share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamın (k.s.) Dilinden Sobetler-11

0 yorum

Norşinden; (20.05.2008 Umre Ziyareti Öncesi – Seydamın Dilinden)

Tarikatı Nakşibendi’de (KS) gaye nefsin temizlenmesidir. Yani malumunuz insan üç şey ile tamamlanır. Bu üçü bir araya gelirse o zaman insanın tarikatı tamam olur. O insan bu tarikattan o zaman fayda alır. Ahir zamandır. İnsan bilmeden hata yapsa küfre kadar gidecektir nauzubillah.

Bir zamanlar benim aklımdan böyle geçiyordu. Bu cami yaptıran insanların çok iyi olduğunu düşünüyordum. Bu son zamanda baktım ki namaz kılmayan, faiz iyen, her şeyi yapan insanlar da cami yaptırıyorlar. Bu bana çok garip geldi. Sonra Hanefi mezhebinden İbni Abidin’in bir kitabında rastladım ki bir insan haram parayla medrese, cami, köprü veya yol yaptırsa küfre kadar gidiyor nauzubillah. Ben o zaman anladım ki nefis ve şeytanlar o zengin insanları şaşırtırlar. O insanlar mal ile sevap kazanmak istiyor ama Allah muhafaza etsin küfre kadar gidiyorlar. O yüzden insanın hiçbir zaman şeytana ve nefsine güvenmemesi lazımdır. Şeriat-ı Garra’ya güvenmesi lazımdır. Bazı insanlar güzel bir şey yapmak istiyorlar haberleri yok ki, bilmiyorlar ki o yaptıkları şeyler haramdır, yapmamaları gerekmektedir. Mesela insan hacca giderken kalkıp haram parayla giderse sevap değil tam tersine günah kazanır, bir insan haram parayla camiye veya medreseye hizmet yaparsa sevap yerine günah kazanır.

Hadisi Şerif’te rastladım. Resulü Ekrem (ASV) diyor ki: “Müslümanlar arasında cehenneme ilk giden insanlar şühedalar, alimler ve cömertlerdir.” Çünkü o şühedalar Allah için değil şöhret için savaşa gittiler. Rabbül Alemin diyecek ki “ Sizi dünyada meşhur ettim, mükafatınızı verdim, şimdi cehenneme gidin” nauzubillah. Yine bazı alimler vardır onları da Rabbül Alemin cehenneme gönderir. Çünkü onların da niyeti Allah için ilim öğretmek değil, şöhret için ilim öğretmektedirler. Rabbül Alemin de onların mükafatını dünyada iken vermiş onları şöhret yapmıştır. Onlar ahirette ilimlerinden faydalanamayacaktırlar. Zengin insanlar da Allah yolunda mallarını kullanıyorlar ama niyetleri Allah’ın rızası değildir. Yine şöhret için veya desinler diye yapıyorlar bu infaklarını. Yine onlar da diğerleri gibi bu dünyada iken mükafatlarını almış ve ahirette cehennemi boylayacaklardır nauzubillah. Bu nedenle insan ne yaparsa Şeriat-ı Garrayı bilerek yapması lazımdır ki mükafatını da öbür dünyada alsın, ceza almasın.

Bir Sahabe-i Kiram (RA) vardı sabah namazlarına gelmiyordu. Hz. Ömer (RA) soruyor “Neden bu adam sabah namazlarına gelmiyor.” Diğer sahabeler diyorlar ki “ Kurban o çok ehli teheccüttür. Sabaha kadar namaz kılıyor o yüzden de sabah namazlarında cemaate yetişemez.” Hz. Ömer (RA) da diyor ki : “Efendim o adam eğer o yatsı namazını cemaatle kılsaydı sonra gidip evde sabaha kadar uyusaydı sabah namazını da cemaatle kılsaydı o yaptığı sünnetlerden daha fazla sevap kazanırdı.”

Demek ki şeytan insanları günah yolunda şaşırttıramadığı vakit sevap yolunda şaşırttırır. Daha az sevapla daha çok sevap olanı değiştirir. Mesela şeytan gece o insanı teheccüte kaldırır, sabah namazına kalkmamasını veya cemaate yetişememesini sağlar.

Ya siz Elhamdülillah cahil değilsiniz, okumuşsunuz. İlmi tercüme kitapları da çoktur. Çok çok okumanız gerekmektedir. Acaba yaptığım hareketim, Şeriat-ı Garraya uygun mu değil mi, Şeriat-ı Garraya uygunsa Tarikatı Garra için münasip mi değil mi? diye düşünmemiz ve bunun için de bol bol okumamız gerekmektedir. Çünkü tarikat devamlı olarak azimet üzerinedir, fetva üzerine değildir. Örneğin Hanefi mezhebinde bir şey yasaktır, zaruri olmadıkça Şafii mezhebinde olan da eğer tarikat ehli ise o şeyi yapmaması lazımdır. İnsan yolculuğa çıkıyor. Cem-i tehir, cem-i takdim vardır. Şafii mezhebinde caizdir ancak Hanefi mezhebinde yasaktır. Zaruri olmadıkça Şafii mezhebindeki de tarikat ehli olursa eğer onu yapmaması lazımdır. Niye ? Çünkü fetvadır, azimet değildir. Madem ki Hanefi’de yasaktır, Şafi de yapmamalıdır. Namazı vaktinde kılmalıdır. Bu uygulama tarikatımıza göre daha güzeldir.

Sünnet-i Seniyyeye çokça bakmak gerekir. Çünkü Allah’ü Teala böyle emir etmiştir “Ey Resulüm! Ümmetine de ki bana tabi olun”. Rabbül Alemin kendi muhabbetini neye bağlamış, Resulü Ekrem’in (ASV) mutaabatına bağlamıştır. O yüzden Resulü Ekrem’in (ASV) hayatını, yaşamasını, oturmasını, kalkmasını, yiyeceğini, konuşmasını bilmemiz gerekmektedir. İnsan ancak o şekle girerse Allah rızasını kazanabilir.

Ebu Yezid El Bestami (KS) bir meşayihin ismini duyuyor ve kalkıp o şeyhi ziyarete gidiyor. Gittiğinde bakıyor ki şeyh camiye sağ ayakla değil de sol ayakla giriyor. Orada Beyazıd-ı Bestami (KS) geri dönüyor ve diyor ki : “Hakiki şeyh olsaydı sünnet-i seniyyeyi terk etmezdi madem ki sünnet-i seniyyeyi terk etmiş hakiki şeyh değildir.”

Ya kaldı ki bizim gibi insanlar günahı da terk etmiyoruz, mekruhu da haramı da terk etmiyoruz. Acaba bizim durumumuz nasıldır. Allah bizi affetsin inşallah. Elhamdülillah siz cahil değilsiniz. Bunların hepsini okumanız bilmeniz lazımdır. Ona göre de hareket etmeniz lazımdır inşallah.

Mevlana Halid-i Öleki (KS), Gavs-ı Hizan’ın (KS) yanına gelmeden evvel Gavsa muhalif idi. Gavsa geldikten sonra onu görünce hemen ona tabi oldu. Ve onun tarikatına girdi. Bir gün Gavs-ı Hizan’ın (KS) Gavslığı meşhur olurken onun kalbine bir vesvese geldi. Acaba bu gerçek Gavs mı değil mi acaba gerçek Gavs olduğunu nasıl bilebilirim diye. Sonra bir kitapta okudu ki gerçek Gavssa tasarrufat yapabilir. Yani benim ilmini benden alabilir. Sabah namazında camiye giderken Gavs-ı Hizan (KS) diyor ki (ona hep Seyda derdi) Seyda bu sabah önde namazı sen kıldır. Molla Halid öne geçiyor, niyet ettikten sonra tekbir alıyor ve fatihayı unutuyor, ne yapsa da aklına gelmiyor, hatırlayamıyor. Sonra namazını iptal edip geri dönüyor. Gavs öne geçip namazı kıldırdıktan sonra Seyda Molla Halid’i caminin kapısına çıkarıyor. Molla Halid ağlayıp tövbe ediyor. Peki Molla Halid bu kerameti neden gördü. Çünkü Gavs için niyeti halis idi. Eğer niyeti halis olmasaydı Gavs’dan bu kerameti görmezdi. Rabbül Alemin ona niyetine göre muamele etti. İnsanın yaşaması, iyiliği niyetine göre olur.

Bir gün Ebu Yezid El Bestami’ye (KS) sordular. “Hasan Basri nasıl bir insandı.” Diyor Ebu Yezid El Bestami “Kim onu görse idi veli olurdu. Çok insan vardı Resulü Ekrem’i (ASV) gördüler müslüman bile olmadılar.” O soranlar diyor ki “Hasan Basri (KS) Resulü Ekrem (ASV) den daha mı büyüktü ki onu görenler veli olurdu.” Şöyle cevap vermiş Ebu Yezid El Bestami “Onlar Muhammed bin Abdullah’ı gördüler. Resulü Ekrem’i (ASV) gördükleri vakit, Allah’ın Resulü gözüyle baksalardı zaten sahabe olurlardı. Fakat haşa ve kella ona yalancı diyorlardı, Abdullah’ın yetimi diyorlardı.”

Demek ki insanın niyetine göre mükafat verilecektir. İnsan hacca gidiyor – Allah bize de nasip etsin inşallah – orada bir taşı ziyaret ediyor, fakat o taşa hüsnü zan ile baktığı için orada ibadetine bire yüz bin veriliyor. Bakın niye öyledir. Çünkü bu ikram niyetin güzelliğindendir. Fakat bir insanı düşünün ki değil bir taşı ziyaret Resulü Ekrem’in (ASV) yanına gidiyor müslüman bile olmuyor. Neden? Çünkü niyet doğru değildir. Siz de elhamdülillah ehli tarikat olmuşsunuz. İnşallah niyetiniz halistir. Benim şüphem o konuda yoktur. Fakat yine de kendinize güvenmemeniz lazım. Şeytandan çok korkmanız lazım. Şeriat-ı Garrayı okumanız lazım. Ne helaldir, ne haramdır bunları bilip kendinizi haramlardan korumanız lazımdır. Değil haramlardan mubahlardan, mekruhlardan da kendinizi muhafaza etmeniz lazımdır. Bundan sonrası da muhabbetle olur inşallah. O zaman Resulü Ekrem’in (ASV), sahabe-i kiramın, sadat-ı kiramın, şeyhinin muhabbetini kazanacaksınız. Fakat midenize bir damlacık haram girmişse ve yahut amelleriniz Allah rızası için olmazsa ne şeyhinin ne sadatın muhabbetinden faydalanılabilir.

Hazreti Zeynel Abidin (RA)’a sormuşlar “Kurban neden bu kadar titriyorsun diye.” Demiş ki “Siz benim kimin karşısına çıkacağımı biliyor musunuz. Rabbül Alemin’in cemaatine girmek için hazırlanıyorum.” Eee tabi ki insan bu düşünceyle abdest alsa namazından da fayda görecektir. Sahabe-i Kiram diyor ki: “Namazınızın iyiliği abdestten gelir.” İnsan abdest alırken gaflette olmazsa bilse ki neden abdest alıyor ve nereye gidiyor, o zaman onun namazı da şuhudla, gafletsiz olacaktır. Fakat insan abdest aldığı vakit suyu yüzüne dökerken kalbi başka bir yerde olursa o namazından da fayda görmeyecektir. Siz de böyle meşayihi kiramın evine gelebiliyorsunuz. Allah rızası için olsun inşallah. Allahu Teala bizi de sizi de affetsin inşallah. Niyetiniz inşallah Allah için olursa mükafatınızı Sadattan alırsınız. Eğer şimdi de olmazsa bu mükafat sekeratta olur, cennette olur inşallah.

Bir hadis vardır. Resulü Ekrem (ASV) “ İnsan müslüman kardeşini dünyevi faydası olmadan Allah için ziyaret ederse cennette bir köşk kazanacaktır.” buyurmaktadır. Bu hadis Müslim’de geçer, sahihtir. Siz de elhamdülillah böyle ziyaret ediyorsunuz, yol masrafı ediyorsunuz, eziyetini çekiyorsunuz. İnşallah mükafatını da Rabbül Alemin size cennette verecektir. Fakat ne lazımdır, tabi ki çıktığınız vakit de girdiğiniz vakit de cehaletle değil şeriatla hareket etmeniz lazımdır. O zaman mükafatını hakkıyla kazanacaksınız inşallah.

Malumunuz  biz de bir hafta on güne kadar yolculuğa çıkıyoruz. Hakkınızı da bize helal edersiniz inşallah. Hem de dua edersiniz. Rabbül Alemin bizim umremizi gerçek rızası için yaptırtsın, günahlarımızı affetsin. Çünkü biz de orada size dua edeceğiz inşallah.

Hazreti Diyaedddin’in (KS) hadisesi meşhurdur. Sabah namazına, teheccüde kalktığı vakit hanımını önüne alırdı kıbleye karşı, duvara yaklaşırdı ve şöyle dua ederdi. “Ya Rabbi insan zalim olup katil olsa hanımını önüne alıp da gece yarısı maktulün babasının kapısına gitse maktulün babası diyecek ki sen hanımını alıp bu gece yarısı kapıma geldin, ben de seni azad ettim der. Ya Rabbi ben de hanımımı alıp kapına geldim beni affet” der ve böylece dua ederdi. Biz de buradan oraya kadar gidiyoruz inşallah Rabbül Alemin sizi de bizi de bütün İslam alemini de sıkıntılarından kurtarsın ve yardımcı olsun. Müslümanlara da mükafatını hem bu dünyada hem de ahirette versin. Allahu Teala hepinizden de razı olsun inşallah. Sizlerin hepinizin de yemeğini yemişim, hepinizde misafir olmuşum hakkınızı da helal edin. Bizden yana da canı gönülden size helal olsun. Yolunuz açık olsun inşallah.

Önemli Not: Burada yayınlamaya çalıştığımız sohbetler birebir Seydam Şeyh Fadlullah’ın (K.S) ağzından dökülen sözleri ve sohbetlerinden derlemelerdir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*