share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Şükür

0 yorum

“Eğer şükrederseniz nimetimi ziyadeleştiririm” (İbrahim 14/7)

Ata anlatıyor:

“Ubeyd b. Umeyr ile Aişe(r.a.)’ye gitmiştim. Bize Resulullah (s.a.v.)’da gördüğün en ilgi çekici şeyin ne olduğunu anlatırmısın?” dedim. Hz Aişe ağladı ve dedi ki “O’nun hangi hali ilgi çekici değil ki? Bir gece bana gelmiş benimle yatağa girmiş (bir rivayete göre yorganın altına girmişti, demiştir) cildim cildine değmiş sonra bana –Ey Ebubekr’in kızı, beni bırak da Rabbime ibadet edeyim, demişti.- Şüphesiz ki bana yakın olmanı arzu ederim, dedim ve kendisine müsaade ettim. Yataktan kalktı, su kırbasının yanına gitti abdest aldı. Abdest organlarını bolca su ile yıkadı sonra kalktı namaz kılmaya başladı. Biraz sonra ağlamaya başladı. O kadar ki gözünden dökülen damlalar göğsünü ıslatmıştı. Sonra rükua vardı, rüku halinde de ağlamaya devam etti. Sonra başını kaldırdı ve ağlamaya devam etti. Sonra ağlaya ağlaya secde etti, secdeden başını kaldırdı ve ağlamaya devam etti. Bilal sabah ezanını okumak için gelene kadar ağladı durdu. Dedim ki – Ya Resulullah seni bu kadar ağlatan şey nedir? Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmedi mi?, Şöyle buyurdu – Allah’a çok şükreden kul olmayayım mı? Allah bana ‘Şüphesiz ki yerlerin ve göklerin yaratılışında…………. (İbrahim 4/7)’ ayetini indirmiş iken nasıl olurda ben böyle yapmam…” (Buhari)

 

Şibli : “Şükür, nimeti değil nimeti vereni görmektir” demiştir.

Cüneyd : “Birkere yedi yaşında iken Seri Sakati’nin yanında oynuyordum. Huzurunda şükür mevzuunda konuşan bir topluluk vardı. Seri bana: ‘Evlat, şükür nedir? Diye sordu. Ben: ‘Nimeti ile Allah-a asi olmamak (ve ihsanına dayanarak O’na karşı çıkmamak)tır ‘diye cevap verdim. Bunun üzerine Seri : ‘Allah-tan (güzel ve tesirli konuşan ) bir dilin sana nasip olması yakındır ‘ dedi. Cüneyd (r.a.) diyor ki: Seri’nin bu sözü üzerine durmadan ağladım (güzel konuşan bir dilden başka Allah’tan nasibim olmaz diye endişelendim).

Hamd, kalbe (ve ruha ait nimet) ve nefesler için ; Şükür, organlara ve hislere ait nimetler için olur denilmiştir.

Ebu Osman : “Avam, yenecek ve giyecek nevinden nimetlere şükreder. Havas kalblerine gelen feyze (ve varidata) şükreder” demiştir.

Derler ki : Hasan b. Ali, kabenin örtüsünün bir kenarına sarılarak “İlahi bana nimet verdin fakat beni şükreden bir kul olarak bulmadın. Bana bela verdin fakat sabreden bir kul olarak bulmadın. Buna rağmen ne şükretmediğim için nimeti geri aldın, ne de sabretmediğim için belanın şiddetini devam ettirdin. İlahi, Kerim olandan Kertemden başka ne beklenir.” diye niyazda bulundu.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*