share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamın (k.s.) Dilinden Sobetler-10

0 yorum

Bir gün Resulü Ekrem (ASV) Hz. Ömer (RA) vekalet verdi. Sahabelerde Hz. Ömer’e (RA) günah işlememek için onun elinin üzerinde aht (biat) ettiler. Bu tarikat o mubaiyattan gelir inşallah. O zamanlarda Resulü Ekrem (ASV) mubaiyat ettirirdi. Sahabelerden bir çoğu vardı ki aynı gün Resulü Ekrem’e (ASV) gelip mubaiyatlarını tazelerdi. Çünkü mubaiyatlarında günah işlemeyeceklerine söz veriyorlardı. Şeytan onları günahla yoldan çıkardığı vakit hemen tevbe etmek için mubaiyatlarını tazeliyorlardı. Bir kısım Sahabe-i Kiram bir haftada mubaiyatlarını tazelerlerdi. En geç tazeleyenler ise Seydam (Molla Muhyeddin K.S) öyle diyordu, kırk günü geçmemiştir.

Tarikatta olan bir insan günah işlediği vakit tarikattan düşecektir. Bu yüzden Tarikat-ı Nakşibendi’de insan günah işlediği vakit tarikatını tazelemesinde kendisine fayda vardır. Bir insan nefsine sahip olmazsa şeytanın elinden kurtulamaz. Ve şeytan da kendisini tarikattan düşürecek işlere sevk eder. Ve böyle yaptığı vakitte de tarikattan düşer. Tarikattan düştüğü vakit de Saadat-ı Kiramın faydalarından kesinlikle faydalanamaz. Saadat-ı Kiramın himmetine girmemiz için tarikat tazeliyoruz. İmam Kutsi (RA) kendi eskiden okuduğu bir kitapta diyor ki : “İnsan sekerata girdiği vakit o insanın üzerine üç şeytan musallat olur. Birisi sağdadır, birisi solda , birisi de önündedir. Sağdaki şeytan onun babasının şeklindedir. Soldaki şeytan onun annesi şeklindedir. Önündeki şeytan ise büyük şeytandır. Sağdaki şeytan babası kılığındaki Sekerattaki insana diyor evladım ben senden evvel öldüm asıl din İslamiyet değildir, Hıristiyanlıktır. Sekerattaki adam öbür tarafa döner ve annesi kılığındaki şeytan ona evladım ben de senden evvel öldüm ancak gördüm ki asıl din ne İslamiyet ne de Hıristiyanlıktır, asıl din Yahudiliktir der. Sekerattaki adam bu sefer de önüne bakar ve o vakit asıl büyük şeytanı görür ve o şeytan da adamı kendisine imana ve ibadete davet eder nauzubillah. Rabbül Alemin bir insanın imanını kurtarmasını irade ettiyse kendi kullarından birini onun imanını kurtarması için onun yardımına gönderir. Hatta bir sahabe diyor ki : “İnsan abdestli iken ölürse Cebrail (AS) onun sekeratında hazır olur.

Seydam (Molla Muhyeddin K.S) kendi şahadetiyle anlatıyordu Allah himmet etsin inşallah. “Hazretin (KS) bir sofisi vardı. Hasta olmuştu ben de sormaya gittim. Adam bana çok hastayım diyordu. Biraz halini sorduktan sonra eve gitmek için vedalaştım. Bana dedi ki beni terk etme çok ağır hastayım beni bırakıp gitme. Ben de dedim ki bazı işlerim vardır onları halledip geleyim. Adam dedi ki o zaman sen gelene kadar ben ne yapayım ne söyleyeyim. Ben de nefy-i ısbat zikrini yaniLailaheillallah zikrini ben gelene kadar çek dedim. Ben gittikten sonra o sofi kötü olmuş. Geldiğim vakit baktım ki sofi ağlıyor. Sordum niye ağlıyorsun diye. Dedi ki sen gittikten sonra çok çirkin bir adam yanıma geldi ve bana sen çok hastasın, ölüm halindesin hangi kelimeyi o kadar çok tekrar ediyorsun dedi. Ben de Kelime-i Tevhit çekiyorum dedim. Bana o çok uzundur sen de yaşlı ve çok hastasın o lafzın yerine sadece bir kere Lailahe dersen yeter. İllallah demene de gerek yok. -Malumunuzdur ki hangi insan Lailahe dese de İllallah demese küfre girecektir-  Adam diyor ki ben de tam onun gibi söylemeye niyet ettim ki bir baktım Hazretin (KS) sesi geldi ‘O melundur onu dinleme’ dedi. Hazretin sesiyle o insan duman oldu pencereden çıktı gitti. Baktım ki kapı açıldı Gavs-ı Hizan (KS), Seyda-i Taği (KS), Hazreti Diyaeddin (KS) kapıda hazır oldular. Dediler ki ‘Mola Muhyeddin (KS) sana ne dedi ise onun dediği gibi yap.’ Sonra kalkıp gittiler. Ve konuşması bittikten sonra Lailaheillallah deyip o Sekerattaki adam vefat etti.”

İnsan düşündüğü vakit bu fayda dünya ile değiştirilemez. Çünkü onlar imanı kurtarma sebebi olacaktır inşallah. Onlar Allah’ın dostudurlar. Resulü Ekrem (ASV)“İnsanın haşrı mahbubuyla beraberdir” demiştir. Eğer siz de ciddi olarak aşık olursanız, kesin olarak haşrınız maşukunuzla yani onlarla beraber olur. O zaman imanınız muhakkak muhafaza edilmiş olur. Bizler nasıl Allah’ın, Resulü Ekrem (ASV) cemaatine gireceğiz. Bizde iman olacaktır ki onlarla beraber olalım. Ne kadar büyük bir nimettir. Bu yüzden İman-ı Rabbani (KS) “ Tarikatımıza girenler kimin ulusudur, babası kimdir, anası kimdir, isimleri nelerdir, hepsini de Rabbül Alemin (CC) bize ilham etmiştir. Ahir zamana kadar ne kadar tarikatımıza girse haberimiz vardır.”

Neden İmam-ı Rabbani (KS) bunu söylemiş. Elbette ki bu bizim için bir müjdedir. Yani bir insan bu zamanda tarikata girmişse İmam-ı Rabbani’nin bundan haberi vardır. Bizim için, anamız için, babamız için dua etmiştir. Şefaat eder, bu gerçekten büyük bir nimettir, müjdedir.

Seydam Molla Muhyeddin (K.S) : “ Bizim tarikatımıza girmeyen alim yoktur, yalnızca İmam-ı Nebevi girmemiştir. O da kendini tasavvuf ilmiyle kurtarmıştır. Bir de mütaahhirlerden Bediüzzaman (RA) ilmiyle kendini kurtarmıştır. Öbürlerinin hepsinin mesela İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam-ı Hanbel, İmam-ı Malik bunların hepsinin de şeyhleri vardır. Şeyhsiz kimse kalmamıştır.” demiştir.

Eğer haşa ve kella şeyhe ihtiyacımız kalmasaydı, tek ilim yeterli olurdu o mübarek zatlar da tasavvufa girmezlerdi. Şeyhlerinin arkasından gezmezlerdi. Hatta rivayet göre İmam-ı Şafi’nin şeyhi bir çobanmış. Yani bakınız ne kadar garip bir şeydir. Neden çünkü Allah’ın dostudur, onlar sevilirler.

Bir gün İmam-ı Şafi ve İmam-ı Hanbel (RA) İmam-ı Şafi’nin şeyhinin yanına gidiyorlar. İmam-ı Hanbel diyor insan namazda kunut duası okumayı unutursa ne lazım olur. İmam-ı Şafi mezhebimizde sehiv secdesi etmek lazım olur. Fakat diyor mezhebimizde nasıl insan Allah’ın huzurunda olursa Allah’ın karşısında nasıl kendini sehv edecek. O öyle dediği vakit İmam-ı Hanbel bayılıyor ve başındaki yere düşüyor. Bakınız onlar ne kadar muhterem zatlar imiş. Rabbül Alemin bizi onların hatırına  versin sizler de buraya kadar tevbe tazelemek, Meşayihi Kiramın yeminini etmek için gelmişsiniz. Rabbül Alemin inşallah size mükafatını verecektir. Alahü Teala sizden de bizden de hepimizden de razı olsun inşallah.AMİN…

Önemli Not: Burada yayınlamaya çalıştığımız sohbetler birebir Seydam Şeyh Fadlullah’ın (K.S) ağzından dökülen sözleri ve sohbetlerinden derlemelerdir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*