share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamdan Mübarek İnciler

0 yorum

Nakşibendi Tarikat Adabının Tamamen İlme Dayanması

Nakşi tarikatında uygulanan adabın dayanağı ile ilgili olarak bir keresinde şöyle buyurdular:

Tarikatımızda ilme (şeriat ilmine) dayanmayan hiçbir edep yoktur. Bütün edeplerin mesnedi ve delili vardır. Seydam Molla Muhyiddin (k.s), Tarikatteki bütün edeplerin ayet veya hadis olarak kaynaklarını araştırıp bulduğunu ve bunları sıralayabileceğini söylerdi.

Bu ilim temeline dayanması sebebiyle Nakşi Tarikatının Bid’atleri kesinlikle kabul etmediğini ve adabında bid’at barındırmadığını, hatta “Bid’at-i hasene” denen şeyi dahi kabul etmediğini belirttiler. Mekke’de yaşayan (o dönemde yaşıyordu) büyük alim Seyyid Muhammed el-Alevî’nin de bu görüşte olduğunu ifade buyurdular.

Zamanımızda Tarikatın bazı kollarının Tarikat Adabı konusunda ilimsiz ve ilimden habersiz hareket ettikleri için bazı bid’atlere yol açtıklarını söylediler.

Mü’minin Ameline Güvenmemesi

Mü’minin yapmış olduğu amel ve ibadetlerine güvenmeyip Allah’ın rahmetine sığınması ve Resulullah (sav)’ın şefaatine güvenmesi gerektiği konusunda şöyle buyurdular:

Öncelikle bilinmesi gerekir ki yapmış olduğumuz ibadetleri hakkıyla yaptığımızı söylememize imkan yoktur. Bununun yanında şu zamanda haramlar öylesine yaygınlaşmıştır ki yeme, içme, giyinme vs. konularda haramlardan uzak kalabildiğimizi söylememize de imkan yoktur. İşte böyle bir zamanda yaşayan mü’minlere Allah (c.c.) iki şeyle rahmet edecektir inşallah:

Birincisi: Çekmiş oldukları sıkıntı, hastalık, darlık ve musibetlerle onlara rahmet edecektir. Kulun kendi istek ve arzusuyla yapmış olduğu diğer amellere riya karışması imkan dahilindedir. Halbuki sıkıntı, darlık ve hastalık gibi durumları kulun nefsi bunları istemediği için bunlarda nefsin payı olmaz. Dolayısıyla böyle durumlara eğer sabredilirse bunlar Allah’ın rızasına daha yakındır.

İkincisi: Birbirini Allah için seven mü’minlere Allah’ın rahmeti daha yakındır.

Allah için birbirini sevmede, birbirine muhabbet duymada da nefsin herhangi bir payı ve menfaati söz konusu değildir. İşte böyle olan Muhabbet, Allah’ın rahmetini celbetmeye diğer amellere nazaran daha yakındır. Bunun için Hadisi Kudsîde Arşın gölgesinden başka gölgenin bulunmadığı bir anda Allah için birbirini seven kişilerin bu gölgede korunacakları beyan edilmiştir.

Allah için sevmenin belirtilerinden birisi birbirini ziyaret etmektir. Bu yüzden Mürşit ziyareti çok önemlidir ve mükafatı da çok büyüktür. Ziyaretin önemini kavrayamayan bir kimse dünya işlerini mazeret olarak gösterebilir: “İşleri yoluna koyduktan sonra ziyaretimi yapayım” diye düşünebilir ki, bu ziyaret etmeyi işten saymama gibi bir yanılgıdan kaynaklanmaktadır. Halbuki ziyarette tahmin edilemeyecek kadar çok faydalar bulunmaktadır.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*