share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

İman Nedir, Mümin Kimdir?

0 yorum
İman Nedir, Mümin Kimdir?

İMAN NEDİR, MÜMİN KİMDİR?

İman, kelime olarak, “içten kabullenmek, kalple tasdik etmek, güven vermek, emin olmak” manalarına gelir.

İman hak olan şeylere olduğu gibi, batıl olan şeylere de olur. Putlara, batıl işlere, şeytana, cinlere, sihirbazlara, kahinlere, nefsani kötü şeylere inanmak gibi.

Dinimizde iman, yüce Allah’ın varlığına ve birliğine, O’nun yarattığı meleklerine, indirdiği kitaplarına ve gönderdiği peygamberlerine, öldükten sonra dirilmeye, ahret gününe, hayır ve şerrin Allah’ın yaratmasıyla olduğuna yani kadere inanmaktır.

İman kalbin amelidir; merkezi kalptir. Kalp içine atılan ilahi nurla hakkı tanır, onu kabul ve tasdik eder. Kalbin içine nur konmasına , onun imana ve islam’a açılmasına “hidayet” denir. Hidayet Allah’tan, kabul kuldandır. “ onlar, gayba iman ederler”(Bakara2/3) ayetine, “onlar kalpleriyle iman ederler” manasında verilmiştir.

Şu ayetler imanın kalbe ait bir amel olduğunu göstermektedir:

“Allah onların kalplerine imanı yazdı” (Mücadile 58/22).

“Onlar, dilleriyle, ‘inandık’ dediler, halbuki kalpleri iman etmedi” (Maide 5/41).

“ Kalbi imanla mutmain olduğu halde…” (Nahl 16/16).

“Kalplerine iman girmedi…” (Hucurat 49/14).

Hz. Peygamber (s.a.v), “İslam alenidir; iman ise kalptedir” buyurdu; sonra göğsüne işaret ederek, üç defa ;

“ Takva buradadır, takva buradadır” buyurdu.

İmanın aslı gayba imandır. Gayba iman farzdır. Gayb, yok olan, varlığı bulunmayan değil, dünya şartlarında, baş gözüyle görünmeyen şey demektir.

Gaybın varlığı akıl ile de idrak edilebilir. En güzeli, Kur’an ve Sünnet’in bu konudaki bildirdiği haberleri tasdik etmektedir.

İman tasdik, ikrar ve ispat edilmesi yönüyle değişik şekilde tarif edilmiştir. Bunlar içinde en önemli tarifler şunlardır;

“İman, kalbin kesin tasdikinden ibarettir.”İlk dönem alimleri, Matüridiler ve Eş’ariler, imanın tasdik manasına geldiği kısmında ittifak içindeler. Ancak imam-ı Azam ve Hanefiler’in çoğunluğu, bu tarife şunu eklemiştir:

“İman inanılacak şeyleri kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmektir.”

Diğer bir görüş sahiplerine göre imanın tarifine ameli de ekleyerek şöyle demişlerdir:

“ İman, inanılacak şeyleri kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmek ve İslam’ın emrettiği amelleri yapmaktır.”

Ehli eser denen hadisçiler, imam Şafii, İmam Malik ve İmam Ahmed de (rah) bu görüştedir. Buna göre iman, üç rükünden meydana gelip amel imandan bir parça olmaktadır.

Ancak dinin emri olan amellerin imanın bir parçası olduğunu söyleyen Ehli sünnet alimleri, inandığı halde amel etmeyenlere, bidat ehli gibi dinden çıkarmamışlar, onların sadece günahkar olduğunu, kendilerine tövbe gerektiğini söylemişlerdir.

Kalbin tasdiki olmadan, sadece dille inandım demek Allah katında geçerli olmadığı gibi, ,iman olmadan, yapılan amellerde makbul değildir; münafıkların imanı ve ameli gibi.

İmanın farzı iman esaslarına kalbin tasdikidir. Bir kimsenin mümin olabilmesi için, imanın esaslarını kalbiyle tasdik etmesi yeterlidir.

Farz olduğuna iman ettiği halde, dini bir özürle farzı terk eden günahkar değildir. Zekatın farz olduğuna inanan bir fakirin zekat vermeyişi buna örnektir.

Hz. Resulullah (sav) mümini ve müslümanı şöyle tanıtmıştır.

“Mümin, insanların kendisinden canları ve malları konusunda emin olduğu kimsedir.”

“Müslüman müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu kimsedir” diye buyurmuşlardır.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*