share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Tasavvuf Bir Tevhid Terbiyesidir

0 yorum

“İnsanın en temel meselesi Rabbini bilmek, Rabbini bulmaktır. ALLAH insanı bunun için yaratmış, ve buna ulaşmaya muktedir biçimde yaratmıştır. İnsanın dünya hayatı bunun sınavıdır. İnsan buna itiraz etse de, onun fıtrat derununda kendini aşan böyle bir arayış vardır. Zaten insan da burada odaklaşmıştır. Yani “Nereden geldim, nereye gidiyorum?” sorusu insanın en kadim sorusu olmuştur ki, bu sorunun aradığı şey de “varoluş”un sırrıdır.

Varoluş’un sırrı arandığında varılacak nokta bir Yaratıcı’nın varlığıdır. Ya da insan buna varırsa içi durulacak, buna varamadığı ölçüde de içinde arayış süreci bitmeyecektir. Kur’an-ı mübinde ifadesini bulan “Kalbler ancak ALLAH’ı zikrederek huzura, doyuma kavuşur” hükmü, insan fıtratına yönelik bir ilahi tesbittir. Ya ALLAH’ı bularak, O’nunla buluşarak, O’nu şah damarından yakınlığını hissederek itmi’nana erecek, ya da arayışlar içinde çırpınacaktır.

Yaratıcı insanı bu noktada boşlukta da bırakmamıştır. Yol işaretçileri göndermiştir.

Dinler ve dinlerle birlikte gönderilen peygamberler yol işaretçileridir ve bu yolu gösterirler insana.

Yaratıcı, insandan, Yaratıcı’nın varlığını bilmesinin yanında, ‘Onun “Tek bir Yaratıcı” olduğunu bilmesini de istemiştir. Yaratılışın sonsuz ahengi karşısında Kudret parçalanmasının, insan zihnini doyuramayacağı açıktır. Tanrılar olamaz, Tanrıların olması kaosa açık bir sonuç doğurur. Tek Tanrı olacaktır. Kainatın yaratıcısı tek Tanrıdır ve nizamı o koymaktadır. İnsandan bu nizama uymasını da O istemektedir. “Tek”liğinin idrakini ve ona saygı duyulmasını (ibadet) da O (c.c.) istemektedir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*