share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamın (k.s.) Dilinden Sobetler-8

0 yorum

Norşinden; (Seydamın Dilinden – 04.02.2007, 10:45)

Kevser Ve Maun Surelerinin Tefsiri

Kevser Suresi:

Resulullah (ASV)’den bir hadis rivayet olunmuştur. Sahih derecesi ne kadardır bilmiyoruz. Diyor ki “Kevser cennetin bir nehridir, bir havuzudur. Rabbül Alemin (CC) bana vaat etti yani söz verdi ki o nehirde-havuzda ümmetimden herkes olacak. Rabbül Alemin (CC) Kevser’i bana verdi. Kevser baldan daha tatlı, sütten daha beyaz, kardan daha soğuk, kaymaktan daha yumuşaktır. Kim ondan bir kere içerse daha hiçbir zaman susuz kalmayacaktır.

Bir de demiştir ki “ Kevser nedir, Kevser cennette bir havuzdur. Kevser ümmetimin alimleridir. Kevser Resulü Ekremin (ASV) evlatlarıdır.” Yani biz sana iyi evlatlar verdik demek istiyor Rabbül Alemin (CC)”. Biz senin ümmetine iyi alimler verdik diyor. Ve yahut da Kevser Kuran’dır, kadere inançtır.

Kevser Suresinde Allah Teala (CC) namaz kılın buyuruyor. Resulü Ekrem (ASV) zaten namaz kılardı. Yani namazı ihlas haliyle daimi kılın diyor Rabbül Alemin (CC). Sahte gibi olmasın, namazınızın içinde riyakarlık olmasın. Birisi dese ki neden namaz kılınıyor. Elbette ki şükür için. Arza bakılıp şükür edilir, semaya bakıp şükür edilir yoksa neden namaz kılınsın ki. Denilir ki tüm şükürlerin çeşitlisi namazın içerisindedir. Onun için Rabbül Alemin (CC) dedi ki namaz kılın. Ve buyurdu ki sadaka verin. Araplar için en değerli şey deve idi. Develeri sadaka olarak verin denildi. Ebu Cehiller, münafıklar, fakir fukarayı bilmiyorlardı. Siz onlar gibi olmayın. Muhtaç kişilere sadaka verin. Mutlaka sadaka verin, namaz kılın. Bayram namazını da kılın. O değişik bir namazdır, devamlı kılınan bir namaz değildir.

Bu sure aynı zamanda kurban kesmeye de işarettir. Kurbanın da vacip olduğunun delili budur.

Ayete başka manalar da verildi:

….şanieke…: O sana buğz ettiği için düşmanlık yapıyor.

….hüvel ebter: Burada müşrikler birbirlerine Resulü Ekrem (ASV) için “Onun evladı yoktur, bereketi yoktur, oğulları vefat ettiler, peygamber gittikten sonra onun davası da ortada kalacaktır ve ortadan kalkacaktır, dünya bize kalacak” diyorlardı. Rabbül Alemin (CC) reddetti. Dedi ki “ Sen evlatsız değilsin, bütün ümmet senin evladındır, senin düşmanların evlatsızdır. Çünkü müşriklerin evlatlarının bir kısmı öldü, bir kısmı da müslüman oldu. Böylece onlar evlatsız kaldılar. Müslüman olanlar da senin evladın oldu.” demektedir.

Burada Gavs-ı Hizan (KS) dedi ki: Tarikata giren kişiler de Sadat-ı Kiramın (KS) evladı olur. Neden? Çünkü gavurların (müşriklerin) evladını Rabbül Alemin (CC) müslüman oldukları için Peygamberimizin (ASV) evladı sayıyor. Tarikatta da başkalarının evlatları tarikata girdikleri vakit manen Şeyhlerinin ve Sadat-ı Kiramın evlatları olurlar. Zaten sahih olan da budur.

Bu tefsir işaret etti ki ….şanieke…: Sana buğz edenler onlar evlatsızdır. Burada bir illiyet vardır. Niye düşmanlık ediyorlar, çünkü senin düşmanın oldukları için. Ebter kimdir: Onlardır. Niye onların evlatları yoktur. Çünkü onlardan yana güzel bir şey kalmadı. Şimdi biz kalkıp sabahtan akşam kadar Ebu Cehilin kötülüğünü söylüyoruz. Onların nesebi nerdedir, elbette ki kalmadı. Ama Resulü Ekremin (ASV) kavli kalır. Mevla Teala (CC) “Ahirette sana öyle dereceler var ki bunlar sayılamaz, yazılamaz ve insan aklı ona yetişemez” diyor. Bu konuda hadis vardır sahihlik derecesi nedir bilmiyorum. Efendimiz (ASV) “Kim Kevser’i okursa cennette bir çok nehirler vardır ve bütün bu nehirlerden içecektir” buyurmaktadır. İnşallah.

Maun Suresi:

Eraeytellezi: “Dini yalanlayanlar, yetimlere kötü davrananlar, bu saçma işleri kimler yapıyor bana söyleyin.”

Mesela insan bildiği bir şey için “yav bu nasıldır, bunun aklı yok mu bunu böyle yapıyor” der. Hayret ettiğinden, merak ettiğinden dolayı böyle der. Rabbül Alemin (CC) de biliyor ki insan kötü bir iş yapmıştır. Garipsediği için diyor ki “ kim o dini yalanlıyor, yetime kötü davranıyor.” Peki o kimdir? O Ebu Cehildir. Onun meselesi şudur: Ebu Cehilin yanında bir yetim vardı. Ona emanet edilmişti. Ama Ebu Cehil ona kötü davranıyordu. Yetime yumuşak bir şekilde değil de kötü bir şekilde davranıyordu. Onu azarlıyor ve def ediyordu. Bu çok kötü bir ahlaktır. Halbuki o yetimin babası çocuğu Ebu Cehile emanet etmişti. Yetimin elbisesi yoktu. Ebu Cehil o çocuğa bir şey alsa her zaman başına kalkar ve geri isterdi. Eğer istediğini de alamazsa o yetimi asasıyla dövüp def ediyordu. Yetime yardım edeceğine onu terk ediyordu. Kendi terk ettiği gibi ailesini de ona bakmaya teşvik etmiyordu. Yani burada bir yetim vardır, ona yardımcı olun demiyordu. Neden böyle yapıyordu peki. Çünkü o inanmıyordu ve zalimdi.

“O namazı dosdoğru kılmayanlar. Onlara azap olsun. Namazdan gafildirler, namazlarını terk ediyorlar ve istiğfar da etmiyorlar.”

İnsan riyakarlık yapıyor, sahtekarlık yapıyor, amellerini başkalarına gösteriyor ve zekatı vermiyor. Bırak yetimlere yardım etmeyi onlara iltifat dahi etmiyor. Ayrıca namazlarında da gafil kalıyorlar.

Kimde riyakarlık varsa, onda küfür hasleti vardır. O şekilde namaz kılanın hem Rabbül Alemine (CC) karşı hem de insana karşı ahlakı çok pistir, çok çirkindir. Rabbül Alemin (CC) hepimizi affetsin inşallah.

Önemli Not: Burada yayınlamaya çalıştığımız sohbetler birebir Seydam Şeyh Fadlullah’ın (K.S) ağzından dökülen sözleri ve sohbetlerinden derlemelerdir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*