share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamla Tanışmam

0 yorum

1998 Yılının şubat ayı içinde Ramazan bayramı ziyareti için,bazı kardeşlerin davetiyle, Seydamızı ziyarete ilk olarak gitmiştim(o zaman Seydayı (K.S) tanımıyordum).Bayram dolayısıyla çevre köylerden insanlar akın akın bayramlaşma ziyaretine geliyolardı.
Divan insanlarla dolup taşıyor,gelen misafirler güler yüzle ve ikramla hoş bir şekilde ağırlanıyordu.Seydam insanların içerisinde güler yüz ve güzel haliyle gelenlere gerçek Bayaram sevinci yaşatıyordu.Akşam namazından sonra Seydam İstanbul ve Kurtalan’dan gelen misafirlere akşam yemeği için hane-i sadetlerine gelmelerini söyledikten sonra yanımızdan ayrıldılar.Dr.Emin ağbinin öncülüğünde eve doğru gittik,yemekte kurufasulye,bulgur pilavı ve turşu vardı(Seydamla ilk yemeğimiz çok güzeldi).Yemekten sonra Seyda(K.S),divana geçip yatsı namazına hazırlanmamızı söylediler ,divana  geldikten sonra 17 kişilik arkadaşlar içinde sadece bana yediğimiz güzel yemek bana dokunmuş olacak ki (karın ağrısı) abdest tutamaz olmuştum.Her abdestin arkasından 5 dakika geçmiyordu ki tekrar abdest için divanın 10 m uzağında olan abdesthaneye yarım metre kar yolunun arasından geçerek buz tutmuş çeşmeler içinde abdest alıyordum;tam belki de 10 kez abdest almışımdır.Ellerim ve ayaklarım suyun soğukluğundan kıpkırmızı olmuştu,artık Seydayı bekleyecek halim kalmamıştı.Orda beraber geldiğim kardeşlere ;”ben artık bekleyecek durumda değilim,siz seydanızı bekleyin ,ben namazımı kılıyorum,diyerek yatsının sünnetine başlamıştım ki, Seydam içeri girdi ve ne namazı kıldığımı sordu.Onlar da rahatsızlandığımı bu yüzden bekleyemediğimi sünnete başladığımı söylediler.Yatsı namazı tamamlandıktan sonra sohbet bittikten sonra ;adab için Seydam ,Emin ağbi başta olmak üzere tek tek içeri gelmelerini istediler;bütün kardeşler adablarını tazeledikten sonra sıra bana gelmişti.Günahlara alışmış  nefsimin artık kaçış yeri kalmamıştı,nefsime dedim ki ;ey nefsim otuz yaşına kadar seni hiç kırmadım,RABBİME gerektiği gibi senin yüzünden kulluk yapamadım.Artık nefsimi AlLLAH yolunda kurban edip,kestirmemin zamanı gelmişti.Kararımı vermiştim, Seydamın mübarek pamuktan yumuşak elini tuttum ve “İlahi yapmış olduğum günahlarımdan pişmanım…”diyerek bu mubarek yola girmiş oldum Elhamdulillah.O gece divanda rüyamda Seydamın bana Kur’anı Kerim öğrettiğini gördüm.Ve  bu güzel rüyanın anlamını Seydamı tanıdıkça ve Onun vefatından sonra anladım.RABBİM kendisiyle Hz.Peygamberin yanında Kevser havuzunun başında beraber etsin İnşaallah….

SEYDAYLA PİKNİK
Yıl 23 Nisan 1999, Adana’dan gönüllerin Sultanı Seydamızı ziyarete gitmiştim.ziyaretimden bir gün sonra Gayda’ya (Hizan) ziyaret ve piknik için hazırlık yapıldı.Çok heyecanlıydım acaba Seydamızla piknik ve ziyaret nasıl olacaktı?Yola çıkıldı ,Tatvan’dan geçilirken kardeşlerden bazıları geride kalarak ,piknik için alışveriş yaptılar.Gayda’ya geldiğimizde Mescitte namaz için abdest hazırlığı yapıldı.Ben havanın ve suyun soğukluğundan dolayı abdestimi tazeleyip tazelememe konusunda tereddüt yaşarken,Seydamızın hasta haliyle kollarını çemirlerken gördüğümde,nefsimden utandım ve hemen abdest için kollarımı çemirledim.Öğle namazını eda ettikten sonra Seydam cematimize dönerek,necati hocaya ne kadar masraf ettiklerini sordu,O da atmış TL olduğunu söyledikten sonra;masrafı paylaştırmak için kardeşlerden beş altı kişiye ,sen on TL ,sen onbeş TL ver şeklinde, kişilere değişik şekilde masrafı paylaştırdı.Burada şunu belirteyim ki ,Seydamız bu masrafları sanki kişilerin cüzdanlarının içini görüp söylüyor gibiydi,şayet benim üzerimde yirmi TL vardı,bunun onbeş TL sı Adana’ya dönüş bileti için diğer kalan ise yol masrafım içindi.Ama Seydam benim gibi olan diğere kardeşlerden değil de cüzdanları yeter olanlardan bilerek istemişti ALLAH bilir.Masraflar toplandıktan sonra O(K.S) dediki:”buranın halkı fakirdir,onlara sadaka için her kes bir ile bir buçuk TL Dr. Nejdet’e  versin “dedi.Sadakayı toplayan ağbi Seydaya paraları verdikten verdikten sonra ,mescitten dışarı çıkıldı ;ayakları çıplak,elbiseleri eskimiş olan çocuklar kapıda bekliyorlardı.Seydamız elindeki paraları dağıtmaya başladı,köyün içlerine doğru yaşlı insanlara da sadaka parası dağıtılıp bitmiş olrak Gavs-ı Hizan(Seyyit Sıbgatullah Arvasi(K.S))hazretlerinin kabri başına gelmiştik.Ziyaretin ardından başka yerlerde bulunan çeşitli kabirleri de ziyaretten sonra (Harun Reşit’in valisinin kabri vs.)piknik için hazırlık başladı.Şunu belirteyim ki ziyaretlere başlamadan önce hava o kadar  çok soğuktu ki üzerimizdeki kaban vs. kalın elbiseler içinde bile üşüyorduk.Ne zaman ki sadakalar toplanıp mescitten çıkarken, o soğuk hava gitmiş yerine tatlı ılık bir Adana havası gelmişti,o kadar ki insan gömlekle rahat dolaşabilirdi.Bir de şunu da belirteyim ,bu hava durumu ziyeretler boyunca güzelleşiyor,arabamıza bindikten sonra tekrar soğuyordu,bu durumun tam beş kez gerçekleştiğine hayretle şahit oldum.Hatta Antakya’dan gelen Mehmet kardeşime ,havanın soğukluğundan şikayet ederek üstünü kalın almamasına neden olduğun için ,kızan ağbisine , şahit olduğum  havanın beş kez değişimini ,kendisine hatırlattığımda hayretle budurumu onayladı.Gayda ziyaretinden ikindi vaktinde dönerken namazımızı kılmak üzere Baykan camisinde mola verdik,namaz tesbihatı yapılırken seydamızın yüzündeki nurun parlaklığını ki, gözlerimi kamaştıracak kadar parlaktı ,gördüm,utanarak defalarca o mubarek yüzdeki nuru seyrettim.Oradan da Molla Muhyeddin (K.S) hazretlarinin kabrini ziyaret edip ,Veysel Karani’deki  Molla Abdurrahman’ın divanına geçip günümüzü Hamdolsun tamamladık.

RÜYA
2001 yılının temmuz ayında ailemle  Seydamızı Allah rızası için ziyarete gitmiştim.Oniki saatlik yolu tek şöför olarak gittiğim için epeyi yorulmuştum.Sabah kahvaltıdan sonra Seyda(K.S) ile kısa bir sohbet oldu;kendileri rahatsız oldukları için onbir sularında hane-i saadetlerine istirahat için ayrıldılar.Ben de ziyarette tek olduğum için uyumak üzere çardaktan divana geçtim;ne kadar uyudum bilmiyorum,rüyamda (gerçek gibi) Seydam baş ucuma gelerek(sert bir şekilde) :”Kalk…!!Buraya uyumaya mı geldin!”dedi.
Bu uyarı üzerine hemen uyuduğum yerden kalktım ve acaba Seyda (K.S) çardağa gelmiş olmasın,diyerek acele ile pencereye yöneldim ki ,gerçektende Seydam orada yalnız oturuyordu.Kendimden çok utanarak hemen abdesthanenin yolunu tuttum ve saadet huzurlarına sessizce selam verip oturdum.O ziyaretimde dikkatimi çeken şey Seydamızın hiç sohbet etmeyişiydi ,sessizce öğle namazına kadar böyle geçti.Gerçi bu yolun büyükleri ;”Halden anlamayanın, kalden nasibi yoktur!”buyurmamışlar mıydı?Sözünü hatırlayarak Rabbimin yardımıyla ve de onların duasının bereketiyle, halden nasibimi almaya çalıştım.Namaz ve öğle yemeğinden sonra Seydamız istirahat için yine evine döndüler;tabiki yalnız kalan tenbel nefsim,bunu fırsat bilerek hemen uyumak için divana geçti ve sabah gördüğüm rüyanın tekrar etmesi endişesiyle uykuya daldım.Yine nekadar uyudum bilemiyorum ;rüyamda Seydam baş ucuma yine gelerek daha set bir ifadeyle:”sana uyuma dememiş miydim!?Sen buraya uyumaya mı geldin!?demesiyle birlikte, ilkinden daha hızlıca uyanarak;acaba Seyda yine gelmiş olmasın ,endişesiyle  kendimi pencerenin önüne  attım ki; Seydam (K.S) yalnız olarak orada beni beklediğini, çok büyük utanç ve mahçubiyetle gördüm.Anladım ki bu mubarekyerleregelendervişkardeşlerim;benim gibi uyumak için değil,bilakis HAKKIN rızasını kazanmak amacıyla ziyaret  etmeleri gerekir.

KALPTEN GEÇEN
14 temmuz  2002 yılında denize (yumurtalık)  gittiğimin akşamı ,Seydamızdan musade aldıktan sonra ziyaret için Nurşin’e gitmiştim.Pazartesi sabah dokuz gibi divanda seydamın (K.S) mubarek huzurunda çeşitli yerlerden gelmiş altı kardeşle birlikte bulunuyorduk.Seydam kahvaltıdan sonra, güzel sohbetiyle kirlenmiş gönlüme şifa sunarken,yüzümün karalığından ve birgün öncesindeki yaptığım günahlarımın çokluğundan utanarak içimden  Seydamıza öyle sesleniyordum:”Efendim huzurunuza günah yükümle geldim,bana himmet buyurunuzda artık şu günahlarımdan vazgeçip,Rabbime güzel kullukta bulunayım.”
O esnada sohbette ne anlatıldığının da farkında değildim,çünkü bir gün öncesinde ki o kötü halimin utancı,pişmanlığı okadar beni utandırıyordu ki,O(K,S) mubarek yüze bakamıyordum;sadece kalbimden Seydam himmet buyurunuz da ,halim düzelsin(Sanki Seydanın elinde shirli bir deynek varmışta bana onunla dokunduğunda ben kolayca ALLAH’ın (C.C) razı olduğu bir kul olacaktım.)diye geçiriyordum.Ne kadar bu düşünce içinde kaldım bilemiyorum,Seydamın Mustafa hoca!Sesiyle irkildim ve;efendim Seydam diyebildim.Sonra bana hitapla:”Kişi kendini düzeltmedikçe ALLAH onu düzeltmez,bizim elimizde birşey yoktur.”dedi.(Bu durumdan yanımdaki arkadaşlar habersizlerdi,çünkü ben feryadımı kalbimden söylüyordum.)
Bu güzel sözleri ben daha önce hem ayetlerde,hem de hadislerde okuduğum halde sanki ilk defa duymuş gibi oldum ve etkilendim.Tabiki bütün hayatı  İslam’ı yaşamakla geçmiş , hal sahibi bir ağızdan çıkan bu söz, gerçek yönüyle tasavvufu anlamama sebep oldu .Ve günah gemilerini yakıp arkama bakmadan onları gönlümden (Seydamın dualarının bereketiyle)çıkarma savaşına girişip ,güzel bir kul olma azmi içine girdim,Rabbime sonsuz hamd ederim ki bunda da bizi muvaffak kılacak İnşaallah.Yüce RABBİM bütün Müslümanların kullukta yardımcısı olsun,bizleri de O mubareklerin hatırına versin İnşaallah.

ANKARA ZİYARETİ
2007 yılında Seydamız (K.S) kontrol için Ankara’ya gelmişlerdi.Biz de Seydamızı ziyaret için , Adana’dan bazı kardeşlerle birlikte ,musaade alarak Ankara’ya gittik.Sabah yedi sularında Ankara’ya indikten sonra;Keçiörendeki mescide gitmek üzere yola koyulduk;saat 09:00 gibi geldiğimizi bildirmek için Seydamızı aradık ve “gelebilirsiniz”, musadesiyle Sultanımızın huzuruna geldik;kendileri kahvaltı üzerinde idiler.Herkesin hatırını tek tek soran Seydamız,yanımızdan kalkarak Annenin yanına gitti ve elinde kahvaltı tepsisiyle birlikte yanımıza geldiğinde ,bütün arkadaşlar mahçup bir şekilde tepsiyi almak için hemen oturduğumuz yerden kalktık.Bu duruma hepimiz çok üzüldük ve ALLAH dostlarının ,nekadar mutevazi olduğunu ;”insanların efendisi,insanlara hizmet edendir.”buyuran Peygamberimiz’in (S.A.V)  hadisini ,Onun(K.S) hayatında yaşayarak bize hal ilmiyle örnek olduğunu anlamıştık.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*