share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Medrese ( Seydanın[k.s] Nazlı Gelini)

0 yorum
Medrese ( Seydanın[k.s] Nazlı Gelini)

İlim öğrenen her alimin hayalidir öğrendiği ilmi devam ettirecek varisler bırakmak.Gavsi Hizani  hazretleri vefat edeceği sırada bütün halifelerini toplayıp:

İsteyin şu anda duaların kabul olduğu zamandır demiş ve halifelerinden birisi muhabbet,birisi şehadet,biriside devamlı cezbe  talep etmiştir.Sıra Abdurrahman –ı Taği’ye gelince benim neslimden kıyamete kadar ilim ve tasavvufun devamını isterim demiştir.En zor zamanlarda bile Şeyh Abdurrahman –ı Taği ve  O’ndan sonraki evlatları gerektiğinde yerin altında bile ilim tedrisatına devam etmişlerdir.Böyle mübarek bir iklimde büyüyen Seydamız (k.s.a.) her zaman ilim tahsilinin önemini, Alimlerin ne zor şartlarda yetiştiğini ; Medreselerin islamiyetin olmazsa olmaz kurumlarından olduğunu defalarca anlatmış.Kendisinde ki bitmek tükenmek bilmeyen ilim aşkını bir nebzede olsa biz muhiplerine tattırmaya ömrünü adamış bir ilim ve irfan kahramanıydı.

Seydam( k.s.a.) ‘de son haccında Mekke’nin büyük alimlerinden Şeyh Muhammed Alevi hazretlerini ziyaret etmiş ve o büyük alim Seyda (k.s.a) ‘ye ‘’Gözlerin görmeyinceye kadar ilim  tedrisatında bulunursun inşallah ‘’diye dua etmiştir. Çok ileri dercedeki görme yetmezliğine rağmen Seyda’da bir aşk, bir hayal olan bu istek ömrünün son yıllarında  daha da karşı konulmaz bi hal almış gittiği her yerde medreseden ve medrese talebelerinden bahsetmeye başlamıştır.

Nurşin’e gidenler bilir Seyda (ks.a) ‘nın evinin salonunda bugünkü medreseye bakan büyük bir pencere vardır.Bu pencereden yıllar yılı Seyda’nın abdest ibriğini alıp kavak ağaçlarının bulunduğu bu yerde abdestini alır ve mübarek ellerini gökyüzüne kaldırıp dua ederdi.Bizlerde O’nunla beraber  duasına iştirak ederdik ama  duasını bizler bilmezdik.

Şimdi o kavak ağaçlarının yerinde duasının kabul abidesi olan medresesi dimdik ayakta.Medrese nasıl yapıldı diye sorulsa Seyda(k.s.a.)’da şöyle ifade ediyordu.’’Seyda Molla Alameddin’in evi ,kendi evimin üst katı,medreseyle beraber oldu.Bende anlayamadım Allah medresenin ve medrese talebesinin rızkını yoktan var ediyor.’’ Diyordu.

Medrese yapımının kararı alınınca bu hayrı tek başına yapmak isteyen kişilere müsaade etmemiş hayrın çok büyük olduğunu ve bunun paylaşılması gerektiğini söylemiştir.Hatta sevenlerinden gelen arabamızı satalım medreseye verelim veya bir maaşımızı izin verirseniz buraya harcayalım izin verin medreseyi bütün müştemilatıyla birlikte yapıp size teslim edelim diyen kardeşler elleri hep boş olarak Seydamızdan dönmüşlerdir.Seydamız kimsenin gönlünü kırmadan ve hayrı çok mahir bir şekilde herkese dağıtarak.Bütün muhipleri elbirliğiyle hayrını yapıp  bu ilim yuvasının yapılmasında katkıda  bulunmuşlardır.

Seydamız (k.s.a.) çok hasta olmasına ve bir çok sıkıntıya rağmen gün  boyu işçilerin başında durur,akşam son bir defa dolaşmadan  evine dönmezdi. Medresimize  2004 yılının temmuz ayında temeli atılarak  başlanmış 14 ay gibi kısa bir sürede  eylülde yapımı tamamlanmıştır.  Dört katlı olan binada  talebelerin derslerini çalıştığı ve ezberlerini yaptığı mutaala ve müzakere odası,müderrislerin odaları,misafirhane,koğuşlar,yemekhane ve müderrislerin aileleri ile birlikte  oturduğu iki adet lojman bulnmaktadır. En uygun şartlarda ve  standartlarda talebelerin tahsili için ne gerekiyorsa her şeyin düşünüldüğü ve sağlandığı maddesiyle manasıyla ilim ve irfan yuvası medresemiz artık hazırdı.

İlk olarak 25 talebe ile başlanıp kademe kademe artırılarak şu an 80 kişiye ulaşmış bulunmaktadır.

Medrresenin bitimine yakın Seyda(k.s.a) Erzurum,Van,Diyarbakır’a bizzat giderek müderris aramış,Diyarbakırdan Molla Muhyeddin hazretlerinin halifesi aynı zamanda kendisi ile beraber eğitim gören Mola Havi’yi,Erzurum’dan  Çokreşi Şeyhlerinden Molla Sıddık’ı bulmuştur.Molla Havi bi süre sonra ayrılmış,su an Molla Sıddık tedrisata devam etmektedir.Niçin bu zatı muhteremleri seçtiği de şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.Bu zatların ilim öğretmek talebe yetiştirmek hayattaki tek dertleri tek sıkıntıları.Medrese onlar için tek sığınak …

Medresede eğitim kitap bitirme usulüne dayanır,kitabını bitiren öğrenci yeni başlayan öğrenciye o kitabı öğretir.Böylelikle kademe kademe ,hem öğrenim,hem öğretim devam eder.En büyük mollaya  Seyda denir ve ilminde ilerlemiş olan öğrenciler gelir.

Medrese bir yandan devam ederken evde de  son sürat hizmet devam etmektedir.Bir yandan gelen misafirler ağırlanmakta,bir yandan da medresenin yatak yorgan hazırlıkları sürmektedir.Bütün hazırlıkları Seyda’nın Eşi  ( Annemiz )kendi elleriyle yaptı.

Seyda(k.s.a.) medresenin mali işlerinde o kadar titiz davranırdı ki bir cebini kendisine,diğer cebini medreseye ayırmıştı,Eşinin bir gün gelen bir dilenciye cebinden  para aldığını öğrenir ve  büyük bir endişeye kapılır.Paranın  medrese kısmından alındığını öğrenerek kızar,eşinin aynı miktarı oraya koyabileceğini söylemesi üzerine,böyle birşeyin uygun olmayacağını,o paranın emanet olduğunu ,diğerinin yerini tutmayacağını söyler.

Kilerde de evin ve medresenin ihtiyaçları ayrı bölümlerdedir.Bir seferinde evde bulunmayan birşey medresenin yiyecekleri kısmından alınıp yerine evin bi yiyeceği konularak yemek yapılmak istenmiş Seyda’yı arayıp sorduklarında ise O’nun  bu konuda hassasiyetiyle yine karşılaşılmış,böyle bişeyin olamayacağını Seyda(k.s.a.) vurgulamıştır.

Seyda (k.s.a.)  misafirlerine yemeği, medreseden değil kendi evinden yedirirdi.

Ankara’ya hastalığı vesilesiyle son gidişinden önce bütün talebeleriyle vedalaşmış,müderrisi Molla Sıddık’a bir vasiyetini açıklamıştır.Vasiyetinde eğer vefaat ederse medresenin ön bahçesinde talebelerin giriş kısmına gömülmek istediğini,böylelikle o çok sevdiği talebelerinin ezber seslerini devamlı duyabileceğini söylemiştir.Molla Sıddık ‘ta böyle bir vasiyeti kabul etmemiş,ailenin ve Molla Sıddık’ın isteğiyle vefatından sonra dedelerinin yanına Markat’a defnedilmiştir.

Her tuğlası ve  harcı aşk ve muhabbetle konulmuş Seyda (k.s.a.) mubarek nazarlarıyla bir dantel gibi ilmek ilmek nakış nakış örülmüş olan bu mübarek bina Seydanın (k.s.a.) evlatlarına bıraktığı en büyük miras biz kıtmırlerine en büyük teberrüktür.Mübarek evlatları bu mirasa sıkı sıkıya yapışmış sahip çıkmış sancağı yer düşürmeden daha da ileriye taşımışlar ve taşıyacaklardır .Allah (C.C.) onları başımızda eksik etmesin.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*