share
share this article on digg Linkedin Üzerinde Paylaş Google+ Üzerinde Paylaş Facebook Üzerinde Paylaş
this

Seydamın[k.s] Dilinden Sohbetler-22

0 yorum

Allah sizden razı olsun.Müslüman var mümin var.İslam var iman var.Bizim bu kelimeleri birbirinden ayırmamız vaciptir.Ve insan nasıl olursa mümin ve yine nasıl olursa Müslüman olur bunu bilmemiz gerekir.İman kalble inanmak demektir.Allahın kuarallarında ise kalb ile inanan dil ile ikrar eden demektir.Bir insan kalb ile inanmadığı vakit yüzbin defa lailahe illallah dese kıymeti yoktur.

Fakat kalbi inanırsa ki Rabbülalemin vahiddir ehaddır meleki kiram vardır  Rasulü Ekrem yine vardır,haşır var neşir var amentüde geçen 6 rükun vardır.Fakat insan bunlardan birisini ikrar etmediği vakit ne kadar inancı olsada insan mümin olmuyor,Müslüman olmuyor.Nasıl ki Ebu Talib Hz.Ali(ra) babası,Rasulü ekremin amcası ne kadar O’nun arkasında olduğu Ona güvendiği halde dil ile ikrar etmediği için küfür üzerine gitmiştir.Ebu Talib sekarata girdiği vakit Ebu cehil gibi gevurlar onun başında oturmuştu.Rasulü Ekrem onun için çok üzülüyordu çünkü o peygamberimizi çok savunmuştu onu muhafaza etmişti.Rasulü Ekrem onu imana getirmek için çok da dua etmişti.Hatta ölümünden sonra Rasulü Ekrem üç gün üç gece evinden çıkmadı.Ayet nazil olana kadar çıkmadı bundan sonra çıktı.Rabbül Alemin ona hidayet vermediği için bildiği halde dille  ikrar etmediği için onun inancı kabul edilemedi.Sekerat halindeyken Rasulü Ekrem Ebu Talibin yanına her beş dakikada bir gidiyordu ve Ya Ebu Talib kul lailahe illallah kelimeten tayyibeten li enni üşhidü biha kıyameh (ey ebu talib sen bu güzel kelimeyi lailahe illallah de ben de kıyamet gününde diyeyim ki benim amcam Müslüman olmuştur).Onun yanındaki kefereler Ebu cehillerse Ya Ebu Talib sen nasıl babanın dedelerinin dinini bırakırsında kardeşinin oğlunun dinine girersin,ayıp değil midir ? derlerdi.Ve hasıl Ebu Talib Rasulullaha şu cevabı verdi :

Velakad alimtü bi enne dine muhammeden hayran min hadi dinil beriyya lev rahazaru(ben kesin olarak hz.Muhammedin dinini dünyadaki diğer dinler arasında en hak en doğru buldum.Yalnız hak odur onun dışında hiçbir şey değildir.) Ve ebu talib demiştir ki ben bilseydim kureyş kadınlarının arkamdan Ebu Talib sekarat halinde korktu da kabul etti demeyeceğini ikrar ederdim.

Ve bu zat o kadar hizmet ettiği halde gene imansız gitti.Demek ki imanın temeli hem inançtır hem ikrardır.Bilirsiniz neyi ikrar ederiz: Amentü billahi(Allaha inanmak)ve melaiketihi(meleklere inanmak)ve kütübihi(kitaplara inanmak)vel yevmil ahiri(ahiret gününe inanmak)ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minellahi Teala (kaza ve kaderin hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inanmak).Bunların hepsi birer ikrardır.Bunlardan tek biri inkar edilirse dese ki kuran Allah tarafından gelmemiştir veya gelmiştir ama artık zamanı geçmiştir bu olmaz onu diyen davuldur.Çünkü küfrün 4 çeşidi vardır.Biri küfri inadidir.Küfri inadı odur ki biliyor fakat inat ediyor.Şimdi ki Ebu cehiller gibi ve Rasulü Ekrem zamanındaki Ebu Cehil gibi..Ebu Cehil bilirdi fakat inat ederdi bu yüzden ona iman getirmezdi.Hatta bir gün bir fakir Mekke ehli değilmiş malı parası ebu cehildeymiş ebu cehil gaspetmiş.Nasıl ki şimdiTBMM de her partinin başkanının yeri bellidir orda da öyle .O fakir kişi geliyor diyor ki siz nasıl insanlarsınız Ebu Cehi benim hakkımı almıştır ondan alın.Ordakilerde diyordu ki git birisi vardır Muhammed (sav)dir.Ebu Cehil onun sözünden çıkmıyor madem ki rasul sözünü dinletsin.Bunu yaparken amaçları Rasulü Ekremi aciz etmekti.Çünkü onlar biliyorlardı ki Rasulullah fakir insanlara çok üzülüyor ve sırf onu rahatsız etmek için. Daha sonra peygamberimiz bunu sana kim söyle  diye sorunca o fakir insan bana beytin etrafındaki bütün kureyş söyledi ve madem o rasul sözünü dinletsin dediler diyor.Rasulullaha bir hiddet geliyor ve ebu cehilin kapısına gidiyor ve herkes diyor ki bu nedir böyle sübhanellah .Ebu cehil kapıyı açıyor ve Rasulullah diyor ki :

Ebu Cehil sen bu fakirin niye parasını vermiyorsun? Ebu Cehilde başım üstüne diyor ve içeriden parasını alıp getiriyor.Ordakiler şaşırıyorlar ve ebu cehil yanlarına geldiğinde hayırdır sen niye böyle yaptın diyorlar.Ebu cehilde diyori vallahi ben onun parasını vermeseydim her omzunda bir tane aslan vardı ağızlarını açmışlardı beni yerdiler.Buna rağmen inat ediyordu bu yüzden iman getirmezdi.İşte iman inanmak demektir ve müminse hem inanmak hem de ikrar etmek demektir.İnsan namaz kılsın kılmasın oruç tutsun tutmasın Allaha meleklere kitaplara rasullere inanırsa ve onlar vardır derse mümindir.Fakat günahkar mümindir.Onun imanı ona fayda verir mi vermez mi o islamiyetten belli olur.İslam nedir?Allahın kanununa itaattir.Müslüman nedir?Hem inanmış hemde Allahın kanunlarına itaat etmiş demektir.İnsan Allahın kanununa inansa fakat yerine gertirmesi veya tam olarak yapmasa o insan ne olur o yine gevurdur.Ne kadar dese ki La ilahe illallah muhammeden rasulullah,ben Müslümanımelhamdülillah tek bir Allahın kanununu itaat etmese yani inkar etse dese ki bu Allah tarafından gelmemiştir ve ya bu yanlıştır küfre gidecektir.Yüz bin defa dese ben müslümanım ,hacca gitse ,namazın içinde olsa o insan mümindir Müslüman değildir.Fakat bir insan Allahının kanunlarına islamın şartlarına şeriatın rükunlarına inanırsa ve itaat ederse  birini eksik yapsa mesela bir kadın çarşıda pazarda saçı açık dolaşsa dese ki ben biliyorum fakat nefsim böyle istiyor yapamıyorum veya ben gencim sonra tevbe ederim ;oruç tutmasa sonra yapıcağım dese nefsin iştahıyla yaparsa işte o zaman mümindir müslümandır fakat günahkar bir müslümandır.O yüzden Rasulullah (sav) diyor ki ahir zamanda insan camiden çıktığında iman çıkıyor fakat imanın çıktığında haberi olmuyor.Nasıl ki bir yoğurttan bir kaşık alırsınız onun haberi olmaz aynı şekilde insanın başından iman çıkıyor ve yine haberi olmuyor.Yine başka bir hadiste Rasulullah (as) demiştir ki :

Ahir zamanda öyle olur ki camide insanlar vardır fakat başlarında iman yoktur.

Demek ki müminle Müslüman birbirinden ayrıdır.Mümin olursa Müslüman olmazsa yine bir kıymeti yoktur.O yine cehenneme gidevektir.Veyahut Müslüman olursa fakat mümin olmazsa yine cehenneme gidiyor.Bir insan 24 saat kuran üzerinde olursa namaz kılarsa hadis okursa bu insan tek bir Allahının kanunu inkar ederse veya haram olana helal derse mesala içki helaldir kumar helaldir derse o insan dinden çıkmış olur.Yaptığı bütün amelleri boşuna gidecektir.Birgün Rasulullah sahabe ikrama sormuştur : Sizin yanınızda müflis kimlerdir ? diye .Onlarda  müflis bizde malı mülkü olmayan kişidir.Rasulullah ise müflis bu değildir.Müflis odur ki kıyamet günü Sırat köprüsü kurulduğu vakit sırat köpüsünde 5 yer kurulacaktır.İnsan kıyamet gününde mahşere çıktığında köprünün üzerinde 5 karakol vardır.1.karakol insan iman getirmiş mi getirmemiş mi ,2.karakol insan namaz kılmış mı kılmamış mı kıldıysa geçecektir yoksa ateşe atılacaktır ,3.karakol zekattır zakatını vermiş mi vermemiş mi ,4.karakol oruç tutmuş mu tutmadıysa yine onu cehenneme atıyorlar,5.karakol haccını yapmış mı yapmadıysa yine cehenneme atılıyor.

Bazı insanlar var ki bu 5 rüknu yerine getirmiş; namaz kılmış oruç tutmuş hacca gitmiş ….Herkes oraya toplanmış peygamberimiz şefaat için bekliyor.Bu 5 karakolu geçtikten sonra zannediyor ki hiç günah işlemedi hata yapmadı Müflis odur ki bu köprüden geçentikten sonra diyorlar ki bizim bir halimiz kalmadı daha bir cabamız yoktur fakat mahşer meydanına indikten sonra Rabbül Alemin yeni bir defter açıyor davacılar geliyor dava açıyorlar.Birisi geliyor diyor ki Ya Rabbi bu benim kocamdır,karımdır,komşumdur ve yahut ne olursa olsun benim evimde hırsızlık yaptı ben buna davacıyım.Rasulu Ekrem (as) geliyor kocası karısının hakkını almışsa geliyor ona veriyor, çocuğuna kötü muamele etmişse geliyor onun hakkını ona veriyor,çocuk kötü muamele etmişse onun hakkını ana babaya veriyor.İkincisi geliyor diyorki Ya Rabbi bu adam benim ırzıma tecavüz etti ve yahut benim şerefimle oynadı ,beni tehdit etti,benim arkamdan gıybet etti ; Allah hakkını alıyor onun elinden ve diğerine veriyor.Ve artık dava bu şekilde çoğalıyor çoğalıyor sonuna kadar gidiyor ve sevabı bir zerrecik kalmıyor.Hepsi müstehaklara gidiyor ve adam orda miskin olarak kalıyor.Daha sonra yine hak kalınca bu sefer Allah onu cehenneme atıyor ve kendi ihsanından o mazlumların haklarını veriyor.İşte müflis budur.

Demek ki dünyada yaptığımız hiçbir şey karşılıksız kalmıyor.Nasıl ki ayeti kerimede diyor : Tek bir zerrecik insan amel edersede görecektir kötü şey de yaparsa eğer Allah affetmezse karşılığını görecektir.

Peygamberimizin son zamanlarından itibaren Kuranın indirilmesi bitti,hadisler geldiler gittiler,sahabeler geldiler gittiler,müçtehidler geldiler gittiler,şah ve şayhler geldiler gittiler ,Allah yolunda savaşanlar geldiler gittiler,yatsı namazı abdestiyle sabah namazını kılan İmam Azam gibi zatlar gittiler bunlara dünya kalmadı ve onlar devamlı korku halinde sabaha kadar Ya Rabbi bizi affeyle Ya Rabbi Hz.Muhammedin ümmetini affeyle diyorlardı .Fakat şu anda öyle bir zamandayız ki akşam oluyor televizyonun etrafında toplanıyoruz ,ahlaksız filmler izliyoruz.Vicdansız zalim sözler Allaha karşı gelenlerin sözlerini dinliyoruz azıcık olan imanımızı da zayıflatıyoruz,sabah namazına kalkamıyoruz tabi bizde belalarla başa çıkamıyoruz.

Gavsi hizana sormuşlar Rasulü Ekrem de nesh  varmıymış.Nesh öyleki siz bilmiyorsunuz insan bir günah işlediği vakit Allahu Teala onu nesh ederdi.Yani onu yeraltında görürdü,buğuz ederdi,kötü bir hayvan ederdi de sonra ölürdü.Fakat Rasulullah (as) ümmetinde bu yotu.Çünkü Rasulullahın hatırası için zahiri nesh kaldırılmıştır fakat manevi nesh vardır,diyor.Mesela bazı insanlar vardır şeklen insandır fakat ruhları domuz olmuştur haberi yoktur.Peki bunun alameti nedir? Nesh olan bir insan vaaz ona verildiği vakit vaaz ona tesir etmezse , günah işlediği vakit ondan pişman olmazsa o insan kesin bilsin ki maneviyatı çökmüştür,ruhu nesh olmuştur.Acaba bizim maneviyatımız çökmüşmüdür çökmemişmidir kendimizi araştıralım.Bu kadar günahın içindeyiz acaba pişman oluyormuyuz.O zaman kendi halimizi biliriz.

İmam Şafi gece yarısı kalkardı sabaha kadar ağlardı ve Ya Rab ben zayıf bir insanım.Cehennemde yanmaya gücüm yoktur.Bana bir tevbe nasip et ki o tevbeyle beni merhametine kavuştur.

Hz.Ebu Bekir nasıl ki peygamberimiz ben peygamberim dedi iman etti,malını canını  bu yola verdi .Bir gün Ebu Bekirin komşusu Rasulullaha geliyor ve diyor ki  beni Ebu Bekrin komşuluğundan çıkartın.Peygamberimiz neden diye sorunca diyor ki Ebu Bekir zengin bir insan her gece evine et getirir kebab yapar ben fakir bir insanım çolk çocuk bu kokuyu duyunca benden istiyor ben nasıl getireyim diyor.Rasulullah diyor ki o koku Hz Ebu Bekirin kalbinden gelen bir kokudur.Allahının korkusundan hayadan yatmıyordu.Ve sabah namazından evvel Ya Rabbi sen fakir,zatsız bir insana sen lütuf eyle diyordu.Acaba haşa ve kella yanlış mı diyordu.Veyahut biz rabbimizi tanımıyoruz.Allahın muhabbetine dünyanın muhabbetinden yer kalmamıştır.Kalbimiz saki olmuştur siyah olmuştur.Allahın nuru daha kalbimize yerleşmemektedir.Eğer Allahın nuru kalbimizde olsaydı bizde gece sabaha kadar yatmazdık,İmam Azam gibi yatsı abdestiyle sabahı kılardık.Nasıl ki Muhammed Diyauddin gece kalkardı caminin kapısına gelirdi ve ya rabbi bizim evimiz yoktur senin evinden başka bizi benim hanımımın hatırasına affeyle derdi biz böyle yapabilir miyiz.Eğer kalbimizde Allahın nuru olsaydı bizde ashabı kiram gibi nasıl onlar İstanbula geldiler burada şehadet verdiler  fakat maalesef hiç birisini biz yapamıyoruz.Müslümanın elhamdülillah diyoruz.Ama acaba gerçekten öylemiyiz?Valla bunu bilmemiz lazım.Her saniyede bizim üzerimize ya sevap yazılır ya günah.Evet Allahın rahmeti boldur fakat gazabıda vardır bunu iyi bilmek gerekir.Rasulu Ekremin kıymetini ve hatırasını çok iyi bilmemiz gerekir.Bizim güvencemiz amellerimiz değildir.Bizim güvencemiz eğer Rasulü Ekremin muhabbeti,sadatı kiramın muhabettidir.Eğer öyle değilse sekarat halinde imanımızı çok zor kurtaracağız.Rasulullahın aşkı nasıldır aşıkla maşukun aşkının üstündedir.Çok insan vardır ki Rasulü Ekrem aşık olduğu için yan yana rüya değildir dünyaya beraber gelmişler onunla Allah izin vermiş beraber gezmişler.İmam Suyuti yetmiş sekiz defa Rasalullahla beraber oturmuşlar Rasulullah ile sohbet etmişlerdir.Bunun hepsi muhabbettendir.Eğer bizim muhabbetimiz ciddi olsaydı onda biri veya yüzde biri olsaydı senede bir defa Onu rüyada görürdü.Nasıl ki biri çocuğu kaybolsa ona muhabbeti fazla olduğu için rüyasında görürse Rasulallahıda aynı şekilde görürüdük.Fakat maalesef Rasulallahı hiç birimiz rüyada göremiyoruz görenlerinde nimetini kadrini bilemiyoruz.O alimler ki Seydayı Taği (ks)  gibi ravzayı mutahharada Rasulullah ile görüşmüşlerdir.Bizde hiç yoktan Rasulullahın arkasındaki varislerini kalbimize yerleştirelim.Belki Rabbül Alemin bizi onların muhabbetinin hatrına verir inşallah.Seyda Ahmed Rufaullah tarikatı Rufainin şeyhiymiş.Hacca giderken ,ravzayı mutahharaya çıkarken “esselamüaleykün ya ceddi” diyor.Ravazyı Mutahharadan ses geliyor “aleykümesselam ya evladi”Ravzaya girerken de şöyle diyor :

Uzak yerlerden ruhumu gönderiridim gelirdi senin elini ayağını öperdi Ya Rasulallah bu büyük nimeti Rabbül Alemin bana nasip eyledi cismimle buraya gelmişem Ya Rasulallah siz sağ elinizi uzatında ben bir öpeyim Ya Rasulallah

O sırada Ravzayı Mutahhara açılıyor ve Rasulullah o mübarek elini çıkartıyor ve o zat elini öpüyor.İşte İslamiyet muhabbet böyledir.Eğer muhabbetimiz böyle olsaydı Rabbül Alemin de bizim bu duamızı kabul ederdi.Muhabbet öyledir ki Şeyh Mevlana  Halidin halifesi her namaz kılarlarken ettehıyyatü vesselevatü veddayyibat essalamü aleyke deyince Rasulullah Aleykümselam ve rahmetullahi ve berakatüh der ; Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulüh deyince yine Rasulallah Ben Allahın kulu ve rasulüyüm derdi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*