share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

ALLAH TEALA (C.C.)

0 yorum

ALLAH TEALA BİR ŞEYDİR 

 

Cenabı Allah bir şeydir, fakat diğer şeyler gibi değildir. Burada Allah bir şeydir, sözünden kasdedilen, yani Allah zatı ile ve sıfatı ile vardır. Ancak Allah Teâlâ, zat ve sıfat bakımından ya­ratılmış eşya gibi değildir. Nitekim Cenabı Hakk’ın şu sözü de buna işaret ediyor:

“Allah gibi hiçbir şey yoktur.”

Bu âyette geçen “mislihi” kelimesindeki kâf ister Arapların sözlerinde olduğu gibi ve tekit için olsun, ister “kâf-i” sabite olsun, mıslihî kelime  kasdedilen Allah Teâlâ’nın zatı ve sıfatıdır. Araplar “Senin gibisi cimri olmaz sözü ile cimriliği muhatabın nefsinden nefyeder. Mislinden nefyedince, kendi zatından daha mübalâğalı bir biçim nefyetmiş olurlar. Çünkü kinayeli ifadeler, açık ifadelerden daha hulâsa bir arif ve kâmilin dediği gibi, hatırına ne gelirse Allah Tealâ ondan başkasıdır. Cenabı Hak da kendi zatı hakkında şöyle buyuruyor.

“İnsanlar bilgi bakımından Allah Teâlâ’yı ihata edemezler.”

Yâni kullar, Allah’ın zatının künhü ile ilgili bilgiye tahammül ede­mezler. Anladığım anlamaktan âciz olmak da anlamaktır. Hz. Peygamber’in şöyle dua ettiği sahih bir rivayet olarak zikredilmiştir;

“Senin kendini medhettîğin gibi bir sena (medih) bilmiyorum.”

İmam Âzam’ın “Allah Teâlâ, bir şeydir, fakat diğer eşya gibi de­ğildir.” sözünden, Allah Teâlâ’nın zamanlardan bir zaman, mekân­lardan bir mekân içinde olmadığı öğrenilmektedir: Çünkü zaman ve mekân yaratılmışlar cümlesindendir. Allah Teâlâ ise hiçbir varlık yok iken ezelde var idi. Sonra bil ki, şey sözü aslında mastardır, fakat bazen mef’ul manasında da kullanılır. Nitekim Cenabı Allah şöyle buyuruyor:

“Allah, her şeye kadirdir.”

Bu manası ile, yani meful manasında şey kelimesini Allah hak­kında zikretmek Allah için söylemek caiz değildir. Şey kelimesi fail manasında da kullanılır. Bu manada Cenabı Hak şöyle buyuruyor :

“De ki, şahidlik bakımından hangi şey daha büyüktür. De ki, Allah benimle sizin aranızda şahittir.”

Bu takdirde, yani şey kelimesini fail manasına aldığımız takdir­de onu Allah hakkında zikretmemiz caizdir. Bazen şey kelimesinden mutlak varlık manası da kasdedilir. Ancak o takdirde varlığı kendinden olma vasfı ile vasıflanan mâbud ile, varlığı ve yokluğu bir olan mümkin varlıklar arasında fark vardır. Bu itibarla Allah hak­kında şey sözünü kullanmak, başkası hakkında istimal etmekten daha lâyıktır.

 

Allah Teâlâ Cisimsiz, Cevhersiz Var Olan Bir Şeydir; 

 

Allah Teâlâ’nın diğer eşyaya benzemeyen bir şey olduğunu ifade etmenin manası, cisimsiz, cevhersiz ve arazsız olarak varlığını ispat etmektir.

Zira cisim bazı maddelerin birleşmesinden meydana gelen bir mürekkeptir, ayni zamanda bir mekâna da ihtiyacı vardır. Mürekkep olmak ve bir mekâna ihtiyacı olmaksa yaratılmışlık işaretidir. Allah cevher de değildir, demiştir. Cevher mekânı olan bir varlıktır. Cevher, aynı zamanda cismin bölünemiyen en küçük parçasıdır. Al­lah araz da değildir, demiştir. Araz, cisim ve cevherlerde sonradan meydana gelen arızî varlıklardır. Bu varlıklar, kendi başına var ola­maz, varlıkları başkalarının varlığı ile kaimdir. Cisimler üzerindeki boya, oluştaki toplanma, ayrılma, hareket etme, durma, tad, koku gibi varlıklara araz denir. Allah Teâlâ ise bunlardan münezzehtir.

Hulâsa, bu âlem ayan ve a’razdan ibarettir. Ayan, kendi başına var olabilen, daha başka bir ifade ile varlığı için başkalarının varlı­ğına ihtiyacı olmayan  şeydir. Bu da ya mürekkeb olur. Mürekkeb de cisimdir. Ayan ya mürekkeb olmaz, bu da cevherdir. Cevher, cisimlerin bölünemeyen en küçük parçasıdır. Cenabı Allah ise bunların hepsinden beridir.

Fahreddin er-Râzî ne güzel söylemiştir:

“Mücessime taifesine mensup olan kişi asla Allah’a ibadet edemez. Çünkü o, kendi vehminde tasavvur ettiği surete tapar, Allah Teâlâ ise suretten münezzehtir.Mücessime, Allah Teâlâ’yı bir cisim olarak kabul eden müşriklere verilen addır.

İmam Âzam Ebû Hanîfe’den rivayet edildiğine göre, araz ve cisim­ler hakkında şöyle demiştir:

“Allah Teâlâ, Amr b. Ubeyd’e lanet etsin çünkü o insanlığa bu konudaki bahsi ilk açan kimsedir.”

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*