldiğinde oğlumu Nakşibendî Silsilesine havale ettiğini söylemişti. Bu sözden sonra bütün Silsile bir araya gelmiş oğluma verilecek cezayı görüşüyorlardı. Onun için çok üzüldüm. Daha sonra adam oğluma kendi gücünün yetmediğinden dolayı Nakşibendî Silsilesine havale ettiğini, eğer kendi gücü yetseydi zaten cezayı kendisi vereceğini söyleyince Nakşibendî Silsilesi bu konunun kendilerine tamamen havale edilmediğini, kişinin cezayı kendi veremediği için havale ettiğini öğrenince gazaba gelip cezayı vermekten vazgeçti. Ben de bundan dolayı rahatlayıp gülümsedim.” İnsanın gücü yetsin veya yetmesin bütün işlerinde Allah Dostlarının bereketine ve duasına güvenmesi gerekir.

Hz. Ali rızık hakkında demiştir ki: “Eğer Allah (C.C) rızkı güce göre vermiş olsaydı, kuşların en güçlülerinden olan kartal ve şahin gibi kuşlar bütün rızıkları toplarlardı. Fakat Allah (C.C) rızkı o kadar güzel paylaştırmıştır ki, bütün herkesin rızkı belirlenmiştir ve kuşların en zayıflarından olan serçenin bile rızkı vardır. Ve belki de serçenin rızkı o güçlü kuşlarınkinden bile daha fazladır.

Bir gün Harun Reşit vezirini de yanına alarak tebdili kıyafetle Bağdat sokaklarında halkın yönetim hakkındaki düşündüklerini ve halkın maddi-manevi durumunu araştırmak için dolaşmaya çıkmışlardı.. Bağdat’ın dışına doğru çıkmışlar ve orada bir göçebe çadırı görmüşler ve oraya gidip misafir olmuşlardı.Bulundukları yerde iki çadır vardı. Birisi evin kendi çadırı diğeri ie eve gelen misafirler için kullanılan çadırdı. Ev sahibi onları karşılamış ve misafir çadırına davet ettikten sonra yan taraftaki kendi çadırına geçmişti. Hanımına iki misafir geldiğini yüzlerinden çok şerefli iki kişi olduklarının belli olduğunu, onlara ne gibi bir ikramda bulunması gerektiğini soran adama hanımı zaten gelen misafir hakkında aynı şeyi düşündüğünü, bir tane develerinin kaldığını onu da onlar için kesebileceğini söyler. Adam hanımına eğer iznin olursa ben de öyle yapmayı düşünüyorum der. Hanımı mal senin, fakat kesersen başka yere taşınırken yükleri kendisinin taşıyamayacağını söyler. Yandaki çadırda bütün bu konuşulanları halife duyar ve vezirine: Bu gönlü geniş cömert adama iyi bir maaş bağlayalım, fakat bunu uygun bir şekilde ona söyleyelim der. Vezir bunun üzerine adama; halife her Cuma günü camide tam sağ yanında oturan kişilere büyük ikramlarda bulunur sen de Cuma günü erkenden giderek halifenin sağ yanına otur der. Adam olanları hanımına anlatır. Hanımı Cuma günü gece yarısı adamı kaldırarak camiye gönderir ki halifeni sağ yanı başkaları tarafından kapılmasın. Adam gider ve camide belirtilen yere oturur. Cuma vakti olur ve halife hutbe vermek için minbere çıkar. Allah’a yalvarmaya başlar. Kendisi için, çocukları için, halkı için hem yalvarır hem de ağlar. Adam bir müddet halifeyi dinledikten sonra o yerden kalkar ve başka bir yere geçer. Cumadan sonra evine gider ve hanımına koca halifenin hutbe boyunca ellerini açıp Allah’tan (C.C) yardım dilediğini kendisinin onun yarısı kadar Allah’a (C.C) dua etse halifenin vereceğinden çok fazlasını Allah’ın (C.C) kendisine vereceğini söyler. Kuldan değil Allah’tan (C.C) istenmesi gerektiğini belirtir. Hanımı bunun üzerine kızar ve adama söylenir. Bir müddet sonra göç zamanı geldiğinde göçmek için çadırları kaldırırlar ve başka bir yere taşırlar. Adam çadırları tekrar kurmak için kazıkları dikeceği yeri kazarken bir çukur açılır ve içinden iki teneke altın çıkar. Adam hanımına dönerek görüyorsun ya hanım der. Eğer halifeden isteseydik iki avuç verirdi Allah’tan (C.C) isteyince Allah (C.C) teneke ile verir diyerek kuldan değil her şeyin Allah’tan (C.C) istenmesi gerektiğini belirtir.

Önemli Not: Burada yayınlamaya çalıştığımız sohbetler birebir Seydam Şeyh Fadlullah’ın (K.S) ağzından dökülen sözleri ve sohbetlerinden derlemelerdir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.