share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamın[k.s] Dilinden Sohbetler-13

0 yorum

Norşinden; ( Seydamın Dilinden )    

Tarikat-ı Nakşibendiye (KS) temelde 3 duraktır. Bana kalırsa bu üç durak da birdir. Birincisi Muhabbet, ikincisi Teslimiyet, üçüncüsü de İhlastır. Yani insan bir Şeyhin tarikatına girdiği vakit onu son derece sevmesi lazımdır. İhlaslı olması lazımdır. Yani mürit bilecek ki dünyada binlerce Kutup vardır ama onun kurtuluşu kendi Şeyhinin elindedir. Bir diğeri de teslimiyettir ki teslimiyet insanın Şeyhinden gelen bırakın emirleri işaretleri bile harfiyen yerine getirmesi demektir.

Bir gün Seyda-i Taği (KS) diyor ki: “Seyda’nın çadırı bir köyün etrafındaymış. İnsanlar akın akın ziyarete geliyorlarmış ve çok kalabalıklarmış. Köyden de kalabalık bir cemaat çıkıyor Seydayı ziyaret etmek amacıyla. Aralarında Seyda’nın halifesi Şeyh Abdullah (KS) ve Şeyh Taha (KS) da varmış. Sonra bunlar daha köyden çıkmadan ta çadırdan Seyda’nın çadırdaki cemaate oturun dediğini duyuyorlar. Şeyh Abdullah (KS) ve Şeyh Taha (KS) bu sesi duyunca hemen oldukları yere oturuyorlar. Cemaat onlara ne yapıyorsunuz diyorlar. Onlar da Seyda oturun dedi biz de oturduk diyorlar. Cemaat diyor ki kurban biz daha çadıra gitmedik Seyda bize söylemedi diyorlar. Şeyh Abdullah (KS) ve Şeyh Taha (KS) diyorlar ki “Olsun biz emre uyduk bir zarar da görmedik.” Bu mübarek zatlar emre bu kadar önem vermişler, hiçbir zaman emri tehir etmemişlerdir. Dememişlerdir ki belki benim Şeyhimin niyeti başkadır ve yahut benim Şeyhim bu işi bilmiyor. Yani bu olay bizim için bir ibrettir. Emre itaat etmek lazımdır. Rabbül alemin o mutabaatı, itaati size de bize de nasip etsin inşallah. Bunun için de insanın gece gündüz çalışması lazımdır. Bizlerin onların şekillerine girmemiz lazımdır. Onların şekline girersek Rabbül Alemin (CC) bizi Onların hatırına verecektir.

Bir Meşayih-i  Kiram (RA) varmış. O  ehli tarikat, ehli tasavvufmuş. İnsanlara çok fayda vermiş. Bir gün bir müridi onun yanına gidiyor. Diyor ki kurban filan mahallede pis bir kadın vardır, herkesi helaka götürüyor ne yapalım? Şeyh diyor ki o pis kadının evinin yanındaki bahçeyi satın alın. Bu müritler de gidiyorlar o pis kadının evine giden yan taraftaki bahçeyi parayla alıyorlar. Şeyh de kalkıp gidiyor o bahçeye taşınıyor ve orada sohbet vermeye başlıyor. Tabi Şeyh orada sohbet edince o pis kadına gelenler bahçeden geçemiyor. Mecburen Şeyhin cemaatine katılıp sohbet dinliyorlar. Sonra bir daha da o eve uğramıyorlar. O pis kadın evde çalışan kadınlara nasıl olurda hiç müşterimiz gelmez diye soruyor. Onlar da diyor sen bilmiyor musun falanca meşhur şeyh senin evinin önündeki bahçeyi almış orada sohbet veriyor. Müşteriler de oradan geçemiyor. Bize gelen orada takılıp kalıyor ve yahut da geri dönüyorlar. O pis kadın diyor ki ben o Şeyhi buraya getiririm bu meseleyi de hallederim. Ve gidiyor elbiselerini giyiyor, bir gece yarısı Şeyhin evine gidip kapıyı çalıyor. Şeyh bakıyor ki kapıda kapalı bir kadın. Kapıyı açıyor, kadını ağlıyor bir vaziyette görüyor. Şeyh kadına ne oldu diyor. Kadın ise ağlayarak benim babam sekeratta küfür ile ölecek, koş yetiş de babam kurtulsun diyor. Kadın öyle deyince Şeyh heyecana geliyor. Hemen cübbesini giyip evinden çıkıyorlar. Kadın önde şeyh arkada gidiyorlar. Şeyh heyecandan hiç fark etmiyor ki kendi sohbet bahçesinden geçiyor. Neyse eve giriyorlar. Kadın evin kapısını arkalarından kilitliyor. Daha hiçbir şeyin farkında olmayan Şeyh baban nerede diye kadına soruyor. Kadın “Ne babası ben falanca kadınım sen bizi mahvettin, yemin ediyorum ki ya sen benimle birlikte olacaksın yada seni sabaha kadar burada bırakacağım, bütün müritleri çağıracağım gelsinler seni benim evimde görsünler ve onlara bakın sizin şeyhiniz bu iş için bana geliyor diyeceğim” diyor. Şeyh “Hanım bak ben kendim için üzülmüyorum. Müritler inansalar ki ben buraya pislik için gelmişim imanları gidecek nauzubillah onlar için üzülüyorum, bundan dolayı bunu yapma” diyor. Ancak kadın dinlemiyor. Şeyh diyor ki o zaman ben sana cübbemi vereyim giy onu eğer sen  hoşuma gidersen seninle  o işi yapmaya muvaffak olurum nauzubillah. Kadın kabul ediyor ve cübbeyi giydiği vakit Şeyh de “ Ya Rabbi ben onun zahirini temiz ettim, onun kalbi Senin kudretine bağlıdır, Sen onun kalbini temizle, beni kurtar” diye dua ediyor. Şeyhin duası bittikten sonra kadından çok yüksek bir çığlık çıkıyor ve kadın bayılıyor. Şeyh de cüppesini alıp evine dönüyor. O gecenin sabahında o kadın kalkıyor ve tevbe niyetiyle Şeyhin kapısına geliyor. Tevbe edip temizlendikten sonra o kadın çok saliha bir kadın oluyor.

Demek ki bazı zamanlar kalbimiz elimizde olmadığı için ve tam çalışmadığı için insan zorlanıyor. Zaten insan tarikat için abdest aldığı vakit böyle dua etsin: “ Ya Rabbi ben zahirimi temiz ettim. Kalbimi de Sen temiz et.” İnsan elinde olan şeyleri yapacak, elinde olmayanları Allah’ın rahmetine bırakacak. Fakat insan elindekini yapmasa Allah’ın rahmetine bıraksa Allah herkesi peygamber de yapabilirdi., veli de yapabilirdi. Fakat öyle yapmamıştır. Biz elimizden geldiği kadar çalışalım inşallah. Rabbül Alemin bizi onların hatırına verecektir, bizi de onlarla haşr edecektir. Çünkü hadis vardır, Resulullah (ASV) diyor ki : Sabah olunca Meleke-i Kiramların bir kısmı yeryüzüne iner akşama kadar kalır. Acaba kim ne yapıyor diye bakarlar. Bir zikir cemaatine rastladıkları vakit birbirlerine gülüyorlar ve Rabbül Alemine (CC) müjde veriyorlar. “Ya Rabbi senin kullarının olduğu bir yere gittik, o yerde cemaat zikir yapıyordu.” Allah (CC) “ Kimlerdi onlar” diyor. Melekler “Ya Rabbi filan, filan ve filandı” diyerek isimlerini söylüyorlar. “Peki onlar niçin zikir yapıyorlar” diye soruyor Allah (CC). Melekler “Ya Rabbi senin cehennemine girmemek için” diyor. Allah Teala “Peki onlar benim cehennemimi görmüşler mi?” diye soruyor. Melekler “Hayır Ya Rabbi eğer  görselerdi daha fazla yaparlardı” diyorlar. Allah (CC) “Peki başka ne istiyorlar?” diyor. Melekler “Ya Rabbi senin cennetine girmek istiyorlar” diyor. Allah (CC) “Benim cennetimi görmüşler midir onlar?” diyor. Melekler “Hayır Ya Rabbi eğer onlar senin cennetini görselerdi daha fazla ibadet, zikir yaparlardı” diyorlar. Allah (CC) “Peki başka ne istiyorlar?” diyor. Melekler “Ya Rabbi Senin Cemalini görmek istiyorlar” diyor. Allah (CC) “Peki onlar benim Cemalimi görmüşler midir?” diyor. Melekler “Hayır Ya Rabbi eğer görselerdi daha fazlasını yaparlardı” diyorlar. Allah (CC) “O zaman siz şahit olun ben onların istediğinin hepsini kabul ediyorum” diyor. Orada bazı melekler diyor ki “Ya Rabbi orada bazı insanlar zikir için değil dünya menfaati için gelmişlerdi.” Allah (CC) “Ben onları da o cemaatin hatırına verdim” diyor.

Demek ki insan ciddi olarak bir cemaatin şekline girerse o cemaatin kıyafetine bürünürse ve niyeti kandırmak olmazsa Rabbül Alemin (CC) onu da o cemaatin hatırına verir. İnşallah Rabbül Alemin (CC) bizi de o cemaatin hatırına versin. AMİN…

Önemli Not: Burada yayınlamaya çalıştığımız sohbetler birebir Seydam Şeyh Fadlullah’ın (K.S) ağzından dökülen sözleri ve sohbetlerinden derlemelerdir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*