Seydamı anlatmak ve ifade etmek o kadar zor ki,onu anlatınca sanki kelimelerin içine hapsetmek gibi.Bilmem O nasıl anlatılır ve yazılır ki…

Seydamın gelişi öyle farklıydı ki.O her zaman farklı gizler çizerdi.Bize geleceğine inanamamıştım.Biz lojmanda oturuyorduk.Bilmem kaç arkadaşımız kaç defa  onun gelişini düşündü,hissetti ve bekledi…

İşte O geliyordu.Salına salına kalplerin sultanı.hepimizin gözü o yollarda.Arabadan indi salına salına yürüdü ve bizdeki heyecan,telaş.O’nun gelmesi ile kalpler öyle bir hal alıyordu ki bunu en fazla karşımdaki komşumun eşindeki halde gördük.

Arkadaşımın eşi alkol kullanan bir insandı.Arkadaşım ona Seydanın geleceğinden bahsetmiş.kalplere öyle bir muhabbet veriyordu ki.O da kalkmış öyle bir misafire böyle gidilmez demiş.Gusül abdesti almış,gelmiş.Seydam geldi o anki hislertarif edilip anlatılamaz.Oarkadaşın eşi ve erkekler O’nun arkasında cemaatle namaz kıldılar.O insanlar üzerinde öyle bir tesir yapıyordu ki;o cemaat,o namaz öyle özel ve farklıydı ki…

Sonra kapımız çaldı.bir bayan arkadaş O’nun geleceğini öğrenmişve  ilden ilçeye,oradan bir arkadaşın evineve orada O’nu bulamayınca bize gelmiş.o muhabbet insanı durdurmayan,çeken isteten,kavuşulmak istenen o an.Gönüllerin sultanı o kadar cömert ki.Bir adım gelene O fazlasıyla veriyordu.Mutfağın kapısında o arkadaş hasretle bakıyordu ki o an O’nun gözleri ile kavuştu.Ayrılık ve kavuşmalar gece ile gündüz gibi.Güneş doğduğu an  karanlıkların gidişi gibi.Güneş onun gözüne de doğdu,parladı ve gitti…

İnsan güneşsiz yaşayabilir mi?

Bunlar da hoşunuza gidebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.